SUDAN ÇIKMIŞ YAZI

8 Ağustos 2007

Mitolojiden destanlara,felsefeden kutsal kaynaklara her şeyin ilki ve öncesinin su olduğu söylenir.

Denizlerin ve dingin suların efendisi Poseidon’dur ama muhtemelen evrende her şeyin ana maddesi olarak suyu gösteren Thales’ten önce su en eski en kutsal madde olduğundan su adına and içilir. Sümer mitolojisinde ise su, yaratmanın tanrısı olması yanısıra zeka tanrısı olarak da bilinir.

Thales, herşeyin ana maddesinin su olduğunu söylerken belkide çoklukta birliği kastetmiştir; gördüğümüz çokluk birlikten meydana gelmiştir. Devamını oku »

BAKİR DÜŞÜNCELERLE EZBERİ BOZMAK

1 Ağustos 2007

Bugüne kadar olmamış gerçekleşmemiş yeni bir şeyi ortaya koymak bilimin ayırt edici özelliği elbette. Ancak diğer yandan bilim süreklice bir ilerlemeler bütünü olarak karşımıza çıkmıştır tarih boyu.

Her ne kadar bu çelişki gibi görünse de bilimsel verilerin argümanların yerli yerinde kullanılması yeni bir şey yaratmak ortaya fikir atmak bakir düşünceler  üretmek bilimsel bir çalışmanın temel öğelerinden birini oluşturuyor. Devamını oku »

SİNEĞİN SEÇİMİ

16 Temmuz 2007

Ey insanlar, (size) bir örnek verildi şimdi onu dinleyin.Sizin Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi biraraya gelseler dahi- gerçekten bir sinek dahi yaratamazlar…”(*)

Bu yaz sıcağında yavuz Temmuz’da

nasıl olacak acaba sineğin seçimi?

şölen, polen off! alerji mevsimi,

“komple komple hepimiz,komple komple mitinglerdeyiz”ama oy vermeye tembeliz.

kara sinek geçimden anlar sadece nereden bilsin seçimi ampul, kurt, at belki de anlatacak sineğe bu biçimi…

sine-i sinek milleti , Devamını oku »

Dört Beyaz Gün

11 Temmuz 2007

Hayli uzun sayılacak bir yolculuğa aniden çıkmıştı adam.Yola çıkışından önce kimselere haber veremediğine üzülmüştü ama zaman geçtikçe bunu çok da sorun etmedi nasıl olsa bir şekilde yoldan arayıp haber verebilirdi aramak istediklerine bir şekilde ulaşabilirdi.

Beyaz günün birincisi

En uzun molanın verildiği yerde soğukluğuyla ünlenen şehirlerin birindeydi.Kışın ortasında böyle şehirlerin ıssız soğunu şehirlerarası yolculuklarda daha çok iliğine çeker insan.Doğal olarak nereden nereye gideceğini düşündüğünde yol uzadıkça uzar.Hatta her yolculuk bekleneden daha uzun sürmüş gibi gelir. Devamını oku »

Tarihin Tanrısı:İNSAN

31 Mayıs 2007

Ölümden korkmamak gerek çünkü bu ölümü fazlasıyla onurlandırmak olur”der yaşamaya çağırıp ölüme davetiye veren Camus, ölümün karşısına yaşamı koyar ama ölüm insan yaşamı karşısında anlamsızdır.

Varlığın karşısında yokluk Yaşamın karşısında ölüm değil,hiçlik… 

Camus’nün bütün kitaplarında göze çarpan en önemli özellik,dünyanın kötü bir dünya olduğudur.Bu kötü dünyaya bir şekilde düştüğümüze göre (Tanrı’yı ve Hıristiyanlığı reddetmesine rağmen bu görüşü dinden alır Hıristiyanlığa göre dünyaya düşülür)ne olursa olsun yaşamak gerek.Ancak dünyaya kayıtsız olmaktan çok,kötülüğün bilincinde yaşamak,elbette umutsuzluktan vazgeçmemek kaydıyla olmalıdır bu. Devamını oku »

“YAŞAMAYA ÇAĞRI ÖLÜME DAVETİYE”

31 Mayıs 2007

Yaşanması zor bir yaşamı sürdürüyoruz.Eylemlerimizi her zaman olayların seyrine göre düzenlememiz olanaksız.yaşamak hiç kuşkusuz dile getirmenin tersidir.

“Üç kez tanıklık etmektir;sessizlikte,ateşte ve kımıltısızlıkta. Dünyanın bir üstün anlamı olduğuna inanmıyorum.ama onda bir şeyin anlamı bulunduğunu biliyorum.Bu da İNSAN.Çünkü anlamı bulunmasını zorunlu gören tek varlık o.

Bu dünya en azından insanın gerçeğini taşıyor.Bizim görevimiz de,yazgının,kendisine karşı ona akılsal gerekçelerini vermek.İnsandan başka gerekçesi de yok.Yaşam konusunda verdiğimiz düşünceyi kurtarmak istiyorsak işte onu kurtarmamız gerekir.” Devamını oku »

ŞİİR ve FELSEFE

27 Mayıs 2007

“Felsefe çift yüzlüdür, söndürülmeyen metafizik iç güdü dünya ve hayat bilmecesinin çözülmesine yönelir bundan dolayı filozoflar, din adamları ve şairler akrabadırlar.” İster Homeros yazsın aşağıdan yukarıya ister tanrı göndersin yukardan aşağıya yada filozof yazsın akıllı budala, yolculuğumuz hiç kimsenin ülkesine en iyisi mi deyin siz Agora Meyhanesine.
Sonbaharın tatlılığı yağmurlarla kasımı kucakladığında akrep burcunu ortalar. Tüm gece açık gözlerle uyuyor çünkü tabiat onların kalplerini böylesine dürter, işte o zaman insanlar bu ülkeye gitmeyi düşler. Bu ülkeye varmak için imanımla yola koyulduğumda bir hana vardım da gece çöktü başıma kapıyı araladığımda biri “su” verdi bana tam içerken ılık bir nefes vurdu anlıma ilerleyince kendimi buldum tarikat arasında ve ortalarında bir hoca, “müzik ve armoni” diyor saymayı öğretiyor galiba: “seni bir öpsem, ikinin hatırı kalır, iki öpsem üçün boynu bükük.”
Değişik pek çok kişinin yolları birleşmişti hiç kimsenin ülkesini bulmada odalar koridorlar pek genişti burada ne kalmıştı ki varmak için murada. Devamını oku »

İLAHİ ELMA

27 Mayıs 2007

Henüz Adem ham elmayı koparmaya yeltenmemişken Gazap Üzümlerini kopardım ince ince dallardan Fareler ve İnsanlara eşit dağıttım diye kovuldum güvendiğim dağlardan. Cehennemde bir mevsim geçirdim. Denizaltında İkibin Fersah sürüldüm, sonra Eciniler arasına düştüm. Yeraltından Notlar gönderdim. Bir Kumar oynayıp Suçumu Ceza veren İnsancıklara rağmen Başkaldıran İnsan oldum. Yabancılaştım Veba gibi sardı etrafımı keskin çizgiler. Yıkıldım. Düşüşüm kaçınılmaz olurken de Değişimi Dava edinmekten vazgeçmedim.
Savaş ve Barış arasında gidip gelmedim. Anna Karanina’ya rağmen Don Kişot gibi yel değirmenleriyle bile savaşmamak adına barış illaki barış dedim. Devamını oku »

Okunasıcalar

Anketimiz

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?

Sonuçları Göster

Loading ... Loading ...

Günün Sözü

Ruh arayanda, hiç ruh yoktur.
Nietzsche

İzlenesiceler

Düşünceleri İzleyenler

RSS okuyucu ile takip edin...

Abone olun...
Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz.