Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce

Adım yoktu çünkü doğulu bir kadın olarak adımdan önce kadın kimliğim öğretildi.

Adalet sisteminin cinsiyete tabi olduğunu fark ettiğimde hezeyanlar içinde yaşadığımın altı kalın harflerle çizilince, flu bir dünya çizdi çocuk aklım.

Güçlü bilek  erkeklere göreydi ama güçlü bilginin cinsiyet ayrımı olamayacağına göre ve kutsal kitaplarda Tanrı’nın” parayı istediğine, ilim irfanı isteyene verdiği” sözünü kendime ilke edindim.
Francis Bacon bilmek güçtür diyordu ama yüzyıllar önce eminim yaşadığımız günleri görse ” en büyük güç uyumlu birey olmaktır” derdi.

Yalan dünyadan bezme pahasına hem okudum hem de yazdım…

Okudukça aydınladı dünyam… Yazdıkça gerçekleşti hülyam…

Bunu elde etmem kolay olmadı ama tüm ayrımcılığa karşı mücadelede düşündüğünü çekinmeden söyleyen, söylediğini ceza alma pahasına inkar etmeyen, varlığını sabırla inşa eden kadınım ben, şimdi korkusuzca söyleyebilirim adımı .

“Kadınlar gibi gülme” denen yerde kadınların gülmesi yasakken ,her şeye rağmen gülümsüyorum size küçücük penceremden….

Evet doğuştan muhalifim. Sorgulayan beynimi, düşündüğünü söyleyen dilimi , size rağmen besledim beyler…
En çok üzerinde durulan cinsiyetimi, bana biçilen hanımlık elbisesini, yırtarak geçtim engel olmayın  yeter…

Küçükken bana din diye öğretilenin din olmadığını,ahlak kurallarının cinsiyete göre tanımlanmadığını,
insanın temel ihtiyaçlarının başında yer alan yeme ve içmeden başka ihtiyaçlara da gereksinim olduğunu, bilginin  büyük bir zevk olduğunu fark ettiğimde olanlar oldu.

Artık haddimi de biliyorum, kendimi de….

Özgüvenim de var, tahammülüm de…

Bir yerde cesur güçlü bir kadın görürseniz bilin ki sığındığı liman başkası değil kendisidir. Zamanla kimseye güvenmemeyi öğrenmiştir. Bir kadın için  sözüne güvenilir bir kadın diyorsanız ona verilen sözler yerine getirilmemiş yıllarca birçok vaatle kandırılmış demektir. Dolayısıyla “yiğidi sözünden kadını gözünden sözü” tüm anlamlarından feragat etmiş demektir.

Ama bu erkekler için de gereklidir aslında… Bir yerde güçlü bir erkek görürseniz bilin ki sığınacağı liman başkası değil kendisi,bunu öğreten yine başkaları…

Doğulu bir kadın olarak güçlü bir toplum için kız çocuklarının +4′ le keyfi eğitime maruz bırakmak yerine kendi geleceğiniz için 4 4 lük eğitim verin derim.

Bu konuda Karl Marx’ın yine yüzyıllar önce  “insan uymaz,uydurur” sözünü de selamlamak zorunda kalıyor insan ister istemez ama hayır artık yeni şarkılar söylemek gerek avaz avaz diyenlerdenseniz eğer… Üstelik bir de kadınsanız…

Sesinize kulak verecek sizden daha çok kadın hakları savunucusu karşı cinsinizin yanınızda olduğunu
yalnız olmadığınızı görmeniz için bile olsa yalnızlığınızı muştulamalısınız korkusuzca…

Bu yüzden bir günü kadın cinsine ayrılmış olmasını arıza bir durum olarak görüp kabul etmediğimden , kadınlar  günü diye anılan  8 Mart’ı,  günümüzü kutlamak için bizi arayan erkeklere hediye ediyorum.

