ŞİİR ve FELSEFE

27 Mayıs 2007

“Felsefe çift yüzlüdür, söndürülmeyen metafizik iç güdü dünya ve hayat bilmecesinin çözülmesine yönelir bundan dolayı filozoflar, din adamları ve şairler akrabadırlar.” İster Homeros yazsın aşağıdan yukarıya ister tanrı göndersin yukardan aşağıya yada filozof yazsın akıllı budala, yolculuğumuz hiç kimsenin ülkesine en iyisi mi deyin siz Agora Meyhanesine.
Sonbaharın tatlılığı yağmurlarla kasımı kucakladığında akrep burcunu ortalar. Tüm gece açık gözlerle uyuyor çünkü tabiat onların kalplerini böylesine dürter, işte o zaman insanlar bu ülkeye gitmeyi düşler. Bu ülkeye varmak için imanımla yola koyulduğumda bir hana vardım da gece çöktü başıma kapıyı araladığımda biri “su” verdi bana tam içerken ılık bir nefes vurdu anlıma ilerleyince kendimi buldum tarikat arasında ve ortalarında bir hoca, “müzik ve armoni” diyor saymayı öğretiyor galiba: “seni bir öpsem, ikinin hatırı kalır, iki öpsem üçün boynu bükük.”
Değişik pek çok kişinin yolları birleşmişti hiç kimsenin ülkesini bulmada odalar koridorlar pek genişti burada ne kalmıştı ki varmak için murada. Devamını oku »

İLAHİ ELMA

27 Mayıs 2007

Henüz Adem ham elmayı koparmaya yeltenmemişken Gazap Üzümlerini kopardım ince ince dallardan Fareler ve İnsanlara eşit dağıttım diye kovuldum güvendiğim dağlardan. Cehennemde bir mevsim geçirdim. Denizaltında İkibin Fersah sürüldüm, sonra Eciniler arasına düştüm. Yeraltından Notlar gönderdim. Bir Kumar oynayıp Suçumu Ceza veren İnsancıklara rağmen Başkaldıran İnsan oldum. Yabancılaştım Veba gibi sardı etrafımı keskin çizgiler. Yıkıldım. Düşüşüm kaçınılmaz olurken de Değişimi Dava edinmekten vazgeçmedim.
Savaş ve Barış arasında gidip gelmedim. Anna Karanina’ya rağmen Don Kişot gibi yel değirmenleriyle bile savaşmamak adına barış illaki barış dedim. Devamını oku »

İRADESİNE TAPAN İLE BAYKUŞ

27 Mayıs 2007

Hayat yaşam üzerinde baskı kurduğunda insan bu baskıyı karşılamak adına kendi içindeki anlamsızlıkları yok etmeye ve yeni anlamlar keşfetmeye yönelir. Bu baskıya göğüs gerebilmenin yolu değişebildiği gibi, biri diğerine baskın da gelebilir.
İşte İradesine Tapan ile Baykuş, bu anlamsızlıklardan kurtulup yeni anlamlara ulaşmak için aynı yolda, ayrı yerde dururlar.
Baykuş kanatlıdır, hafiftir, AVCIDIR. Gagası havada gevezelik eder. Düşünce acına çıkan zihinde serüvenler geliştiren kaşiftir; üstelik her zaman da her şeye muhaliftir. İradesine Tapan ise ağırdır, mağrurdur, gururludur. Her an kandırılmaya müsait gibi duran bir AVDIR. Teskin etme yeteneğine rağmen kendisi hüzne tabidir. Bu erdemin boğa güreşçisinin masumluğu, kuyruklu bir tarihtir.
Biri gücünü geceden alır, diğeri gündüzden.
Biri gücünü DİL’den alır diğeri DİN’den… Devamını oku »

IRAK’TA BUMERANG

27 Mayıs 2007

Irak’ta bumergan. 1. Körfez Savaşı 2. Körfez Savaşı olarak geri geldi .12 yıl dolaştı, şimdi fırlatıldığı yere ulaştı. Eski yerinde duruyor şu an.
Irak, bazılarına göre harp aletiyle çalınan birleşik bir makam sadece. Kimilerine göre “gönülden ırak olsa bile gözden ırak değil”, tüm dünyanın gözlerinin önünde parça parça, liğme liğme. Diken içinde kirpi gibi. Bir kıymık daha batsa, kara altın ve dolar yeşili petrolü saracak kırmızı kan. Yitirilen zaman bir yana, ya on binlerce kayıp can?
Yine savaş sözcükleri dolandı dillere. Yine emir verdi Amerikan Şehzade (Bush), nasıl uymaz Savaşzede (Saddam). Önemli olan şerefli tanışmak madalyaları göğüste (!) Oysa geçmişi değiştiremeyiz belki ama gelecek hala elimizde.
Irak’la 1. Savaşta haremlik selamlık olduysak da, huzura gidince Kürşat Efendi (Tüzmen) Hünkar beğendi hemhal olduk şimdi. Amerika’ya göre bu savaşta bizim köprü olmamız biçilmiş kaftan. Nasıl olsa modelimiz uygun; laik, demokratik ama Müslüman. Rejim değişikliği çıkmalı mutlak torbadan. Irak’a petrol için yanaşıldığı ise büyük iftira hatta hezeyan (kendimiz için istiyorsak namerdiz.) Devamını oku »

AYI ŞUBAT

27 Mayıs 2007

Şubat denilince aklınıza ilk ne gelir? Kim gelir?
Şubat aklınızı ilk önce kimi getirir? Soğuğu mu, karı mı? Sevgiliyi mi, aşkı mı? Ya da önceden yaşanmış herhangi bir anı mı?
Şubat, “bir hayalle bile yola çıksa gerçeğin keskin bakışını değiştiremez”, çünkü ömrü kısa. Hep bir tarafı ezik, diğer aylara göre biraz eksik, planları programları hatta “nemaları” altüst eder, güvenilmez ona asla.
Mitolojide, ölülerin hatırlandığı ve tanrılara şarap sunulan yılın on ikinci ayı şubat… Şubatı uğursuz sayan ve biran önce bitmesini isteyen Romalılar bu ayı diğerlerinden daha kısa tutuyorlar. Bu durumun modern takvimlerde de devam etmesi belki de bundan. Astrolojide kovanın içine balığın girme ayıdır şubat. (Happy bhirtday Boze)
Yaşanılan sene ile ilgili niyetlerin, rejimlerin, daha da önemlisi “darbelerin” uygulandığı ay ocak değil, sanılanın aksine tüm bu kararların hayata geçirildiği, ama yine de kendi koyduğumuz kuralları yine kendimizin ihlal ettiği aydır şubat.
Söylenmesi gereken en alacalı sözlerin bulunmak istendiği söylenmesi gerekenler dışındakilerin icat edildiği bazen başka, başka olduğumuz, bazen başkalaştığımız, kimi zaman yanıldığımız, kimi zaman da yanıldığımızı sandığımız için yanıldığımız, maalesef arada bir de yanılttığımız sevgililer ayıdır şubat. Devamını oku »

SİİRT SEÇİMİN KDV’Sİ

27 Mayıs 2007

Resmi içimde saklı kent.
Görüntüsü belleğimde kare, kare. Belleğin koku alma duyusu varsa eğer, bu olmalı herhalde.
Siirt, tabiatın ihmal edilmiş çocuğu. Hiç unutmadım puslu uzun gecelerini, mavi göğünü. Bugün gibi hatırlarım cehennem sıcağını, zemheri soğuğunu. Elem, Allah vergisi burada dolayısıyla gülmekten muaf. Fikirler, töreler son derece katı. Ancak, duygular bir o kadar hassas.
Siirt “konuşsam sessizlik, sussam ayrılık” uzaklık çekili gözler kuşatmış dört bir yanı tenha yalnızlık ve bir türkün vardır (Cumhur Kılıççıoğlu’nun Ölü Şehrin Türküsü”nü saymazsak ki, bu kitaptır) dillere destan ne bir efsanen. Dağlarından büyük olsa da gururun öyle cismin yok ipe sapa gelmez. Devamını oku »

