BİR TANE DÜNYA
Ocak ayının ilk haftasında adet olduğu üzere daha hafif konulara değinilir. Gazetelerde genelde güne yarı sersem girenlerin zihin durumları dikkate alınarak dileklerle kehanetlerin birbirine karıştığı cümleler rastlamak pekala mümkün. Büyük bir kargaşa eylemlere de yansımaya başlar.Önce telaş sonra dinginlik yaşanır her yerde…
Ben de hep yazmak isteyip fakat süreklice zamanı değil diye ertelediğim bir konuya ortasından giriyorum. Ama gelin görün ki ülkece yaşadığımız olaylar yazıya toplumsal bir anlam kazandırınca başını yakalasa sonunu bulmakta zorluk çekiyor insan. Devamını oku »

Geçmiş zamanlarda bir dustur vardı parayla kültürün satın alınmayacağına dair . Üniversitenin kıyısında gezinenler ile şöyle bir kaç kitap karıştıranların teselllisiydi bu alacalı söz. ‘Zengin olmuş ama adam olamamış,evet çok zengin ama hertarafından sonradan görmelik akıyor’ gibi sözlere rastlamak mümkündü.
Bizim ülkemizde süreklice hortlayan bir konu vardır. Hangi toplulukla konuşursanız hangi sözle yola çıkarsanız o sanki gidilecek yolda en işlek caddedeki mutlak duraktır. Bu hortlağa gelen her yeni iktidar eninde sonunda bir şekilde bulaşır bazen de kendini konunun içinde bulur.
Bir felsefesin ki sen iflah olmaz sana bulaşan. Bilgelikle yola çıkanların budala olarak gerisin geri döndüğü yersin. Hiçliğin ülkesinde kendini aratan ve kendini yontma adına bir çekiçle vurduran o çok fazla sensin.


