‘ Araştırma Odası ’ kategorisi altındaki tüm yazılar...

Kadınlara siyasi haklar tanınmasına dair sözleşme

12 Kasım 2006

attach.phpKadınlara erkeklerle eşit haklar tanınması özellikle II. Dünya Savaşının sona ermesi ile hızlanmış, Birleşmiş Milletlerin kuruluşu ile evrensel bir boyut kazanmıştır. 1945 yılında Birleşmiş Milletler örgütü Anayasası kadın erkek eşitliğini açıkça belirtmiştir.  Günümüzde bir kaçı dışında Birleşmiş Milletlere üye devletlerin hepsi anayasa ve yasalarına kadın ve erkek vatandaşlarına eşit siyasal haklar tanıyan hükümler koymuşlardır. Bu gelişmede Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul veya ilan edilen uluslararası hukuk metinlerinin rolü olmuştur. 1953 yılında kabul edilen ve 1959 yılında Türkiye tarafından onaylanan “Kadınların Siyasi Haklarına Dair Sözleşme” kadınların erkeklerle eşit koşullar altında seçme ve seçilme, kamu görevlerine girme Devamını oku »

EĞİTİM ALANINDA AYRIM GÖZETİLMESİNE KARŞI SÖZLEŞME

12 Kasım 2005

attach.phpUluslararası alanda çocukların korunmasına ilişkin bir örgütün kurulması düşüncesini ilk olarak 1894 yılında Jules de Jeune ortaya atmıştır. Ancak bu alandaki en önemli gelişme, 1920′de Cenevre’de “Uluslararası Yardım Birliği”nin kurulmasıdır.

Bu örgütün ve “Uluslararası Kadınlar Meclisi”nin çabaları sonucu Milletler Cemiyeti 26 Eylül 1924 yılında “Cenevre Çocuk Hakları Beyannamesi” adı altında bir beyanname yayınlamıştır. Atatürk tarafından da bizzat imzalanan bu Beyanname, çocuğun gelişmesi, korunması, tedavi görmesi, eğitilmesi, istismardan korunması, en önce yardım görmesi, kardeşlik ve barış ruhu içerisinde büyütülmesi prensiplerini içeren beş maddeden oluşmuştur. Devamını oku »

DÜNDEN BUGÜNE TERCÜMAN İLE GÖZCÜ GAZETESİ VE KAPATILMA NEDENLERİ

12 Kasım 2005

attach.php143 YIL ÖNCESİNDEN BUGÜNE UZANAN TERCÜMAN

Tercüman, ilk özel Türk gazetesinin ismi. Tercüman-ı Ahval adıyla 22 Ekim 1860 günü ilk sayısını okurlarına sunar. Tercüman Tanzimat döneminin ünlü şair ve edebi (yazarı) İbrahim Şinasi Efendi’nin yazı desteğiyle ve teşvikiyle Agah Efendi tarafından çıkarılıyor.(1) 
Tercüman-ı Ahval çıkınca birilerinin etekleri tutuşur. Çünkü yıllardır yayınladığı Ceride –i Havadis’in okullarının, Tercüman’ın sağlam bir gazetecilik anlayışı ve yazar kadrosu ile yayınlanması sebebiyle azalacağı endişesi, sahibi ingiliz Churchill’i hayli endişelendirmiştir.(2) Tercüman_ı Ahval’de yazarlar, Ahmet Vefik Paşa, Ziya Paşa, Mehmet Sait Efendi (sonradan sadrazam Said paşa) Devamını oku »

Varaoluşçuluk ve Kierkegaard

12 Kasım 2005

attach.phpVarolmak:kişinin kendisini alternetifler karşısındaki özgür seçimler  yoluyla gerçekleştirmesi durumu yada eylemidir. Varoluş: genel olarak varolmak durumudur.Mekan ve zaman içinde potansiyel değil de aktüel bir varlığa sahip bulunma halidir.
Varoluşçuluk (existansializm):İnsanın varoluşuyla doğal nesnelere özgü varlık türü arasındaki karşıtlığıdır. İradesi ve bilinci olan insanların,irade ve bilinçten yoksun nesneler dünyasına fırlatılmış olduğunu öne süren felsefe okuludur. Varoluşun soyağacı genellikle iki ayrı parçaya ayrılır:
Kendi içinde teolojik ve laik diye iki ayrı parçaya ayrılan birincisi,irade sahibi varlık,iradi bir fail olarak insana verdiği önemle seçkinleşen etik gelenektir.İkincisinde ise Nietzshe bulunur. Bizim konumuz birinciler çerçevesinin teolojik boyutunda Soren Kierkegaard olacaktır. Kierkegaard felsefesi varoluşçuluğun kaynağını oluşturur.Heiddeger,Sartre ve Jaspers’i derinden etkilemiştir. Devamını oku »

MICHEIL FOUCAULT 1926-1984

12 Kasım 2004

attach.phpYapısalcılıkla tarihsel süreklilik düşüncesine karşı çıkarak insanın sonu düşüncesini savunmuş olan çağdaş Fransız düşünürüdür.
Felsefesi, Nietzsche’nin güç istemi kavramıyla Heidegger’in dile ağırlık veren felsefesinin izlerini taşıyan temel eserleri arasında (Gözaltında tutulma ve Cezalandırma ;hapishanenin doğuşu) (Cinselliğin Tarihi) (Kliniğin Doğuşu), (Bilginin Arkeolojisi), (Deliliğin Tarihi) yer alır.

Yorumcular, geleneksel kategori ve kavramsallaştırımları redderek, tarihe anlam izafe etmenin nafile bir çaba ve haklılandırılamayacak bir şey olduğunu söyleyen Foucault’ın düşüncesinin üç ayrı döneme ayrıldığını öne sürerler: Devamını oku »

MEDYA NASIL TOPLUM YARATMAK İSTİYOR?

12 Nisan 2004

attach.phpMEDYANIN UYANIK BEKÇİLİĞİ

Kitle iletişim araçlarının demokrasilerde “üçüncü göz” olarak halk adına faaliyette bulunması “dördüncü güç” olma vasfını kazandırmıştır. Ancak şu unutulmamalıdır iletişim araçlarınım işlevlerini yerine getirebilmesi siyasal sistemin ona tanıdığı özgürlük imkanları çerçevesinde gerçekleşebilmektedir. Bu noktada, siyasal sistemin iletişim sisteminin temel belirleyicisi olduğu asla gözden kaçırılmaması gereken bir olgu olmaktadır

Medya gerçekten ‘toplumsal bir amaca hizmet etmektedir; ancak bu, oldukça farklı bir amaçtır: “insanların zihinlerini, hükmetlerine” ve daha genel kapsamda toplumsal, ekonomik ve politik düzenin düzenlenmelerine “erdemli bir bağlılık gösterecek biçimde eğitmek, liberal düzenin korktuğu türde bir demokrasi krizine katkıda bulunmayan medya, ayrıcalıklı kesimleri halkın kavrayışı ve katılımı tehdidinden koruyan uyanık bekçileri oluşturur. Eğer bu sonuçlar doğruysa, medyanın demokratikleşmesine yapılan ilk itiraz noktası gerçekler ve çözümleme ışığında apaçık ortaya çıkan bir yanlışlığa dayanmaktadır.(1) Devamını oku »

MİLLİ BİRLİK DÖNEMİNDE GAZETELER VE GAZETECİLERE VERİLEN HAKLAR

12 Aralık 2003

attach.phpMİLLİ BİRLİK DÖNEMİNDE BASIN

1.1.1. Basın Mensuplarına İspat Hakkı Tanınması

Demokrat Parti Döneminde gazetecilerin yazdıkları yazı ile ilgili suçlamaları ispat etme hakkı tanınmıyordu. Dava açılması halinde mahkemelerde ispat etme imkanlarından yoksun olan gazetecilerin bu konudaki itirazları sonucu değiştirmiyor, çoğu kez suçlamaların cezasını hapislerde çekiyorlardı.

Milli Birlik hükümetleri döneminde basın alanında yapılan en önemli işlerden biri de gazetecilere ispat hakkı tanınmasıdır. Kanunda yapılan değişiklikleri ve hangi hallerde ispat tanınacağını şöyle sıralamak mümkündür: Devamını oku »

DESCARTES VE BACON’UN BİLGİ ANLAYIŞLARI

12 Kasım 2003

attach.phpDescartes yeni çağ biliminin kurucusudur, yeniçağ felsefesinin ilk Büyük sistemcisidir.  “Yöntem üzerine konuşma “ adlı eserinde bilimsel yöntem üzerindeki ana düşünceleriyle bu yönteme nasıl ulaştığını, bilginin nasıl mümkün olacağını kesin bilgiye hangi metodlar kullanarak yaklaşılacağını ve bütün bunların yanı sıra bilginin hangi esaslar dikkate alınarak temellendirileceğini anlatır.
Bir rationalist filozof olan Descartes”kesin bilgiyi ancak kendimizi bilme”de bulabileceğimiz görüşündedir. Bunu söylerken “doğuştan düşünceler” öğretisini de ileri sürer. Buna “ideae innatae” (doğuştan ideler) der. Bu öğretiye göre ;ruhumuzda deneyden önce yerleşik düşünceler vardır.Anlığın kendisinde devşirdiği bu ideler, duyular aracılığı ile edinilen tasarımların tersine olarak hep açık ve seçiktirler.Biz deneylerimizle ve bilgilerimizle bu anlığı Devamını oku »

  • Page 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >

Okunasıcalar

Anketimiz

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?

Sonuçları Göster

Loading ... Loading ...

Günün Sözü

Şüphe değil, kesinliktir insanı deli eden.
Nietzsche

İzlenesiceler

Düşünceleri İzleyenler

RSS okuyucu ile takip edin...

Abone olun...
Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz.