AVRUPALI OLMAK

24 Mayıs 2007

Geçen hafta İstanbul’da İstanbullu olduktan sonra bu kavramı genişleterek artık Avrupalı olduğumuzu söyleyebiliriz.
Her ne kadar Avrupa Birliği’nde ismimiz henüz zikredilmese de, bir yanımızda Avrupalı olduğumuz sadece coğrafi anlamda bile bakıldığında kaçınılmaz bir gerçek.
Ancak; Avrupalı olmak düşünce yapısıyla, dünya görüşüyle, belli bir anlayışa sahip olmayı neredeyse bir kabul olarak görmeyi de gerektiriyor. Peki ama, nedir bu Avrupalı olmak düşüncesi? Ve bizler bu düşünceyi yeterince tanıyor, biliyor muyuz? Deyim yerindeyse, hayatımıza bu düşünceleri sindirmeye hazır mıyız?
Avrupa denilince akla öncelikle bilim, teknoloji, laiklik, rasyonalite ve çağdaşlık, gibi klasik kavramlar değil; bunların hepsinin yaratıcısı, başka bir deyişle mimarı “özne” kavramı gelmelidir. Devamını oku »

İKİ KANAT İKİ EV

24 Mayıs 2007

Sadece felsefeciler olarak değil, Türk kamuoyu olarak önemli bir haftayı geride bıraktık. Çünkü geçen hafta en çok konuşulan ve gündemde olan iki haber vardı. Biri Erdoğanlar’ın düğünü, diğeri ise üzerinde önemle durulması gerektiğine inandığım felsefe kongresiydi.
Bu iki olayın ilginç yanı ikisinin de aynı günde, aynı yerde olmasıydı. Her ne kadar kongre bir hafta süreyle devam etse de ilk gün, üzerine daha çok konuşulan gündü.. Hatta Erdoğanlar’ın düğünlerinin adını “Felsefi Düğün” koyanlar bile oldu. Devamını oku »

DUYGU SORUNSALI

24 Mayıs 2007

Bir arayışın, türlü girişimlerin, dur durak bilmeyen ‘bir beklentinin, ya da ümit edişin ve kötü deneyimlerin yüze çarpması sonucu bir kayboluşun varoluşla çarpışması ve bu çarpışmanın bıraktığı izlerin, acıların adresi olmadığı için sürekli ‘bulunamadığı’, ‘bulunamadı’ diye üstünüzde tıpkı bir zarf gibi taşıdığınız pulların ağırlığının zarfı geçmesiyle, hacminiz arttıkça bir elem bir keder sağanağı içinde boğuşunca, hangi acıyı hangi zamanda ve hangi mekanda edindiğinizi bilmediğinizden dolayı, bunları bırakabilecek yer ararken ‘azami yük’, Devamını oku »

FİLDİŞİ KULEDEN İNEN ENTELLEKTÜEL

24 Mayıs 2007

GeÇen hafta Özdemir İnce Hürriyet Pazar’da Tersi Düzü adlı kÖşesinde “kimsenin sÖylemeye cesaret edemediği bir şeyi sÖylediğini iddia ederek, “halktan kopmadan aydın olunamayacağını” belirtiyordu.
İtiraf niteliğindeki bu sözlerini irdelemeden kendisinin, yazarlığının yanı sıra şair, Çevirmen kimliğinden sÖz edip daha; ülkemizin gerÇek entelektüellerinden biri olduğunu belirtmeliyim.

Ancak bu gÖrüşüne katılmamama engel değil bu. Çünkü artık entelektüellerin FİLDİŞİ KULE’den Çıkmaları gerektiği ve “sağırlar birbirini ağırlar” misali sadece birbirlerine gÖndermelerde bulundukları dÖnemi geride bıraktığımızı düşünüyorum. Devamını oku »

HASTALIKLARIN ZİHİNSEL NEDENLERİ

24 Mayıs 2007

Eylül ayına nedense hep hüzün yakıştırılır. Sararan yapraklar kurşuni bulutlarla dekor oluşturmaya başlayınca, sonbaharın bu ilk Çocuğuyla hüzzam makamı tıpkı kanunun telleri gibi kışa doğru aheste aheste sizi sürükler.
Aslında bu muhteşem manzara ile hüzün bir kolunuza girmiş gibi gÖzükse de diğer taraftan siz kolunuza girmiş gibi gÖzükse de diğer taraftan siz kolunuza giren hüzünle ilgilenirken yeni dÖnemle birlikte yapacağınız planlar programlar sizi diğer kolunuzdan tutar. Bu dÖneme ayak uydurana kadar neredeyse ay biter.Uyumsuzluğun hüküm sürdüğü bu zamanda hava tahminleriyle bile bir türlü yakalayamadığınız mevsimiz üstünüze ne alacağınızı şaşırdığınızdan kah ince giysilerle titreyerek, kah ince giysilerle titreyerek, kah kalın giysilerle uzaya Çıkan kozmonot edasıyla selamlayarak karşılamak zorunda kalırsınız.
İşte bu kararsızlıkların, Çaresizliklerin sonucu sanki aranızda gizli bir anlaşma var gibi ve tıpkı Alpan’ın şarkısı gibi darbeleri ve miat yaratan terÖr saldırılarıyla psikolojik yıkım yaratmanın yanı sıra Çoğun hastalıklar da nedense hep ‘EYLüL’DE GELİR.’
“Yapılacak şeyler ne kadar azsa vakit o kadar zor bulunur.” Sürekli vakitsizlikten dem vuran yaz molasından kış uykusuna dalanları bir tarafa bırakırsak, derinliğe girip kaybolanları da kendini tamamen Çalışmaya verip hüznü ertelemeyi yeğleyenleri de yoklayan ağrıların, sancıların davetsiz misafir misali en sık ziyaret ettiği zamana denk gelir hep bu ay.
‘Tüm Hastalıkları Zihinler Nedenleri’ adlı kitaba gÖre aslında bu ağrıların, acıların nedeni ne sonbaharın serinliği ne de sıcaktan soğuğa geÇme aşaması. İnsanın kendi zihni.
ŞÖyle diyor kitabın yazarı Louise L. Hay; ‘Hayatımızdaki tüm deneyimler gibi hastalıklarımızı da kendi düşünce kalıplarımızla yaratırız. Bu nedenle, bir hastalığı kalıcı bir biÇimde ortadan kaldırabilmek iÇin Önce onu yaratan zihinsel nedeni ÇÖzüp halletmemiz gerekir.”
\r\nVe şunu Öğrendim diyor; “Hayatımızdaki her rahatsızlığın ortaya Çıkması iÇin bir İHTİYAÇ vardır. Yoksa o rahatsızlığı yaşayamazdık.”
Bedende en Çok rahatsızlığa neden olan düşünce kalıpları kitaba gÖre ELEŞTİRME, KIZGINLIK, İÇLERLEME ve SUÇLULUK.
Örneğin diyor eleştirme eğer alışkanlık halini alırsa atrit (eklem iltihabı) gibi hastalıklara yol aÇabilir. (Öyleyse felsefecilerin bu hastalığa yakalanmaları kaçınılmaz).
Acı suçluluk duygusundan, ağrı ise sevgi ve destek bulma Özleminden oluşuyormuş. Ağlayamamak sevgiyle gÖrmeyi reddetme Ağız yeni fikirleri ve besini iÇine almayı temsil ettiğinden dolayı İltihapları dudakların irinli sözcükleri zapt etmeleri sonucuymuş.
Akne kendini kabullenememe ve hoşlanmama, astım boğucu sevgi, Ateş yakıcı Öfke, bağımlılıklar kendinden kaÇış, baş ağrıları kendini muteber gÖrmeme, migren kendini eleştirmeden olurmuş. Ayrıca bronşit huzursuz bir aile ortamında baş gÖsterirmiş. Diş hastalıkları uzun süren kararsızlıklarda, fıtık kopmuş, uyumu bozulmuş ilişkiler ve yanlış yaratıcı ifadeden oluşuyormuş. Diz gurur, kibir ve egoyu temsil edermiş rahatsızlıkları eğilmezlik, esnek olmama imiş.
Bunlar kitapta alfabetik sıraya gÖre sürüp gidiyor aklınıza gelecek her türlü hastalık kitapta yer alıyor.
HAMİŞ: Düşüncenin gücüne inandığım kesin ama bu kitabın dedikleri inanıp inanmamayı size bırakıyorum. Bundan bÖyle atasÖzümüz ‘bana hastalığını sÖyle senin kim olduğunu söyleyeyim.
(15.09.2003

BİR KİTAP OLSAYDINIZ

23 Mayıs 2007

Bir kitap olsaydınız, hangi kitap olmak isterdiniz?
Müziği yönlendiren bir solfej kitabı mı? Yoksa, dünyayı karış karış gösteren fiziki veyahut da siyasi renkli bir atlas mı?
Durun durun bildim… Zaman zaman ahlaki zaman zaman ise, dini kılavuz niteliğinde KUTSAL KİTAP olmak isterdiniz değil mi?

Bilemedim mi? O halde Çok yetenekli ve ünü dünyaya yayılmış bir gurme’nin elinden çıkmış yemek kitabı olabilir mi? olmadı mı? Pekala… üzümün meşakkatli yolculuğunu anlatan bir şarap kitabı olmaya hayır demezsiniz her halde? Devamını oku »

DOĞUM, İLK REKLAMDIR ÖLÜME

23 Mayıs 2007

Doğum ilk reklamsa, Ölüme Azrail’in en Çok dolaştığı semavi dinlerin merkezinde, Kudüs’te belki de doğuştan siyasi doğdu, Edward Said.

Hristiyan bir Filistinli olarak genÇlik dÖneminde gÖÇ ettiği ABD’de Çetrefilli yaşamı boyunca oluşan diyalektiği hep iÇinde barındırdı ve büyüttü. Dolayısıyla, dünyanın en Önemli düşünürleri, yazarları, eleştirmenleri, entelektüelleri arasında yer alması, bÖylelikle kaÇınılmaz oldu.
BirkaÇ hafta Önce, “Fildişi Kuleden İnen Entelektüel’ adlı yazımda, ‘Entelektüel’ kitabından alıntılar yaptığım profesÖr Edward Said, 10 yılı aşkın bir süredir mücadele ettiği hastalığına yenik düştü ve geÇen hafta yaşama veda etti. Devamını oku »

HASTALIKLI DÜŞÜNCELER

23 Mayıs 2007

GeÇen yazıda, hastalıklı zihnin oluşturduğunu iddia eden, hatta hastalıklı alfabetik sıralayan ‘Hastalıkların Zihinsel Nedenleri’ adlı kitaptan sÖz etmiştik.

Kitaba inanıp inanmamayı size bırakmıştım fakat, bu hafta kitabın en Önemli eksikliğinden sÖz etmeden geÇersem, hatalı olmasa da eksik bilgi vermiş sayarım kendimi.

Hani hastalıklar alfabetik sıralamaya gÖre düzenlenmiş, aklınıza gelecek tüm hastalıklar iÇin de mevcut demiştim ya… Yalan, hem de kuyruklu yalan.
Hani nerede? Bir halkın, bir gurup insanın diğer halk ya da insanlardan farklı olmakla kalmayıp, aynı zamanda diğerlerinden fiziksel entelektüel ya da ahlaki bakımdan daha iyi, daha güÇlü, daha yüksek ya da yaratıcı olduğunu, bu üstünlüğün atalardan miras alınmış olan biyolojik farklılıklardan kaynaklandığını savunan, “IRKÇILIK!” Devamını oku »

Okunasıcalar

Anketimiz

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?

Sonuçları Göster

Loading ... Loading ...

Günün Sözü

İnsan hatasını bir başkasına itiraf ettiğinde unutur onu; ama çoğu kez öteki kişi bunu unutmaz
Nietzsche

Twitter'dan

  • Hülya Yalımdostluk ütopyada değil dünyada olmalı... - posted on 21/08/2010 23:31:40
  • Hülya YalımGüneş Ülke Dost http://www.hulyayalim.com da.... - posted on 21/08/2010 23:31:00
  • Hülya Yalım@kareas35 kesinlikle katılıyorum size - posted on 21/08/2010 23:10:57
  • Hülya Yalım"Zahir "Ben" dediği vakit Batın "Hayır" der. Batın "Ben" deyince Zahir yine "Hayır" der. İBNİ ARABİ - posted on 02/08/2010 18:12:05
  • Hülya Yalım“Rüzgarın yönü değişince oturup ağlamışsın. Sen artık sözünden de dönemezsin yanmışsın. Aklımdan çıkarttım attığın oy kurşunu.” - posted on 22/07/2010 01:03:00

İzlenesiceler

Düşünceleri İzleyenler

RSS okuyucu ile takip edin...

Abone olun...
Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz.