Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce
Düşünceler Düşünce » 'Şiir Odası' kategorisine ait yazılar

içime kök salmış küskün bir çiçek var.

kuskun cicek

çölde kaktüs, kışta kardelen.

baharda nergis, sonbaharda krizantem.

her rengi içimde barındırır bu yüzden.

ama mevsimine göre değil duygu durumuma göre…

küskünlüğü bu yüzden…

 

zehirli sarmaşık gibi yaklaştıkça şiddeti artar bazen,

bazen sarmaladıkça boğar…

küstükçe yaprak yaprak “gül düşer gülün üstüne”

kızdıkça ateş dikenine, düşündükçe mum çiçeğine döner.

 

Yasta karanfil, falda papatya,

bahçede şebboy,saksıda orkide,

virüsüyle hastalığa ismini veren çiçeğim

karaciğerde safran, akciğerde zambak olur kimi zaman…

bazen küsen, bazen süsen, çoğunlukla da susan…

 

küslükte mimoza, barışta spatifilyum,

ara bulmada ortanca…

özgürleştikçe kırlarda boy gösteren,

doğumdan ölüme, düğünden düğüne dolaşıp,

küstükçe kendi soğanına gömülse de;

zamanla kendini öldüren can çiçeğidir o

mezarlıkta benden su bekleyen…

 

-Devamı »

sozun seruveni
balta girmemiş bir ormanda gezinip
yabani duygularımı koyu gölgelerde saklıyorken
bir ses sarmaşık gülleri gibi korkuyu içime saldı
sevmek ve sevilmek iki bilinmeyenli denklemi oluştururken…
biliyordum “korkunun ecele faydası” yoktu.
hoyrat doğada alabildiğine yalnızken,
yırtıcı kuşlar kanat çırpıyorken siyah geceye…
rüzgar ekip fırtına biçmeye meyilli değildim elbette …
sık ağaçlar arasından sızan ışığa bir harf dahi göstermemekken niyetim…
ürkek bir ceylan edasındayken sözlerim…
bir avcı can evimden vurdu beni…
içimdeki sözler döküldü yere ….
bastıkça harfleri battı…
harfler söze dönüşünce kanattı…
çiçekler sardı yaralarımı…
böcekler aldı ağrılarımı… -Devamı »

fazlasıyla kış uykusundayım

çok üşüdüm bu sene…

anı yaşamak  ile  gemileri yakmak arası araftayım nedense..

olmayacak dualara mum söndürdüm…

kahkahamı yüzümdeki kırışığa gömdüm…

yetmedi…

sessizlik adresinde tünemiş duruyorum kendi halimde…

çok üşüdüm bu sene…

tırnaklarım kanı çekilmiş bir şekilde tutunmaya çalışıyor birbirine…

geçmiş yakıyor ellerimi, gelecek sözüyle bile titriyorum yine…

hadi örtün bir battaniye daha üstüme…

gözlük var, ağızlık var, kulaklık var, “burunluk neden yok” diye

isyan ediyorum bu sene…

burnuma gelen ölüm gibi garip kokulara karşı

benim acilen burunluğa ihtiyacım var…..

 

karakış ile  rüzgarlar

şimşek yıldırım ile fırtınalar

hepsi üstümde…

bu yüzden çok üşüdüm bu sene… -Devamı »

KAYRA

geceyi ihsan eyledin kayra , kırmızı güneş…

geceyi seninle kapatmak ne güzel…

kapalı tut gözlerini ve hisset kayra ölüm öpücüğünü…

kızıl tufanda kavruldum ki ,

cennetten kovulma pahasına…

çünkü zehirin yavaş yavaş aktı içime…

o zehir ki yandı içimde

ışıklar sandım güneş deydi düşüme…

kayra sen gel son günüme…

kanım gibi ak damlaların iz bıraksın…

tel tel saçak saçak dağılsın…

ama kazınsın ismin mürekkep gibi gönlüme…

ve hep kayırsın seni kayra…

halkaların büyüyor içimde…

kinyas’ın nerede?… -Devamı »

22:48’e vuruyor yine saatim ah bu saat olmazsa;

ah bu saat beni sana kurmazsa…

gün 22:48’i birkaç kez buldu saatim bozuk da değil oysa

isimsiz günlerimin yoğunluğu,dopdolu bir boşluk mu bu yoksa?

gül düşe dalıp geçmiş diye bir yıla varmazsa;

bir kalabalık yalnızlık sarıyor dört yanımı

hergeçen zaman eskitiyor kaydımı. -Devamı »