Evrim Teorisi Biyolojinin mi,Felsefenin mi Konusu ?

Evrim tartışmaları aslında bir tür maskeli balodur.Fransa Millet Meclisi’nin Ermeni Soykırımı oylaması yaptığı günlerde fikrimi soran fransız arkadaşlarıma şöyle diyordum: “Yarın da yerçekimini iptal edin ki hepimiz uçalım!”

Bilimde de demokrasi olmaz. Bilimsel gerçekler parmak kaldırmak suretiyle değiştirilemez. Evrim yanlısı veya karşıtı insanların azlığı veya çokluğu ne evrimcilik fikrine güç katar ne de onu zayıflatır. Galileo “Dünya yine de dönüyor” derken belki yalnızdı ama haklıydı. GERÇEK var olmak için bilinmeye muhtaç değildir.

Evrim bir teori midir yoksa bilimsel bir gerçek mi?

“Teori” kelimesinin etimolojisi eski Yunanca theoria – θεωρία (seyretmek, seyirci, gösteri) kelimesine uzanır. Teori bilimsel gerçek demek değildir. Bilim adamı “seyrettiği” olaylar arasında bir bağ olabileceğini düşünürse bir teori oluşturur. Teorisine destek bulabilir, popüler olur. Ama herkesin onu desteklemesinin bilimsel bir değeri yoktur.

Meselâ yağmurlu bir günde şemsiyeli insanlar gören bir çocuk yağmurun şemsiyeler yüzünden yağdığını iddia edebilir. Bu bir teoridir. İspat edilmeye muhtaçtır.

Bilimsel olarak henüz açıklanmamış bir grup olay karşısında önce o olayları birleştiren fikirler öne sürmek gerekir. Bu birleştirme çabası örneğin sebep-sonuç ilişkisi olabilir. Fikirleriniz tutarlı bir bütün oluşturduğunda bir modelden söz edebilirsiniz. Tutarlılık gereklidir. Her gerçek tutarlıdır. Ama her tutarlı fikir gerçek olmayabilir.

Bu sebeple modeli destekleyecek deney ve gözlemler yapmak gerekir. Eğer bilim adamı olgun bir insan ise modelini çürütebilecek gözlem ve deneyler de yapar. Yani dinozorların bakteriden geldiğini ispata çalışmaz. Dinozorların nereden geldiğini bulmaya çalışır. Böylece modeli olgunlaşır. Denenebilir hale gelir. Diğer bilim adamları teori sahibinin belirlediği koşullar içinde modeli dener ve artık bu fikirler bilimsel bir GERÇEK olur.

Meselâ bilim adamının keşfettiği bir antibiyotik öngörülen virüs grubunu öldürür. Bu artık bilimsel bir gerçektir. Bir teori olmaktan çıkmıştır. Belirli sıcaklık, nem, asitlik, vs ortamında dünyanın her yerinde o antibiyotik o virüsü öldürecektir.

Gelelim Darwin ve Evrim konusuna. Meşhur Ernst Mayr “One Long Argument: Charles Darwin and the Genesis of Modern Evolutionary Thought“ adlı eserinin başlığından itibaren bir Evrim Teorisinden değil Evrim düşüncesinden (Evolutionary Thought) bahseder. Meselâ bu eserin 4cü bölümünde Darwin’in Evrimci düşüncesinin bir teori değil bir çerçeve, bilimsel bir doktrin olduğunu anlatır:

“In both scholarly and popular literature one frequently finds references to “Darwin’s theory of evolution”, as though it were a unitary entity. In reality, Darwin’s “theory” of evolution was a whole bundle of theories, and it is impossible to discuss Darwin’s evolutionary thought constructively if one does not distinguish its various components.

… The term “Darwinism”, … has numerous meanings depending on who has used the term and at what period. A better understanding of the meaning of this term is only one reason to call attention to the composite nature of Darwin’s evolutionary thought. … I consider it necessary to dissect Darwin’s conceptual framework of evolution into a number of major theories that formed the basis of his evolutionary thinking.”

Evrim düşüncesi bilimsel gerçeklere dayanır mı?

Elbette. Meselâ doğal seleksiyon, kullanılmayan organların yok olması gibi “evrimci” mekanizmalar kısa ömürlü bakteri solucan vb hayvanlarda deneyler yoluyla ispat edilmiştir. Bu deneyler her zaman tekrar edilebilir.

Ancak bu mekanizmaların ayrı ayrı birer doğal olay değil de MİLYONLARCA YILLIK tek bir sürecin küçük parçaları olduğu iddiası ayrı bir şeydir. Bütün ineklerin memeli olduğunu söylemek ile bütün memeli hayvanların inek olduğunu söylemek arasında fark vardır.

Artık milyonlarca yıllık geri dönülemez ve test edilemez bir süreç fikri devreye girmiştir. Kimi evrimcilerin iddia ettiği gibi hayatın ortaya çıkışından insana varan bir sürecin evrimle açıklanması artık sahanın değiştiğini işaret eder.

Demek ki Evrim düşüncesi canlıların tarihi üzerine bir doktrin, muhtemel spekülasyonlar için bir çerçeve? O halde doğrudan tarihî bir örnek alalım: İstanbul’un Fethi sırasında karadan yürütülüp Haliç’e indirilen gemilerin sonuca etkisi ne idi?

Fethin başarılmasında OLMAZSA OLMAZ bir eylem?

Bizans saflarında korku ve askerin moralinde bir çöküntü?

Lüzumsuz bir macera?

Tarihçiler karbon 14 testi gibi “bilimsel yöntemler” kullanarak araştırabilirler. Ama varacakları sonuç bir tercih, bir duruş, bir doktrin gölgesinde olacak. Zamanda seyahat etmemiz ya da bu savaşı yeniden yapmamız mümkün olmadığına göre tarihçilerin söyledikleri birer spekülasyondan öteye geçemeyecek.

Bu bağlamda “evrim düşüncesi” ispatlanması ya da yalanlanması imkânsız bir zihinsel olgudur, felsefî bir duruş hatta bir inançtır. Neden?

Evrime alternatif bir senaryo üretelim:

Dünyada hayatı Andromeda takım yıldızından gelen uzaylılar başlattılar, dünya bir laboratuardı onlar için. Bakterilerden insana kadar bütün canlıları başka gezegenlerden taşıdılar binlerce yıl boyunca. Sonra bütçe sıkıntısı sebebiyle deneylere ara verdiler ve gezegenlerine döndüler. Yakında geri gelecekler ve herşey ortaya çıkacak.

İnanmayan varsa yanıldığımızı ispatlasın da görelim!

Seküler bir gözle bakıldığında İslâm, Hristiyanlık ya da Musevilikteki yaratılış düşüncesi de bir senaryodur. Bilimsel bir gerçek değildir. Eğer Tanrı bilimsel olarak ispat edilebilecek bir şey olsaydı zaten Tanrı olmazdı.

Müslümanların evrim ile imtihanı

Ancak düşünce dünyamız 19cu yüzyıl insanlarının teknoloji hayranlığı ve pozitif bilimin üstünlüğü(!) fikriyle formatlanmış vaziyette. Bu sebeple dindar Müslümanlar ve Hristiyanlar bile üstü kapalı bir biçimde bir Yaratıcı-Tasarımcı olduğunu “bilimsel” olarak ispatlamak istiyorlar.

Bu istek ise beraberinde bir tür mucizeperverlik getiriyor ki bunun İslâm’a uygun bir duruş olduğundan da o kadar emin değiliz. Bir başka deyişle “vay bee arılara bak, nasıl bal yapıyor. Biz hiç bir fabrikada bal yapamayız, demek ki bir Tanrı var” tarzı bir iman zayıf bir imandır. Aklın muCiZe karşısındaki ACZiyeti imanın sebebi ise bilim ilerledikçe iman silinecek(!) demektir. Akla ve teknolojiye tapan “modern” insana (henüz) uzanamayacağı yerler olduğunu söylemek yenilginin itirafıdır. Müslüman’ın, Hristiyan’ın rezil olmasıdır. Şaşkınlığa ve aklî acizliğe dayalı BU iman pozitivist düşünce karşısındaki aşağılık kompleksidir.

Evrim ve alternatif senaryolara geri dönecek olursak… Akıllı Tasarım gibi bir senaryo az önce sözünü ettiğimiz Yaratıcı-Tasarımcı’nın varlığını zorunlu kılıyor. Oysa kimi teistlerin savunduğu “evrimi de Tanrı yarattı” senaryosu yeterince “dindar” değil. Adeta herkesi memnun etmeye çalışan bir ORTA YOL.

Son tahlilde Evrenin, canlıların ve tabi biz insanların tarihine, kökenine getireceğimiz açıklamalar iki varoluşsal-kimliksel soruya yanıt olur:

1) Neden inanıyorum?

2) Neden inanMıyorum?

Bu sebeple Evrim tartışmaları aslında bir tür maskeli balodur. Bir başka yazımızda belirttiğimiz gibi:

İnançlar arası diyaloğun ilerleyebilmesi için öncelikle farklı inançtan insanların bu farkı kabul etmesi gerekiyor. Bu diyalogların kurulması önündeki en büyük engel kanaatimizce halen sürmekte olan maskeli balodur.” (Evrime iman ve dinler arası diyalog)

Okullarda evrim öğretilmeli mi?

Yukarıda da altını çizdiğimiz üzere “evrim düşüncesi” ispatlanması ya da yalanlanması imkânsız bir zihinsel olgudur, felsefî bir duruş ya da bir inançtır.

Bu sebeple evrim eğer okulda anlatılacaksa bunun yeri biyoloji değil felsefe dersidir. İnsanın ortaya çıkışı konusunda bir Yaratıcı fikrinden rahatsız olabilecek insanlar Tanrı’sız bir ortaya çıkış senaryosu üretme ve bunu savunma hakkına elbette sahipler. Ama bugün içinde bulunduğumuz durum oldukça çarpık:

Felsefî bir duruş bilimsellik kisvesi altında biyoloji derslerinde anlatılıyor. “Dinozorları ALLAH çarptı, öyle yok oldular” diye bir biyoloji dersi nasıl olmazsa evrimi bilimsel bir gerçek olarak yutturan biyoloji dersi de olmaz. Bunun yeri felsefe dersidir.

Mehmet Yılmaz/Derin Düşünce

www.kadinhaberleri.com

1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy kullanıldı, ortalama: 5 üzerinden 5,00
Loading ... Loading ...
Etiketler:
  1. Henüz yorum yapılmamış

Okunasıcalar

Anketimiz

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?

Sonuçları Göster

Loading ... Loading ...

Günün Sözü

Uçurumları sevenin ,kanatları olmalı.
Nietzsche

Twitter'dan

  • Hülya Yalımdostluk ütopyada değil dünyada olmalı... - posted on 21/08/2010 23:31:40
  • Hülya YalımGüneş Ülke Dost http://www.hulyayalim.com da.... - posted on 21/08/2010 23:31:00
  • Hülya Yalım@kareas35 kesinlikle katılıyorum size - posted on 21/08/2010 23:10:57
  • Hülya Yalım"Zahir "Ben" dediği vakit Batın "Hayır" der. Batın "Ben" deyince Zahir yine "Hayır" der. İBNİ ARABİ - posted on 02/08/2010 18:12:05
  • Hülya Yalım“Rüzgarın yönü değişince oturup ağlamışsın. Sen artık sözünden de dönemezsin yanmışsın. Aklımdan çıkarttım attığın oy kurşunu.” - posted on 22/07/2010 01:03:00

İzlenesiceler

Düşünceleri İzleyenler

RSS okuyucu ile takip edin...

Abone olun...
Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz.