Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce

Psikolojik kuramcılar ceza ve ödülü kişiyi biçimlendirme veya şekillendirmede ayrı bir yere koyarlar;böylelikle;ister hayvanlara, ister çocuklara uygulansın bu uygulama sonucu zamanla istenilen yöne biçimlendirmede adım adım yol kat edilebilineğini söylerler.

İnsanlığa ulaşma labirentinde birer ışık olarak ebeveynler, öğretmenler tarafından sıklıkla kullanılan ödülün günlük hayat dışında sanatta da yarattığı büyük etkiye sıklıkla rastlamak mümkün. Burada ki ödül her ne kadar bilimsel kuramcıların amacını aşsa da;yine de belli noktalarda buluştuklarına inanmak gerek.

Bu nedenle, dünya çapında bir çok ödülün etkisi, sansasyonları başlamadan bitime dek, uzun süre devam edip gider. Ama artık hemen tüm katılımcıların bizzat yaşayarak gözlemlediği bir gerçek var.

Ödüllerin dağılımı sadece sanatçının eserlerindeki kaliteye veya sesindeki güce verilmediği çünkü işin içine siyasi ve ekonomik faktörlerin dengeleri değiştirebildiği herkes tarafından biliniyor.

Örnekse Nobel ödülleri. Her sene adayları ile birincileri ile gündemi aylarca meşgul edebilen bu ödül,ülkemize gelmeden önce de çok tartışılırdı ama özellikle Orhan Pamuk bu ödülü aldıktan sonra tartışmaları akıllara durgunluk verircesine devam ediyor.

Birkaç gün önce yazar Yaşar Kemalkomünist olduğu için bu ödüle layık görülmediğini” söylemesi geçmişte okuduğum kitapları düşündükçe içimi incittiği için bu yazıyı yazma gereği duyuyorum. Doğrusu ilk başlarda bu duygusal açıklamaya anlam veremesem de, şimdi şimdi anlıyorum ki sanatçı olmak böyle bir şey herhalde.

İnce Mehmed? le başladığım Yaşar Kemal kitaplarına; Ölmez Otu, Bir Bulut Kaynıyor,Al Gözüm Seyreyle Salih ile devam ettim. İtiraf ediyorum Orhan Pamuk? un kitapları kadar,Yaşar Kemal kitapları okumadım belki ama yinede Yaşar Kemal in duruşunu her daim hayranlıkla izledim.

Orhan Pamuk? un ise ödül aldığı seneye kadar yazmış olduğu tüm kitaplarını okudum ki;üslubunu çözmekle ilgili olsa gerek heyecanımı yitirdim.Bundan böyle okuyacağımı da sanmıyorum. Oysa Yaşar Kemal? in elime geçen kitaplarını düşünmeksizin okurum çünkü;yazdığı kitaplar birbirinden o kadar bağımsız ki, bir kelebeği anlatışı sayfalar boyunca beni sürükleyebiliyor. Üslubunu çözmek bir yana doğayı betimlerken duyduğu ve duyurduğu etkiyi bir daha yaşamak isteği doğuyor adeta.

Bu nedenle Orhan Pamuk?un ödülü almasını siyasi nedenlere bağlamaksızın Sertap Erener?in Eurovision ödülünü almasına benzetiyorum.Gerçekte bu ödül  Münir Nurettin Selçuk’u , Saadettin Kaynak’ı, Reşat Nuri Gültekin’i Yunus Emre? yi ne kadar bağlarsa, Yaşar Kemal? i de o kadar bağlardı eğer bir kez bu ödüle aday olmasaydı elbette.

Seçilmeme gerekçesini komünist olmasına bağlaması ise, onun gibi çağın ötesinde bir aydına, hiç ama hiç yakışmadı doğrusu. Her şeyden önce okurlarına haksızlık ettiğinin farkında değil mi acaba?

Yaşar Kemal? in yazarlığı etnik kökeninden,siyasi görüşünden başka bir değişle komünistliğinden önce gelir bu ülkede, kaldı ki; gerçek bir solcu olduğu malum da, ilkel komün toplumlara göre mi kime göre komünist zamana göre mi kendine göre mi?

Yıllar önce bir o zamanlar İstanbul?da tek özel hastane olan İnternational Hospital?in asansöründe görene dek kendisi hakkında fikirlerim bambaşkaydı.

Yaşar Kemal?in kendinin hala altını çizdiği komünist görüşüne ters bulduğumdan olsa gerek gözlerime inanamamıştım ama zamanla gözlerindeki rahatsızlığı yüzünden burada olduğunu; yalıtkan bir görüşe kös kös bağlanmaksızın teknolojinin tüm kaynaklarından yaralanmayı çok akıllıca bulmuştum.

Yani demem o ki;kapitalist bir hastanede onu gördüğümde ben o zamanlar komünistliğinden şüphe duymuştum ama şimdi kendini böyle tanımlayan birini gülümseyerek selamlıyorum.

Uluslararası bir ödülde olsa da Nobel ödülünden hala çıkamamasını yukarıda da belirttiğim gibi sanatçı hassasiyetine vereceğiz çaresiz. Zira “sanatçı yaptıklarına ne kadar kayıtsız kalırsa o kadar sanatçıdır” gerçek ödülü de okurudur.

Akademi ödülü gibi etiketi olmayan bu okur ödülünün başta sözünü ettiğimiz yönlendirmeyle değil sevgiyle ilgisi olduğunu; insalcıl, barışcıl, evrensel yazar Yaşar Kemal? in anlaması için  nya barış gününde kominist olduğunu söyleyen biri mi anlatmalı?

Hülya YALIM

www.hulyayalim.com

2 yorum yazıldı

  1. frank ribery dedi ki:

    Reha Muhtar’ ın Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal ile ilgili’
    2 Eylülde yazdığı yazıyı okumak için aşağıdaki linki tıklayın.

    http://www.superpoligon.com/haber/5694

  2. İsa dedi ki:

    Büyük ustanın Ağrı Dağı Efsanesi efsanesi romanından sadece bir paragraf alıntısını yazınızın kenarına iliştirdiğimizde bile ; yorumunuzun haklılığını perçinliyor?

    “Ağrı Dağının doruğuna yakın bir yerlerde, güneybatı yamacında bir göl vardır, adına Küp Gölü derler. Bir harman yeri büyüklüğündedir göl. Som mavi bir sudur. Kuyu gibi. Kırmızı, keskin ışıltılı kayalıkların dibindedir. Her yıl bahar gözünü açar açmaz Ağrı Dağının tekmil çobanları gölün kıyısına gelirler, güneş damgalı kepeneklerini bakır toprağın üzerinde serip gölün kıyısında sıralanırlar, kavallarını çıkarıp doğan günle birlikte “Ağrı Dağının Öfkesi” ni gün batımına kadar birlikte çalarlar. Ağrı Dağı çobanları güzel kara kederli gözlüdürler. Uzun çok güzel parmakları vardır. Bazısının gür, altın sakalları dalgalanır. Küçücük bir ak kuş çobanlar kaval çaldırkları sürece üstlerinde döner durur. Gün kavuşunca çobanlar karanlığa karışıp giderler. Ve tam bu sırada da tede dönüp duran ak kuş gölün üstüne süzülüp iner, kanadını suyun som mavisine daldırır, sonra o da çobanlarla birlikte, karanlığa karışır. Kanadın değdiği yerde göl incecikten dalgalanır, ince dalgalar genişleyerek gelir, bakır kıyılara vururlar. Sonra, iri bir atın gölgesi gölün üstüne düşer, süzülür gider.”
    Yaşar Kemal – Ağrı Dağı Efsanesi

Yorumun ne olacak?