Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce

Atlas bir yorgan gibi kapladım kendimi birkaç zaman, ağzımda paslı iğne tadı olsa da; bir yüzüm siyah, diğer yüzüm beyazdı.

Kenarları havuç dilimli,ortalar baklava desenli  merkezi ise beynim gibi kıvrımlı  biraz .

Ama günden güne sarardı,sarardıkça ne oldu bilmem; ağzımdaki iplikler birden bire attı?

Tenimden bir göz dışarı fırladı ki;bir çuhada ıstakanın emrinde top gibiyim adeta, savrulunca oradan oraya, mesken tutmak adına;arayışa girdim rotam ise ağzımdaki zokalar..

Yayından çıkmış ok gibiyim de söz de ama menzilim yok, uzatmadan daha açık söyleyeyim  aslında b.k gibiyim. Sıkılan her an sifonu çekip gidebilir.

Öyle “küllerimden doğarım” gibi , fosforlu cümleler edeceksem; “küllerimden doğarım ama krematoryum da yanıp denizlere dökülürsem” olabilir bu ancak ve ancak…

“Yenilendim, güncellendim” gibi abuk sözleri edip de, sabuk görünmeyi göze alamam ben.

Dip boya yaptırdım, kapadım beyazlarımı sonra, sarı sapsarı röfle attırdım. Bu banal görünümümden sadece ve sadece ben sorumluyum işte o kadar..

Peşi sıra kuaförüme saçlarımı kısa kes “dedim, sanırım o düşünce fazlalıklarımı da birlikte aldı.

Gereksiz bilgileri kırptıkça zihnimden, bir de baktım bilgisiz değil akılsız kalmışım. Ne yazık değil mi  beyne dolgu da olmuyor??

“Hiç kimse aptallığını anlayacak kadar akıllı değildir” diyor son okuduğum “Aptallığın Ansiklopedisi” adlı kutsal kitapta?

Yazık ki aklımın tarihine dair elimde bir belge yok.

Yıllarca sözlerimi örtük cümlelerle öyle bir sembolleştirip yazdım ki; sonra ben bile ne demek istediğimi anlamadım.

Şimdi bu akılsız kafa zaman ve mekan boyutunu defterlerden bulsa,anlam boyutuna varamıyor bir türlü, ne de olsa akıl bu zorlamaya gelmiyor.

İşte bu yüzden gözyaşlarımı dondurdum bankada, gözyaşları bulut oldu bir güzel, yüzüm o bulutta mumyalandı?

Maskelerimi parlattım, aynı zaman diliminde yeğenime saç ektirirken tüylerimi epilasyonla aldırdım?

Bu çelişkiler beni adam etmiyor, kadın da etmiyor ,transcinsleri ruhum kaldırmıyor?Bu çelişkiler beni çığrından  çıkarmasın yeter…

Dilim çatallaştıkça deri değiştiriyorum “hangi derisizlik korudu beni…”

Pençelerimi ne kadar kısa kestirsem de, işe yaramıyor,gördüğünüz gibi  yine kendimi tırmalıyorum…

“Hayat ancak geriye bakarak kavranabilir, oysa hayat ileriye doğru akar” diyen Kierkegaard ‘ dan yola çıkarak;

“Dünyayı geriye dönüş ilkesi yönetir”düşüncesini yanıma alsam da ,geçmişe dönüp bakmaya yüreğim yetmediği için,başımı kolumun altından geçirip; bir de koltukaltından baktım hayata;hayat ekşimiş ter kokusunda cerayan ediyor…

Ve bu kokudan benim fena halde burnum tıkandı?

Ancak içimdeki göz inadına sözlerim kadar açık..

Çünkü  kapağı yok?

Bu yüzden yandaşı olmasa da sapağı çok…

Hülya YALIM

http://www.hulyayalim.com/

8 yorum yazıldı

  1. mehmet varlı diyor ki:

    düşünüyorumda insan dediğimiz varlıklar ya da diğer anlamıyla yaratıklar hayvanlar aleminde en akıllı canlılar olduğu halde hiç te öyle değiller…neden mi çünkü insan dediğimiz canlılar bütün yaptıkları işleri hevesle,tutkuyla yaparlar ama daha sonra bu insanlar hevesle yaptıkları işlerden pişman olurlar ve pişman olacaklarını bildikleri halde her işi (yani her hatayı)her defasında kendini avutacak şeyler bulup tekrarlarlar.bence insanlar en aptal hayvanlardır….

  2. Burcu Polat Cam diyor ki:

    Evet sen de tükenmişsin Hülya?cım. Yıpranmış geçmişimiz bizi yeni geleceklere taşıyacak mı? Soru bu?
    Bu sene herkes tükeniyor nedir bu durum? Kimsenin ruhu parlamıyor. Tam duygularımız sel olup akacak diyoruz önüne setler çıkıyor. Bizim setleri kaldırasımız da yok. Yaz ruhumuza gelmediği gibi şehre de gelmek bilmiyor?
    Ümidin de bittiği noktadayız galiba?
    Ama iyidir be Hülya. Çek o ekşi kokuyu sonuna kadar. Ta ki çiçek kokusu, çim kokusu almak isteyene kadar burnun ve beynin. Yak kendini.Ta ki krematoryumun yakıtı bitene kadar. Sonra akarsın açık denizlere, yüzersin yunuslarla, çipuralarla?

  3. Kutay diyor ki:

    Kin..

    Mazinde kalan aptal yaşanmışlıklardan dolayı sevgiyle beraber aynı çıtada büyüyebilen ancak sevginden daha çok bastırabilme içgüdüsüne sahip olduğun insanoğlunun vazgeçilmez duygusu..Hiçbr insan içimde bu duyguyu beslemiyorum diyemez..Derse yalan söylemiş olur..O içindeki lanet olası tutku saklanmıştır bedeninin kuytu bi yerine..Onu karanlıklar arasındaki köşkten çıkaracak olan,yine köşke gelen hiçbirşeyden habersiz ziyaretçi topluluğu olacaktır..

    Nefret

    Kesinlikle nefretin yalanı olmaz..Bu hayatta besleyebileceğiniz en sağlam duygudur..Her saniye nefretle yaşamaya alışmak,insanın kanına bir zehir gibi işleyerek dakikalar içinde tüm sinir sistemini altüst eden ve içindeki tüm kahpelikleri açığa çıkartan tarifi imkansız olan..

    İntikam..

    Üçlü oyunumuzun son bölümü..Kin ve nefret duygularının farkındalığında olan bir kişi için intikam duygusu artık bir ihtiyaç haline gelmiştir…İntikam soğuk yenilen bir yemektir..Hadi buyrun sofraya… =)

    Hoşçakalın..Yukardaki sizi korusun (:

  4. ilk ve son diyor ki:

    Yaşadığım boşluğun içinden herkese merhaba?bu yaşadığım evrenden,dünyadan,ülkeden her neyse oradan sesleniyorum?bu dünyanın yarattığı uyuşuk, tembel, sadece tüketen bir insan olarak bu dünyaya sesleniyorum?

    beni siz yarattınız.. ?siz? den kastım her şey? nasıl yani ?her şey? ?,,, aklınıza gelen ve geldirmeye çalıştığınız her şey! Etrafım uyuşuk insanlarla,korkak,trip,kaygılı,cahil,ileriyi düşünmeyen,garantici,yalancı,kaypak,iki yüzlü ve kendini bir bok zannederek mutlu olan kibirli insanlarla dolu?

    herkes kendini kandırıyor? gerçekleri saklayarak yaşamayı alışkanlık haline getirmiş insanlarla dolu? ve ben tüm bu insanları ve bu insanların yarattığı dünyayı istemiyorum? bu bir ölüm isteği değil! Öldürme isteği..! şimdi ne olacak diye yorsanıza biraz tembel beyninizi..

    ben bir suçlu aramıyorum çünkü ortada bir suç yok! Ama herkes etrafa salak salak bakarken,meydana çıkmaktan korkarken meydanı cahil beynini kullanamayan insanlara bırakmış olur ve onların tüm yapacaklarına maruz kalır..! bundan bıktım? siz bıkmadınız mı?

    İnsanlar hergün defalarca tekrar tekrar kandırılıyor.. bize görmemiz gereken bir dünya gösteriliyor. Ama herkes enayi değil.. neyin, ne için olduğunu görebilen insanlarda var.. neyin yalan, neyin gerçek olduğunu gören insanlarda var ? azda olsa.. kusura bakmayın ben sizin gibi hiç bir şeyin farkında değilmiş gibi yapıyorum, ben sizler gibi salak taklidi yapamıyorum? işte bunun için bir şeyleri değiştirmekten başka çözüm görmüyorum..!

    bir şeyler değişecek,, benim istediğim yönde bir şeyler değişmek zorunda.. çünkü ben öyle istiyorum? ? en büyük köleler, özgür olduğunu sanan kölelerdir? yani sizler?

    sizlere yaşamak için alan verilmiş,maaş verilmiş ev, bark, iş, güç?vs?. sizlerin yapmaya çalıştığı ise sadece bunları korumak ama sadece bu kadar?. Sonra bunların elinden gideceğini gördüğünüzde her boku yemeye hazırsınız.. herkes böyle? sizi siz yapacak,ayıracak hiçbir özelliğiniz yok.. sadece üç beş kuruş için yaşıyorsunuz? peki insan bu kadar basit mi?

    Sadece bu kadar mı? Sizin hayallerinize noldu.. küçükken kurduğunuz hayallere noldu? aza kanaat eden ziyniyetiniz sizin yükselmenizi engelliyor… o ziyniyetinizi ..

    ?şükreden? mantığınız, küçük düşünen beyniniz hayatı mahvediyor?erkekler geçim derdi ile,kadınlar tv de ki embesilce kadın programlarıyla,gençler sınav kaygısıyla ve yaşlılar cehennem korkusuyla oyalanıyor? bizler hayallerimizin peşinden gitmeye kalktığımızda ise,?hayatın gerçekleri? denilen safsatalarla korkutuluyoruz?etrafımız başarısız babalar, başarısız anneler, ağabeyler, ablalarla dolu?

    onların sizlere öğretebileceği tek şey ise: ?aman kendini garanti altına al,önündekini ye,fazlasını düşünme bile.. ama televizyonda izlediğiniz şaşalı yaşamlara salyaları akıtmaya devam et.?

  5. hafize diyor ki:

    Ağzımızda paslı iğne tadı burnumuzda ekşi ter kokusu arkamızda bizi bir türlü bırakmayan bitmiş tükenmiş bir geçmiş. Bunlara inat hala ayakta durmaya hala bir şeyler yapmaya çalışan bizler.

    Mevcut ağrıların daha da şiddetlenmesi ruhsal durumumun sürekli değişiklik içinde olması bir türlü kendimi bir yerlere konumlandıramamamın sebebinin baharın etkisiyle olduğunu söylediler. Ama bahar geçti bitti. Yoksa sorun hala geçmişimi karıştırıp durmam mı?
    Burcu?nun dediği belki de doğrudur yıpranmış geçmişim beni yeni geleceklere taşımıyordur.

    Yaşadığım şehirle de alakalıdır bu durumum. Çevrenizde sizi sömürmeye çalışan insanlardır ileriye adım atamamızın sebepleri. Hep bir kalkan var üzerimizde bir türlü söküp atamadığımız kalkanlar. İnsan sırtını kimseye dönmeyecek DOSTLARINA bile. Çünkü düşmanlardan gelecek zararı biliriz de dostlardan gelecek nerden bilebiliriz?
    Ne kadar kalkanlar olursa olsun yinede boyundan ısırılmaya ne denilebilinir ki? Böyle yaşamaya çalışarak nasıl ruhsal durumumuzun iyi olmasını bekleyebiliriz ki?

    Ben keder üretir dert yaratırım
    Âleme ibrettir her bir satırım
    Kırk yılın başında halim hatırım
    Sorulsa ne yazar sorulmasa ne?

  6. gilman diyor ki:

    İnsan… Doğarken ölmeye başlar…
    Ve bu süreçte şekilden şekile girer, maske üstüne maske yeniler…
    Son’a doğru soru işaretleri daha da artar… Ve bitiş noktasına geldiğinde, karşısında sonsuzluk bilinmezliğinin karanlık cehennem kapısı açılır… Ya her şey bu karanlık cehennemde biter veya her şey yeniden başlamak üzere boyut değiştirir, yeniden doğmak üzere…

    Her neyse ne!…

    Hülya’nın yine bu kelime okyanusunun derinliklerinden çıkarıp getirdiği kelimeler bütününü okurken, aklıma ilk gelen şeyi göndereyim dedim…

    Başkası bu yazıdan ne algıladı bilmem… Ama ben Nesimi’nin şaheserini tahattur ettim ve açtım tekrar tekrar okudum…

    “Ne alaka…” diyecekseniz!… “kime ne!..” derim…

    (Kul Nesimi)

    Ben melamet hırkasını
    Kendim giydim eynime
    Ar u namus şişesini
    Taşa çaldım kime ne

    Gah çıkarım gökyüzüne
    Seyrederim alemi
    Gah inerim yeryüzüne
    Seyreder alem beni

    Gah giderim medreseye
    Ders okurum hak için
    Gah giderim meyhaneye
    Dem çekerim kime ne

    Sofular haram demişler
    Bu aşkın şarabına
    Ben doldurur ben içerim
    Günah benim kime ne

    Ben yitirdim ben ararım
    Yar benimdir kime ne
    Gah giderim öz bağıma
    Gül dererim kime ne

    Sofular secd’ederler
    Mescidin mihrabına
    Benim ol dost eşiğidir
    Secdegahım kime ne

    Nesimi’ye sordular ki
    Yarin ilen hoş musun
    Hoş olayım olmayayım
    O yar benim kime ne

  7. zine diyor ki:

    Bitmek üzere başlıyor her şey,

    Bitirmemek üzere başlıyoruz her şeye,

    Ölmemek üzere doğuyor insan,

    Bir daha sevmemek üzere ayrılıyoruz.

    Sonunda yine ölüyoruz,

    Yine seviyoruz.

    yine ….

  8. MEDYA İRONİK diyor ki:

    …….
    hayat ekşimiş ter kokusunda cerayan ediyor…
    DEHŞET , DEHŞET, DEHŞET…….

Yorumun ne olacak?