‘HEPİMİZ FRANSIZIZ’

29 Ekim 2007

‘Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için’ sözü gittikçe gerçekliğini yitiriyor. Bu sözün populitesini sarsacak gelişmeler özellikle bu yıl kendini ne kadar ısrarla gösteriyor farkındasınız değil mi? Haber kilişelerinde vardır ya ‘gün geçmiyor ki bir gariplik olmasın’ o cinsten işte. Olaylar garip kahramanlar daha da garip halk olarak ise biz gelişmeler karşısında gariplerin garibi durumundayız.

Bir kaç gün önce bana gelen elektronik postaların birinde şöyle bir mesaj vardı:

‘Bir papaz öldü hristiyan oldular.bir Hrant öldü ermeni oldular.2günde 30 ŞEHİT verdik.Hangisi Türk oldu?Tüm Türklere yolla!! HEPİMİZ TÜRKÜZ HEPİMİZ MEHMETİZ…’ diyordu.

Bence e- şıkkı yani hiçbiri… .Gelişmelerle her geçen gün biraz daha anlıyoruz ki olaylara halk olarak hepimiz fazlasıyla Fransızız. Çünkü hepimiz bunca bilgi ve enformasyonun içiçe girdiği dönemlerde bize verilen haberler doğrultusunda gerçek böyle sanıyoruz. Kısa süre her şeyin bir aldatmaca olduğu ortaya çıkıyor nedense. Devamını oku »

VER ELİNİ KÜRT KIZI EFTELYA

17 Ekim 2007

Çocukken öğretmenlerin bizim memleketin yerlilerine arap kökenli denmesine anlam veremiyordum bir türlü. Neden arap? Annem sarı saçlı karbeyaz tenli bir kadın babam kumral saçlı buğday tenli bir adamken neden bize arap deniliyordu çocuk aklımla bir türlü anlayamıyordum. Evet onlar kendi aralarında arapça denilen dille konuşuyorlardı fakat bu dile ben ve kardeşlerim gerçekten arap kalıyorduk.

Zaten bu dili anlamayı imkansız sanmıştım bir ara. Nedeni garip gelebilir size.Arapça konuşan herkes arapça yazamadığı gibi tamamı Türkçe yazıp türkçe okuyordu istisnasız.Bu da bu dilin gerçekliği olmadığı hissini veriyordu bana.Gerçi annem Kuran-ı Kerim okuyordu okunan kuran fonotik olarak konuşulan dile az da olsa benziyordu fakat yazı hayır yazı çok farklıydı. Halkın konuştuğu arapça burada ayrılıyordu. Devamını oku »

ON YÜZ BALONCUK YUTTUK AMA MÜJDE GELDİ MÜJDEEE!..

8 Ekim 2007

Ramazan ayının kendine has bir dokusu olmakla birlikte; uyduruktan figüranları, bir ay boyunca gündemden inmeyen ikonları, hokkabazları, her sene fütursuzca kendini daha da öne atınca  sahte gündemlerle ‘Sakız çiğnemek orucu bozmaz diyorsun peki hocam sakız gibi milleti çemkirmek orucu zedeler mi?’  gibi  sorulan sorulara bir o kadar verilen aptalca cevaplarla ’on yüz baloncuk yuttuk’günlerce…

Orhan Pamuk ‘ülkemde din her şeyi ezemez’ diyor ama bu ikonlar dini magazine malzeme edip; her şeyi ezip geçiyorlar sinsice . “On yüz baloncuk yutmak orucu bozar mı hocam?” Binlerce balon ve baloncuklar ortalıkta günlerce gezindi ama neyse müjdeee geldi Müjde .Böylece tüm balonlar bir anda hava olup uçtu. Devamını oku »

YARALARINDAN BESLENMEK

30 Eylül 2007

Çağdaş bir toplumun tarih boyunca kat ettiği yolları anlamak için geçirdiği siyasi süreçlere bakmak yerine sanata bakış açısına bakmak yeterlidir. Zira toplumun iç dinamikleri anlatan kültürel üretim alanı olan sanat toplumu anlamada son derece önemli veriler sunar.

Tarih boyunca sanatta da değişimin adresi değişime uğrar. İlerleme bazen Doğu’da olur bazen de Batı’da. Bazen Avrupa’da bazen Asya’da  kimi zaman da Avrasya’da.

Ne hikmettir bilinmez siyasette Avrupa dedikçe dışlanmamıza rağmen kendi kültürümüzü apaçık ortaya koyup yerelliği işledikçe sanatta da bir o kadar dünyaya açılıyoruz.

İster sponsor, İster etnik köken destekli olsun veya sağlam finansal kaynaklı dağıtım şirketi ya da ister lobicilik faaliyeti olsun; sanat toplumsal manzaraları, bireysel portreleri olduğu gibi samimi sunmadıkça; deyim yerindeyse kendinden uzaklaştıkça sahte bir taklit olarak kalıyor. Devamını oku »

DİL DİKENİ

22 Eylül 2007

İnsan dilde ışıldar fakat dilin kemiği olmadığından bazen konuşan dili kulak duymaz.Bazen de insan sağır duymaz misali dille yeni ve farklı kelimeler kullanacağım diye kelimeler türetir sözcük deryasından Allah ne verdiyse, bulamasa hiç sorun değil uydurur.

İşte bu nedenle insan diliyle bazen “bey” olur bazen de her deliğinden farklı ses çıkaran “ney.” Bazen önemli bir kilidi açan “key” bazen bir sofrada “mey.” Bazen de leylim ley…Böyle sürebilir işte sözcükler kendi kaderine bırakılırsa eğer. Devam edelim hadi; ey! ey! ey! haydi söyle yani “say say say” . Heyyy!… Devamını oku »

iŞLER VE GÜNLER (2)

15 Eylül 2007

2 GÜNLER

İnsanlık tarihi Adem’le Havva’yla başladığından beri Kabil’in Habil’i öldürdüğünden itibaren her ne kadar kişisel olsa da savaş var. Kimbilir kaç asır sonra Hİtitler ile Mısırlılar arasında gerçekleşen Kadeş Antlaşması ise bilinen ilk barış girişimi. Savaşlar gizli bir husumetle hatta bazen bir takım şeyleri bahane ederek bazen de karşıdaki rakip bile habersizken başlar. Barışlar da ise nedense hep üçüncü kişiler törenler olur bunlar da genellikle zoraki,resmi durur.

Daha önce de dedik ya… 1Eylül gününün sadece sonbaharın başlancını değil aynı zaman da Barış Günü olma özelliği taşıdığına. Devamını oku »

İŞLER VE GÜNLER (1)

6 Eylül 2007

1 İŞLER

Sonbaharın ilk günleri  Dünya Barış Günü’nden sonra okulların açılmasından çok üniversite kayıtlarını hatırlatır bana nedense.Eylül’ün ilk haftası okul çağında çocuklar ve bu çocukların ebeveynleri için telaşlı bir haftadır telaşlı olmasına ama üniversiteye giden genç bir öğrenci ve bu öğrencinin ebeveyleri için başka bir anlamdır bambaşka bir heyecandır.

Adeta tenhada sakin bir moladır.Uzun soluklu bir uğraşın semeresini almadır.Her iki açıdan da büyük bir gurur kaynağıdır Başka bir değişle amaca ulaşmadır. Devamını oku »

“GÜLLERİN SAVAŞI”ve “GÜL”

28 Ağustos 2007

GüllerinSavaşı” başrollerini Michel Douglas ile Catrine Turner’in oynadığı yıllar önce seyrettiğimiz bir filmdi.Şimdi ise dünya bizdeki Gül’lerin savaşını izliyor,konuşuyor.Uzun yıllardır siyasetin değişik yerlerinde yer alan Abdullah Gül siyasetin en yüksek mertebesine erdi.Başka bir değişle ;önce parti dışında sonra da partinin içinde yer alan tüm zorluklara rağmen savaşın galibi Gül.

Ülkemizi yüksek medeniyete taşıyacak erkte olmasını dileriz ve tarafsızlık ilkesini hiç bir zaman kaybetmemesini bekleriz elbette.Muhazafakar kökenli olmasıyla,ve Batı’da aldığı eğitimle tam da ‘modernizm’e uygun bir cumhurbaşkanımız oldu bence.Hükümetin düşüncesiyle parelel değil demokrasiyle parelel kararlar almasını görebiliriz umarım. Devamını oku »

Okunasıcalar

Anketimiz

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?

Sonuçları Göster

Loading ... Loading ...

Günün Sözü

Alev, başka şeyleri aydınlattığı kadar aydınlatmaz kendini. Bilge de böyledir.
Nietzsche

Twitter'dan

  • Hülya Yalımdostluk ütopyada değil dünyada olmalı... - posted on 21/08/2010 23:31:40
  • Hülya YalımGüneş Ülke Dost http://www.hulyayalim.com da.... - posted on 21/08/2010 23:31:00
  • Hülya Yalım@kareas35 kesinlikle katılıyorum size - posted on 21/08/2010 23:10:57
  • Hülya Yalım"Zahir "Ben" dediği vakit Batın "Hayır" der. Batın "Ben" deyince Zahir yine "Hayır" der. İBNİ ARABİ - posted on 02/08/2010 18:12:05
  • Hülya Yalım“Rüzgarın yönü değişince oturup ağlamışsın. Sen artık sözünden de dönemezsin yanmışsın. Aklımdan çıkarttım attığın oy kurşunu.” - posted on 22/07/2010 01:03:00

İzlenesiceler

Düşünceleri İzleyenler

RSS okuyucu ile takip edin...

Abone olun...
Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz.