MEDYA NASIL TOPLUM YARATMAK İSTİYOR?
MEDYANIN UYANIK BEKÇİLİĞİ
Kitle iletişim araçlarının demokrasilerde “üçüncü göz” olarak halk adına faaliyette bulunması “dördüncü güç” olma vasfını kazandırmıştır. Ancak şu unutulmamalıdır iletişim araçlarınım işlevlerini yerine getirebilmesi siyasal sistemin ona tanıdığı özgürlük imkanları çerçevesinde gerçekleşebilmektedir. Bu noktada, siyasal sistemin iletişim sisteminin temel belirleyicisi olduğu asla gözden kaçırılmaması gereken bir olgu olmaktadır
Medya gerçekten ‘toplumsal bir amaca hizmet etmektedir; ancak bu, oldukça farklı bir amaçtır: “insanların zihinlerini, hükmetlerine” ve daha genel kapsamda toplumsal, ekonomik ve politik düzenin düzenlenmelerine “erdemli bir bağlılık gösterecek biçimde eğitmek, liberal düzenin korktuğu türde bir demokrasi krizine katkıda bulunmayan medya, ayrıcalıklı kesimleri halkın kavrayışı ve katılımı tehdidinden koruyan uyanık bekçileri oluşturur. Eğer bu sonuçlar doğruysa, medyanın demokratikleşmesine yapılan ilk itiraz noktası gerçekler ve çözümleme ışığında apaçık ortaya çıkan bir yanlışlığa dayanmaktadır.(1) Devamını oku »
MİLLİ BİRLİK DÖNEMİNDE BASIN
Descartes yeni çağ biliminin kurucusudur, yeniçağ felsefesinin ilk Büyük sistemcisidir. “Yöntem üzerine konuşma “ adlı eserinde bilimsel yöntem üzerindeki ana düşünceleriyle bu yönteme nasıl ulaştığını, bilginin nasıl mümkün olacağını kesin bilgiye hangi metodlar kullanarak yaklaşılacağını ve bütün bunların yanı sıra bilginin hangi esaslar dikkate alınarak temellendirileceğini anlatır.
Hilmi Yavuz’un tırnak içine alınmış hayatında, yaptıklarının önüne konabilecek noktalardan biri de kuşkusuz ki felsefedir. Yavuz’daki felsefi düşünüş yalnızca gazetedeki yazılarına, veya kitaplarına yansımakla kalmamış ;Türk Şiir geleneğine farklı bir bakış açısı da getirmiştir.

