ON YÜZ BALONCUK YUTTUK AMA MÜJDE GELDİ MÜJDEEE!..

8 Ekim 2007

Ramazan ayının kendine has bir dokusu olmakla birlikte; uyduruktan figüranları, bir ay boyunca gündemden inmeyen ikonları, hokkabazları, her sene fütursuzca kendini daha da öne atınca  sahte gündemlerle ‘Sakız çiğnemek orucu bozmaz diyorsun peki hocam sakız gibi milleti çemkirmek orucu zedeler mi?’  gibi  sorulan sorulara bir o kadar verilen aptalca cevaplarla ’on yüz baloncuk yuttuk’günlerce…

Orhan Pamuk ‘ülkemde din her şeyi ezemez’ diyor ama bu ikonlar dini magazine malzeme edip; her şeyi ezip geçiyorlar sinsice . “On yüz baloncuk yutmak orucu bozar mı hocam?” Binlerce balon ve baloncuklar ortalıkta günlerce gezindi ama neyse müjdeee geldi Müjde .Böylece tüm balonlar bir anda hava olup uçtu. Devamını oku »

YARALARINDAN BESLENMEK

30 Eylül 2007

Çağdaş bir toplumun tarih boyunca kat ettiği yolları anlamak için geçirdiği siyasi süreçlere bakmak yerine sanata bakış açısına bakmak yeterlidir. Zira toplumun iç dinamikleri anlatan kültürel üretim alanı olan sanat toplumu anlamada son derece önemli veriler sunar.

Tarih boyunca sanatta da değişimin adresi değişime uğrar. İlerleme bazen Doğu’da olur bazen de Batı’da. Bazen Avrupa’da bazen Asya’da  kimi zaman da Avrasya’da.

Ne hikmettir bilinmez siyasette Avrupa dedikçe dışlanmamıza rağmen kendi kültürümüzü apaçık ortaya koyup yerelliği işledikçe sanatta da bir o kadar dünyaya açılıyoruz.

İster sponsor, İster etnik köken destekli olsun veya sağlam finansal kaynaklı dağıtım şirketi ya da ister lobicilik faaliyeti olsun; sanat toplumsal manzaraları, bireysel portreleri olduğu gibi samimi sunmadıkça; deyim yerindeyse kendinden uzaklaştıkça sahte bir taklit olarak kalıyor. Devamını oku »

DİL DİKENİ

22 Eylül 2007

İnsan dilde ışıldar fakat dilin kemiği olmadığından bazen konuşan dili kulak duymaz.Bazen de insan sağır duymaz misali dille yeni ve farklı kelimeler kullanacağım diye kelimeler türetir sözcük deryasından Allah ne verdiyse, bulamasa hiç sorun değil uydurur.

İşte bu nedenle insan diliyle bazen “bey” olur bazen de her deliğinden farklı ses çıkaran “ney.” Bazen önemli bir kilidi açan “key” bazen bir sofrada “mey.” Bazen de leylim ley…Böyle sürebilir işte sözcükler kendi kaderine bırakılırsa eğer. Devam edelim hadi; ey! ey! ey! haydi söyle yani “say say say” . Heyyy!… Devamını oku »

iŞLER VE GÜNLER (2)

15 Eylül 2007

2 GÜNLER

İnsanlık tarihi Adem’le Havva’yla başladığından beri Kabil’in Habil’i öldürdüğünden itibaren her ne kadar kişisel olsa da savaş var. Kimbilir kaç asır sonra Hİtitler ile Mısırlılar arasında gerçekleşen Kadeş Antlaşması ise bilinen ilk barış girişimi. Savaşlar gizli bir husumetle hatta bazen bir takım şeyleri bahane ederek bazen de karşıdaki rakip bile habersizken başlar. Barışlar da ise nedense hep üçüncü kişiler törenler olur bunlar da genellikle zoraki,resmi durur.

Daha önce de dedik ya… 1Eylül gününün sadece sonbaharın başlancını değil aynı zaman da Barış Günü olma özelliği taşıdığına. Devamını oku »

İŞLER VE GÜNLER (1)

6 Eylül 2007

1 İŞLER

Sonbaharın ilk günleri  Dünya Barış Günü’nden sonra okulların açılmasından çok üniversite kayıtlarını hatırlatır bana nedense.Eylül’ün ilk haftası okul çağında çocuklar ve bu çocukların ebeveynleri için telaşlı bir haftadır telaşlı olmasına ama üniversiteye giden genç bir öğrenci ve bu öğrencinin ebeveyleri için başka bir anlamdır bambaşka bir heyecandır.

Adeta tenhada sakin bir moladır.Uzun soluklu bir uğraşın semeresini almadır.Her iki açıdan da büyük bir gurur kaynağıdır Başka bir değişle amaca ulaşmadır. Devamını oku »

“GÜLLERİN SAVAŞI”ve “GÜL”

28 Ağustos 2007

GüllerinSavaşı” başrollerini Michel Douglas ile Catrine Turner’in oynadığı yıllar önce seyrettiğimiz bir filmdi.Şimdi ise dünya bizdeki Gül’lerin savaşını izliyor,konuşuyor.Uzun yıllardır siyasetin değişik yerlerinde yer alan Abdullah Gül siyasetin en yüksek mertebesine erdi.Başka bir değişle ;önce parti dışında sonra da partinin içinde yer alan tüm zorluklara rağmen savaşın galibi Gül.

Ülkemizi yüksek medeniyete taşıyacak erkte olmasını dileriz ve tarafsızlık ilkesini hiç bir zaman kaybetmemesini bekleriz elbette.Muhazafakar kökenli olmasıyla,ve Batı’da aldığı eğitimle tam da ‘modernizm’e uygun bir cumhurbaşkanımız oldu bence.Hükümetin düşüncesiyle parelel değil demokrasiyle parelel kararlar almasını görebiliriz umarım. Devamını oku »

ETKİYE TEPKİ DEĞİL TEPKİYE ETKİ YA DA EYLEMSİZLİK İLKESİ

24 Ağustos 2007

Değişim hayatın her kertesinde gerçekleşebiliyor.Öyle ki etkiye tepki değil tepkiye etki doğurabiliyor. Tepkiye etkiyi olarak nitelendirmek haksız bir yorum olabilir aslında. Çünkü aynı zamanda reaksiyon da denilen tepki dediğin nedir ki? kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki…

Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genellikle olumsuz söz veya davranışken tepki nasıl olur ki olumlu tepki. Yok yok durun durun daha ilk cümlelerden tepkiye etki geri tepti zannetmeyin.Bu yazı hakkında olumlu tepkiler almalıyım bu durumda hangisi etki hangisi tepki ooff karıştı galiba… Şimdi bu yazı tepki,okuyucuların yorumları ise etki…Ne fark eder demeyin sakın tepkiye etki durumu çok önemli. Bundan kötüsü ise nötr kalma siyasi olma daha bilimsel bir dille eylemsizlik ilkesi gerçi tepkisizlik de bir tepki… Devamını oku »

MEDYUM MEDYA NEREYE KOŞUYOR?

16 Ağustos 2007

Medyanın siyasi hegomonya kurulmasında ne  kadar rol  oynadığını ve egemen siyasi  gücün çıkarlarına hizmet eden yorumların yeniden üretilerek neyin hedeflendiğini görmek açısından Emin Çölaşan’ın 22 yıl hizmet verdiği Hürriyet gazetesinden bir günde açığa alınmasına bakmak son derece anlamlı olacaktır. Medyanın toplumsal sınıflar  arasında gittikçe uzlaştırmak yerine uysallaştıran yaklaşımı yetmiyormuş gibi söyleyecek sözü olanları susturması gerçekleşen hegomonyaya katılmasının tek bir nedeni olabilir.İktidar odaklarının suyuna gitmek,başka bir değişle dev medya kuruluşlarının bir günde alaşağı edildiğinden ders alıp işi riske etmeden su gibi geçinip gitmek…

“Dördüncü güç”,”üçüncü göz” olarak kabul edilen medyada neler oluyor medyum medya “nereye koşuyor?” Beğenelim beğenmeyelim Türk medyasının simge isimlerinden biri olan Emin Çölaşan’ın işine son verildiği yetmezmiş gibi güç odaklarıyla çatışan Bekir Çoşkun, Tufan Türenç, Yalçın Bayer gibi usta kalemlerin de susturma girişimelerinden sırasıyla nasibini alacağı söylentiler arasında. Devamını oku »

Okunasıcalar

Anketimiz

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?

Sonuçları Göster

Loading ... Loading ...

Günün Sözü

Şüphe değil, kesinliktir insanı deli eden.
Nietzsche

İzlenesiceler

Düşünceleri İzleyenler

RSS okuyucu ile takip edin...

Abone olun...
Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz.