Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce

 

Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine işyerinde bir koltuk üzerinde sallana sallana  meditasyon yapmaya çalışırken, bu yazıyı yazarken buldum kendimi…

sözler başını alıp gittikçe tutmakta güçlük çekiyorum…

Yazı yazarak rahatlamanın adı var mı bilmiyorum…

Kendi sözcüklerimi içimde bırakırsam zehirlendiğimi hissediyorum, bunu iyi biliyorum.

Medikalden meditasyona geçiyor gibi hissediyorum, “medi……..” bulmuş kelime türevlerinden kelimatör oyunu oynuyorum adeta…

Düşüncelerin derinliğine kaptırmadan kendimi meditasyon yapıyorum..

Nefes alıp verdiğim anda düşünmeyi bırakıp düşüncenin bizatihi kendisi oluyorum…

Düşünce olmak meditasyon programında olmadığından, belli ki meditasyondan zihne doğru sapıyorum….

Zihin beynin bilinmeyen bir yerinde eğlenceli bir müzik eşliğinde dansetmekte…

Beyni yıkamanın, zihnime yapışan duvarları yıkmanın yolunu bulamıyorum…

Bilincim bulanık gibi…

Bir şarkı söylüyorum gökkuşağı üzerinde…

Bir renk cümbüşü içindeyim algılarım sargı içinde….

Aklımı kullanmak için hakkımı istiyorum…

Tam da  bu sırada meditasyon amaçlı astral bir yolculuk geçirdiğimi farkediyorum…

Genelde meditasyon yapanlar dağlarda bağırlarda, gökyüzünün bilmem kaçıncı katında gezerler…

Hipnotize olanlara ” nerede oldukları “sorulduğunda  ise;  ya geçmişte olduklarına ya da geleceğe gidip uzay çağında olduklarını iddia ediyorlar…

Ben ise başka yer yokmuş gibi kendi zihnime gidiyorum…

Hani beni hapseden…

Etkisi altında olduğumdan aslında yıkmam gereken…

Tekrar inşa etmek için cesaret gereken…

Allahın cezası zihnimin asi esiriyim…

Önce kabuller bölümüne gittim…

Tüm kabullerimi atacakken; neredeyse tüm düşüncelerimi atıp düşüncesiz kalacaktım…

“Düşünceler düşünce” yerine “düşünceler üşütünce” diye bir blog oluştururdum artık…

Bir gün uyandığınızda ondan bir gün önceki gün  en çok savunduğunuz inandığınız değer yargılarının tam tersi bir tutum içine girip kendinizi bambaşka söylemlerde bulduğunuzu  fark ettinizse;

sakın bu değişimin bir gün içinde olduğunu sanmayın…

Siz de kendi zihninizde ufak bir gezinti yapmış önceki tabularınızı atmışsınız demektir.

Antibiyotik alımında  kötü mikropları yok etmeye çalışırken, yararlı mikropların da yıkılması biz de nasıl bir sorun yaratıyorsa , zihnimize yerleşmiş  bir takım kabulleri  yıkarken; yararlı kabulleri yıkmak da  emin olun aynı etkiyi yapabilir.

Bu ince ayarı bir zergeran (kuyumcu ustası) edasıyla yapmak gerekir…

En kötü kabulümüz bayram olsun!

İYİ BAYRAMLAR!

25.10.2012 Perşembe

 

YAZAN: Hülya Yalım

YAZILAN ZAMAN- MEKAN: (Kurban bayram arifesinde yazının başında da söz edildiği gibi bir arkadaşımın (Prf. Dr. Özer Ergün kendisi veteriner hekim ancak meditasyon ve astroloji konusuyla  ilgili olduğu kadar hayli başarılı da) işyerinde yoga ve meditasyon yapabileceğim üzerine konuşması aklıma gelmiş, küçük bir girişimde bulunayım derken hakikaten yazı yazarken buldum kendimi…

Bir felsefeci meditasyon yapmak isterse gide gide kendi zihnine gidiyor işte . Tıpkı ” kendini yontma adına bir çekiç de sen vur” düsturunda olduğu gibi.

Eskiden bayramların tatil olması dışında herhangi bir anlam ifade etmediğini düşünürken; şimdi insanları birleştiren gelenek olduğu kanısına varınca “değişmeyen tek şey değişimin kendisi” sözüne sığınıp Herakletios’a selam çakıp , Bayram Meditasyonu adlı yazıyla rahat bir nefes alıyorum.

Bu yazı yazılırken meditasyon müziği dinlenmesi gerekirken garip bir biçimde  http://radyodinlet.net/dance-fm/  dinlendi. Bayram şekeri yendi,kahve içildi…. ))

 

Bir yorum yazıldı

  1. Ozer Ergün diyor ki:

    kabullerden kastimiz eğer değişmeyen sabit kalan düşünce ve kanaatlarimizsa
    faydalı kabullerin soz konusu olmaması gerekir.Gercek meditasyonda sadece kabuller değil hersey kaybolur.zihin devreden çıkar.var oldugunuzu anlayıp hissetmeden sadece idrak edersiniz.nedeni niçini sorulmadan sadece var olursunuz.hiçbir soru sormaya veya sorulmuslara cevap vermeye ihtiyacınız kalmaz.cunku meditasyonda artık bilinen ve de bildiginiz kisi degilsinizdir.orada kisi ve kişiliğin tezahürleri kaybolmuş heryerde varolanla bir ve bütün olmuşsunuzdur..yani ikilikten kurtulup birliğe kavusmussunuzdur.iste bu birlik halidir ki,insanı ışık hızından binlerce kat daha hızla uçururak her yere goturur.en basit haliyle özü budur meditasyonun.veya denilebilir ki,icinde hiçbir şey oLmayan en güzel oyundur meditasyon.selamlar.sevgiler.Ozer Ergün .

Yorumun ne olacak?