YAZAN : Hülya Yalım

YAZILAN ZAMAN MEKAN : ( Bir Pazar günü  tüm dışarı çıkma teklifleri yazı yazmak adına reddedildi.Bilinç akış yöntemi ile ilgili bir yazı tasarlanmışken 8 Mart Dünya Kadınlar günü münasebetiyle yazıldı bu yazı .Yazılma süresi tahminen yarım saat. Yazı yazar tarafından birkaç kez yumuşatıldı. En sonunda da ismi verildi. Bu yazı yazılırken çay içildi, Vivaldi’nin Four Season ı defalarca  dinlendi )

18 yorum yazıldı

  1. Hülya Yalım diyor ki:

    desteğiniz ve hakkımda söz ettiğiniz herşey için teşekkür ederim Mehmet bey sizin gibi insanlar olduğu sürece umut etmeye devam…

  2. Mehmet Yürek; diyor ki:

    Asıl sizin aklınıza yüreğinize sağlık, Hülya Hanım. Sizlerin bu kararlı ve doğru duruşları bu toplumun geleceğine ilişkin umut ve umur haleleridir. Kutluyorum.

  3. Hülya Yalım diyor ki:

    “Kadın erkek kişilik farklarının biyolojik olmadığı sonucuna varıldı. Kadın ve erkek farklarının büyük bir kısmı, cinsiyete değil, kültürel şartlanmaya ve kodlamaya bağlıdır.” sözünüze kısmen katılıyorum,çünkü biyolojik farklılık gözardı edilemez kanısındayım.
    Ancak bu farklılığı sadece fiziksel güce bağlamak haksızlık olsa da bunu böyle görmek isteyen zihniyet hala hüküm sürüyor.
    Kadınlar gününde “kadın” sözünün yanında en çok kullanılan kelimeler “şiddet” ve “anne” oldu nedense…
    Kadın sırasıyla önce evlat, sevgili,eştir. Sonunda da anne,büyükannedir ama bunlardan önce insandır.
    Sadece bunu kabul etmek yeter.

  4. İsmet Nakipoğlu diyor ki:

    Aslında sorun kadın ve erkek kişiliği arasındaki farkların kaynağının ne olduğu sorunudur?

    1930 yıllara kadar biyolojik gerekçelik ağırlık taşıyor ve farkların genetik-cinsel olduğu varsayımına dayanıyordu. ( Genetik çalışmalar sonucunda erkeğin yapısında bulunan dişilerden farklı ?Y? kromozomu – ki karasinek kakasına benzese bile! :-) )

    Kadın erkek kişilik farklarının biyolojik olmadığı sonucuna varıldı. Kadın ve erkek farklarının büyük bir kısmı, cinsiyete değil, kültürel şartlanmaya ve kodlamaya bağlıdır.

    Sözüm ona kadının ?korkaklığı!? erkeğin ?cesareti!? kültürel öğretiler ve şartlandırmalardır. Toplumların antropolojik kültür ? kişilik incelmelerinde bu konuda sayısız örnek ve kanıtlar mevcuttur. Bunlardan birini ? Hint mitolojisine göre kadın ve erkeğin yaratılışını? yazınıza renk katması adına ekliyorum?

    KADIN:
    Tanrı kadını hafifliğini, ceylanın bakışını, güneş ışığının kıvancını, sisin gözyaşlarını aldı; rüzgârın kararsızlığını, tavşanın ürkekliğini buna ekledi. Onarın üzerine, kıymetli taşarın sertliğini, balın tadını, kaplanın yırtıcılığını, ateşin yakıcılığını, kışın soğuğunu, saksağanın gevezeliğini, kumrunun sevgisini kattı. Bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadın yaptı. Yarattığı kadını sevsin diye erkeğe armağan etti.

    ERKEK:
    Tanrı, kaplumbağanın yavaşlığını, boğanın bakışını, fırtına bulutlarının kasvetini, tilkinin kurnazlığını, boranın dehşetini aldı; sülüğün yapışkanlığını, kedinin nankörlüğünü, hindinin kabarışını, gergedanın derisinin serliğini onlara ekledi. Bunların üzerine ayının kabalığını, bukalemunun şıpsevdiliğini, sivrisineğin vızıltısını kattı ve erkeği yarattı. Yarattığı erkeği adam etsin diye kadına verdi.

  5. didem ahı diyor ki:

    hülya ablacığım emeğine,ruhuna,ağzına sağlık…

  6. Gılmanşah diyor ki:

    Hülya Hanım,
    Gün’lerin, kimin? niçin? yaptığını bulursak! elbette amaç ve kapsamlarını da bulmuş olacağız.
    Gün’lerin temelinde HARCAMA, israf ve sömürü vardır.

    Kadına, yeryüzünde dünden bugüne… En büyük değeri, en gerçekçi değeri ve en adaletli değiri şüphesiz İSLAM vermiştir. Buna tüm varlığım ve samimiyetimle inanıyorum.

    “Örneğin müslümanlıkta kızlar sadece kız oldukları için diri diri gömülürken…” demişsiniz ki ?!!.. Bu cümlenizi lütfen bir daha tekrar tekrar okuyunuz!.. Çünkü, İslam’dan (Hz. Muhammed’in devrinden önce) cahiliye Arap dönemindeki vahşi uygulamadan, kızların diri diri gömülmesinden bahsediyorsunuz ki, Hz. Muhammed’in uygulama ve öğretisinde ŞİDDETLE yasaklanan bir uygulamadır. Bu da cahil Arap toplumları için DEVRİM niteliğinde bir vahiydir.

    Kurani emirlerde, ifade ettiğim gibi, anne ve babaya ve öyleki akrabalara karşı iyiliğe, güzelliğe, hoşgörüye, merhamete yönelik ayetler vardır.

    Kadını kullanan, sömüren, meta olarak sefilleştiren sözde MODERN dünyadır. Merhum Milli Şarimiz Akif’in, “tek dişi kalmış!” dediği vahşi kapitalist medeniyettir.

    Vicdanlı, aklı başında, şuurlu, namuslu, şerefli, onurlu, haysiyetli hiç bir insan, kızını, kadınını kazanç amacı yapmaz!… Salyası yerlerde sarhoşlara ve kapitalist düzenden beslenen vahşilere meze yapmaz…

    Cenneti, anaların ayakları altında gören bir inancın yüceliğini (asla) tartışmaya dahi açmayı, kıyaslama yapmayı gereksiz bulurum. Ve siz bunları çok iyi bilen birisisiniz.

    Lütfen, Sayın Yazar! Yiğidi öldürebilirsiniz! ama, hakkını veriniz…

  7. Hülya Yalım diyor ki:

    Gün’leri kimin niçin yaptığından ziyade ne amaçla yapıldığına bakmak daha yerinde olur gibi geliyor bana. Kaldı ki kadınlar gününün dinle ne ilgisi var anlamadım. Kadına en büyük değeri islam vermiş diyorsunuz eminim siz de buna inanmıyorsunuz. Sadece semavi dinlerde değil seküler dinlerde de kadın malesef hep hor görülmüş. Örneğin müslümanlıkta kızlar sadece kız oldukları için diri diri gömülürken,Hindu bir kadın kocası öldüğü zaman onunla birliklikte diri diri yakılıyor. Bir yerde bir hak aranıyorsa orada bu konuda ciddi açık var demek değil mi zaten?
    Bir günle kadın hakkını vermenin doğru olmadığı konusunda hemfikir olduğumuzu da belirtmek isterim.

  8. Gılmanşah diyor ki:

    Gün’leri uyduranlar Avrupalılardır. Destekleyen ve istismar edenler siyonıstler (kapitalistler)’dir. Oyuna ve tuzaklara gelenler saftiriklerdir. Müslüman olan (çakmalardan bahsetmiyorum. Kastım, okumuş, şuurlu iyi çocuklardır. Atasının sapkın inancını taklit edip, kendini ‘müslüman’ addeden odunlar alınmasın sakın! Tabiki lütfen)
    Kadına en büyük değeri İslam vermiştir. Hıristiyanlar ve Yahudiler asırlar boyu, kadının insan olup olmadığını tartışmış, öyleki kadını pis kabul etmişlerdir.

    Kuran’da ise, Yüce Allah kadını yüce bir varlık ve hatta kendi emaneti olarak bildirmiştir. ‘Ana ve Babaya OF dahi demeyin’ buyurmuştur.

    Okutulmayan çocukların vebali, günahı cahil, ahmak, yobaz ebeveynin ve çağdışı laikçi sefihlerindir.

    Nutuk atanların, etkinlik yapanların kahır ekseriyeti, çok eşli (metresli) oldukları bilinen bir gerçektir.

    Kadına RAHMANİ gözle bakılırsa, SAYGI ve ŞEFKAT (Ana, evlat, eş, İNSAN),

    Kadına ŞEYTANİ gözle bakılırsa, ŞEHVET ve ŞİDDET (ve dahi ticari bir mal, bir meta… Küçük bir misal. Gazete, lastik, ciklet vs satış ve pazarlamasında kadın hep soyularak kullanılır. İşte şehvet! Eşini kıskandıran cahil veya okumuş! şehvet objesı sonunda göreceği ne! ŞİDDET)

    Mesela! Siyonizmim yerli uşağı medya patronu a.dogan, neden kızını karısını soyup gazetelerine basmaz veya oto reklamında oynatmaz!
    NETİCESİNİN HASIL OLDUĞU VE OLMAYA DEVAM EDECEĞİ, bila şek ve şüphe vakıadır, barika-i hakikattir.

    Sevdiğimiz insanların bir günü olmaz. Sevgimiz gerçekse… Hormonlu ülkemin denizi ve kerizi boldur vesselam…

  9. Hülya Yalım diyor ki:

    teşekkür ederim Ayfer abla sen hayırlı evlat cefakar anne olduğun kadar vefakar dostsun da. Senin de yorumuna sağlık..

  10. Hülya Yalım diyor ki:

    Beğendiğinize sevindim Kadir Bey, bu sene beyler hayli ilgi gösterdi bu güne,teşekkür ediyoruz elbette ama biz özel bir gün istemiyoruz ayrıcalık değil eşit hak olsun istiyoruz bu yüzden günümüzü kutlayan erkeklere hediye ettik günü…

  11. Ayfer Pehlivan diyor ki:

    Hülya’cığım, yazın güzel ve akıcı olmuş. Düşünsel emeğine sağlık…ellerine sağlık….

  12. Kadir Can ÖZEL diyor ki:

    Gayet hoş bi yazı olmakla beraber şu sona bayıldım: ”…kadınlar günü diye anılan 8 Mart?ı, günümüzü kutlamak için bizi arayan erkeklere hediye ediyorum.” :)

  13. Hülya Yalım diyor ki:

    Yazıya katkınızdan dolayı teşekkür ederim Tomrukcan,her zamanki gibi değer kattınız.

  14. Hülya Yalım diyor ki:

    Çok teşekkür ederim Mehmet Bey,şükür ki sizin gibi erkekler var…

  15. Mehmet Yürek diyor ki:

    Yüreğinize, kaleminize sağlık.

  16. Tomruk CAN diyor ki:

    Daha 14 yaşındayken yakın bir akrabasının oğluyla evlendirilen bir şair olan Suna Aras, “Hey Can” şiirinde şöyle der :

    “Benim hiç bezden bebeğim olmadı ki
    On beşimde oğluma süt emzirdim. ”

    Elinize sağlık, ne güzel yazmışsınız.

  17. Hülya Yalım diyor ki:

    çok teşekkür ederim Güler hanım sizin de yorumunuza sağlık.

  18. güler kara diyor ki:

    çok güçlü ve etkiliyici bir yazı olmuş… ne güzel anlatmışsınız… emeğinize sağlık….

Yorumun ne olacak?