SAVAŞTA SANAT, HAYAT

27 Mayıs 2007

Ensemizde hissettiğimiz geldi geliyor diye beklediğim savaş “eğer müsaitseniz babamla 48 saate kadar size geleceğiz” deme nezaketinde bulundu. Habersiz gelmedi şüphesiz. Hoş gelmedi ama boşta gelmedi doğrusu. Aydınlatıyor şehirleri bombaları eli kolu doludolu.
Savaşın yakıcı ve yıkıcı sıcaklığı soğuğa rağmen baskın, iyice değil tamamen hissediliyor. Dolayısıyla bütün haberler, olaylar, yazılar, bilgiler, sözcükler hep savaşla ilgili ne yazık ki. Bu gerçekten ne kadar kaçılabilir bilmiyorum ama gelin birlikte savaşı bir tarafa bırakıp sanat, moda, spor gibi alanlarda gezintiye çıkalım.
Edebiyatta; Tolstoy’un “Savaş ve Barış” adlı klasik eseri şimdilerde en çok üzerinde konuşulan kitap olması dışında satış grafiği de hayli arttı. İskender Pala’nın “Bağdat’ta ölüm İstanbul’da Aşk” adlı romanı edebiyat çevrelerinde büyük takdir topluyor. Tuncay Özkan’ın birkaç gün önce çıkan kitabının adı “Saddam ve Bush’un Gölgesinde Entrika Savaşı.” Yeni olmasına rağmen ilgi göreceği benziyor. “Amerika’nın Irak Savaşı” adlı kitap Aram Yayıncılık’tan çıktı. Yazarı Anthony Arnove. Devamını oku »

UPANİŞADLAR

27 Mayıs 2007

“Yalnızca anlamakla gerçekleri dile getirebilirsin. Öyleyse ilkin anlamayı anlamalısın, anlamanın ne menem bir şey olduğunu anlamalısın.” Düşünen anlar düşünmeden anlamaya imkan yoktur, şu halde düşünmeyi gerçekte anlamalısın.
İnanan düşünür inanç doğuncaya değin düşünülmez öyleyse inancı gerçekten anlamalısın.
Amacı olanın inancı da vardır, amaçsız inanç olmaz şu halde amacı gerçekten anlamalısın.
Eyleyenin amacı da olur. İlkin eylemekle amaç ortaya çıkmaz, öyleyse eylemi gerçekten anlamalısın.
Mutlulukla kutsanmış olan şeyler yücedir. Mutlulukla kutsanmamış olan eyleyemez şu halde mutluluğu gerçekten anlamalısın. Devamını oku »

Okunasıcalar

Anketimiz

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?

Sonuçları Göster

Loading ... Loading ...

Günün Sözü

Uygarlık tarafından yokedilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz.
Nietzsche

Twitter'dan

  • Hülya Yalımdostluk ütopyada değil dünyada olmalı... - posted on 21/08/2010 23:31:40
  • Hülya YalımGüneş Ülke Dost http://www.hulyayalim.com da.... - posted on 21/08/2010 23:31:00
  • Hülya Yalım@kareas35 kesinlikle katılıyorum size - posted on 21/08/2010 23:10:57
  • Hülya Yalım"Zahir "Ben" dediği vakit Batın "Hayır" der. Batın "Ben" deyince Zahir yine "Hayır" der. İBNİ ARABİ - posted on 02/08/2010 18:12:05
  • Hülya Yalım“Rüzgarın yönü değişince oturup ağlamışsın. Sen artık sözünden de dönemezsin yanmışsın. Aklımdan çıkarttım attığın oy kurşunu.” - posted on 22/07/2010 01:03:00

İzlenesiceler

Düşünceleri İzleyenler

RSS okuyucu ile takip edin...

Abone olun...
Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz.