BİR TANE DÜNYA

5 Ocak 2008

Ocak ayının ilk haftasında adet olduğu üzere daha hafif konulara değinilir. Gazetelerde genelde güne yarı sersem girenlerin zihin durumları dikkate alınarak dileklerle kehanetlerin birbirine karıştığı cümleler rastlamak pekala mümkün. Büyük bir kargaşa eylemlere de yansımaya başlar.Önce telaş sonra dinginlik yaşanır her yerde…

Ben de hep yazmak isteyip fakat süreklice zamanı değil diye ertelediğim bir konuya ortasından giriyorum. Ama gelin görün ki ülkece yaşadığımız olaylar yazıya toplumsal bir anlam kazandırınca başını yakalasa sonunu bulmakta zorluk çekiyor insan. Devamını oku »

ZAMANIN KARADELİKLERİNE CEVAP KARAKUTULAR

23 Aralık 2007

Yaşamın karadelikleri ve karakutuları vardır. Kum taneleri bitime doğru daha hızlı ilerlerken tüm delikler ve kutular kızılötesi bir zamanda geçer gözlerimizin önünden. An be an saniye saniye…Tarihin saatinde yelkovan alıp başını yürüdü molasız, bitim ziline yaklaştı fakat hayli moralsiz.

Hrant Dink cinayetiyle başlayan seçim tartışmalarıyla başını alıp giden günlere terörün yıkıcı etkisiyle sarsılsak da futbolla yer yerindek oynatsak da türbanla taçlandırsak da tartışmaları; düşen uçakla yere zorunlu olarak  indikten sonra Fazıl Say’ın ülkeyi terk etme aşaması derken yaşlandı son demlerinde sene.

‘İnsan kırk yaşına kadar bir kitabın kahramanı kırk yaşından sonra ise bu kitabın yorumcusudur’. Yaşam kitabının kahramanı olurken karadelikler edinirsiniz bilmeden istemeden fark etmeden . Devamını oku »

ZENGİNLİK KALEYSE KÜLTÜR ATTIR

14 Aralık 2007

Geçmiş zamanlarda bir dustur vardı parayla kültürün satın alınmayacağına dair . Üniversitenin kıyısında gezinenler ile şöyle bir kaç kitap karıştıranların teselllisiydi bu alacalı söz. ‘Zengin olmuş ama adam olamamış,evet çok zengin ama hertarafından sonradan görmelik akıyor’ gibi sözlere rastlamak mümkündü.

Bunun yanısıra zengin olanların belli bir kültür kopleksi taşıdıklarını düşünüp kendi kendilerini rehabilete etme durumu oluşurdu.

Kutsal kitapta Süleyman’ın dediği ‘zengin adamın düşünde zenginlik bir kaledir’ sözü gibi belki de kültürlü olanın da düşünde kültür gökyüzüne doğru şahlanan bir attır ama genelde ‘zenginin okuyacak,okuyanın zengin olacak zamanı yoktur’derler. Artık bu konuda da bir uzlaşım var gerçi . Devamını oku »

ASRİ SORUN HORTLAYAN PROBLEM

3 Aralık 2007

Bizim ülkemizde süreklice hortlayan bir konu vardır. Hangi toplulukla konuşursanız hangi sözle yola çıkarsanız o sanki gidilecek yolda en işlek caddedeki mutlak duraktır. Bu hortlağa gelen her yeni iktidar eninde sonunda bir şekilde bulaşır bazen de kendini konunun içinde bulur.

Yakınlara gelmedikçe bizi ilgilendirmedikçe ancak son haddinde başka bir değişle yumurta kapıya varınca halk eylemde… Artık anlamadığından mı duyarsızlığından mı güvensizliğinden mi çoğunlukla halk bu konuya hassas ama korkartır.Son anda kavramıştır olayı hep son anda yapmıştır itirazı ne hikmetse hep dönülmeyen yerde…

Nasıl başarıyoruz küflü konuları tekrar gündeme getirmeye biliyor musun? Konuya virgül koyan her iktidar bir şekilde kendi düşünce iklimine doğru rüzgar estiriyor da ondan. Güçlendikçe dişleri keskinleşen bu hortlakların besin kaynağıdır bunlar. Devamını oku »

BUGÜNÜN ADI: SEN

22 Kasım 2007

Bir felsefesin ki sen iflah olmaz sana bulaşan. Bilgelikle yola çıkanların budala olarak gerisin geri döndüğü yersin. Hiçliğin ülkesinde kendini aratan ve kendini yontma adına bir çekiçle vurduran o çok fazla sensin.

Tüm bilimlerin anasıydın şimdi doğurduklarının hemen hepsi aslını inkarda. Kala kala elinde erdem,etik biraz bilgi eh işte biraz da mantık kaldı.

Sonunu hazırlamak için altın varaklarla yazdılar ölüm fermanını. ‘Beni öldüremeyen düşman daha güçlü kılar’ sözünü doğrularcasına kurtulmasını bildin. ‘Aynı anda hem herşey hem de birkaç şey’ olmaya kalkışanlara ‘üçüncü halin imkansızlığı’ çizgisini asimetrik çizen senden başkası değildi. Tek geçerim seni bu alemde sorulan soruya birkaç cevap verip sorulan soruyu sonuçsuz bırakan bir ızdırap adasısın sen. Devamını oku »

HAYATA SOBELENMEK

11 Kasım 2007

Ne Yaşamın Kıyısında filminden yola çıkarak alt kültür hakkında sosyolojik belirlemeler yapmaya ne de filmin oyuncularına alacalı sözler edip ince sinema eleştirileri yapmaya niyetim var. Ne de Tüyap Kitap Fuarındaki yeni kitaplara ağız dolusu methiyeler düzüp fuar etkinlikleri hakkında anlamsız lakırdılar etmeye hevesim.

Öyle ‘yaşam bir deneyim bari deyin’ gibi hayatınızı harekete geçirici iri laflar edecek değilim her hareket bereket olamayabiliyor son tahlilde.

Bilgisiz yaşanabilir mi bundan emin değilim ama bilgi istemiyorum uzunca bir süre mümkünse. Adorno haklı olabilir aslında ‘bilgi acıdan başka bir şey vermiyor’belki de.-Kasım da kararsız Kazım durumu sadece kafiye olsun diye değilmiş meğer-. Eeee daha neee… Gelin beni dinleyin durağanlık ve duyarsızlık kavramlarının içini boşaltılmasına hiç itiraz etmeyin.Ne kadar boş yaşarsak ne kadar aptalca şeylerle vakit öldürürsek o kada iyi. Devamını oku »

‘HEPİMİZ FRANSIZIZ’

29 Ekim 2007

‘Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için’ sözü gittikçe gerçekliğini yitiriyor. Bu sözün populitesini sarsacak gelişmeler özellikle bu yıl kendini ne kadar ısrarla gösteriyor farkındasınız değil mi? Haber kilişelerinde vardır ya ‘gün geçmiyor ki bir gariplik olmasın’ o cinsten işte. Olaylar garip kahramanlar daha da garip halk olarak ise biz gelişmeler karşısında gariplerin garibi durumundayız.

Bir kaç gün önce bana gelen elektronik postaların birinde şöyle bir mesaj vardı:

‘Bir papaz öldü hristiyan oldular.bir Hrant öldü ermeni oldular.2günde 30 ŞEHİT verdik.Hangisi Türk oldu?Tüm Türklere yolla!! HEPİMİZ TÜRKÜZ HEPİMİZ MEHMETİZ…’ diyordu.

Bence e- şıkkı yani hiçbiri… .Gelişmelerle her geçen gün biraz daha anlıyoruz ki olaylara halk olarak hepimiz fazlasıyla Fransızız. Çünkü hepimiz bunca bilgi ve enformasyonun içiçe girdiği dönemlerde bize verilen haberler doğrultusunda gerçek böyle sanıyoruz. Kısa süre her şeyin bir aldatmaca olduğu ortaya çıkıyor nedense. Devamını oku »

VER ELİNİ KÜRT KIZI EFTELYA

17 Ekim 2007

Çocukken öğretmenlerin bizim memleketin yerlilerine arap kökenli denmesine anlam veremiyordum bir türlü. Neden arap? Annem sarı saçlı karbeyaz tenli bir kadın babam kumral saçlı buğday tenli bir adamken neden bize arap deniliyordu çocuk aklımla bir türlü anlayamıyordum. Evet onlar kendi aralarında arapça denilen dille konuşuyorlardı fakat bu dile ben ve kardeşlerim gerçekten arap kalıyorduk.

Zaten bu dili anlamayı imkansız sanmıştım bir ara. Nedeni garip gelebilir size.Arapça konuşan herkes arapça yazamadığı gibi tamamı Türkçe yazıp türkçe okuyordu istisnasız.Bu da bu dilin gerçekliği olmadığı hissini veriyordu bana.Gerçi annem Kuran-ı Kerim okuyordu okunan kuran fonotik olarak konuşulan dile az da olsa benziyordu fakat yazı hayır yazı çok farklıydı. Halkın konuştuğu arapça burada ayrılıyordu. Devamını oku »

Okunasıcalar

Anketimiz

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?

Sonuçları Göster

Loading ... Loading ...

Günün Sözü

Ümit en son kötülüktür. Çünkü işkenceyi uzatır.
Nietzsche

İzlenesiceler

Düşünceleri İzleyenler

RSS okuyucu ile takip edin...

Abone olun...
Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz.