Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce

Benden fazla ben’ in karşıt durumu senden fazla sen değil; benden fazla sen olur şüphesiz ki? Egonun en yüce hali Ben nasıl ki, herşeyi kendi benliğine dayandırıp, bencil   bir tutum sergiliyorsa…

Her ne kadar bencillik kadar sık karşılaşılır bir durum olmasa da;başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme, olarak nitelendirilenbencillik karşıtı hareketlerde bulunmaya sencillik deniyor? 

Budizm?de yedi erdemden biri olarak kabul edilen sencilliktir. Kuran?da, ise “başkalarının mutluluğunu kendi çıkarına tercih etme” anlamına gelen “İsar” kavramında ifadesini bulduğu söylenir.

Sıradan insanın hayatında bir başkasına kendisinden fazla değer verme hali ancak aşkta var olur,bir filozofun dediğiinsanın kendine yeterince değer vermemesinden ortaya çıkan patolojik durum aşksa; belki de aşk aşk dediğimiz şey de bi tek kişiye karşı bir nevi sözünü ettiğimiz sencillik hastalığıdır aslında?

Psikolojideki diğerkamlık olarak nitelendirilen sencillik, bazılarına göre; “kendi gelişim gereksinimlerini bir kenara itip yalnızca başkalarının çıkarlarını sağlamaya çalışma” anlamında değil, başkalarını da kendisi kadar düşünme, başkalarını da kendisi kadar sevme ya da başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme, olarak görülse de ?

Bu görüşe katılmayanlara göre ise; bencilliğin zıddı olarak baktığımızda pek güzel, pek insanî gibi görünmekle birlikte,”dikkatle incelendiğinde sencillikaslında düpedüz kendini hiçe saymak”dır.

Ferzan Özpetek ‘in defalarca izlediğimve izlemekten bıkmadığım “Kutsal Yürek” adlı filmi, işte bu konuya değinir. Sencillik hastalığına yakalanan filmin kahramanı, sencillikle o kadar yoğrulmuştur ki; filmin sonunda servetinin tamamını insanlara yardım amacıyla dağıtıp, ölümüne bir çalışma temposuyla onlar için çalışıp kendisini onlara adar.

Filmin sonunda, mirasından verecek bir şey bulamayınca üzerindeki giysileri herkesin gözleri önünde çıkarıp başkalarına verir ve böylece çırılçıplak ortada kalır.

Geçtiğimiz günlerde bu film  öyküsünü aratmayacakbir duruma hep birlikte şahit olduk. Ankara?dagerçekleşen benzeri görülmemişolayda, Mustafa – Seher Güzel Solak çiftinin, “dünya barışına katkı sağlamak ve gelir dağılımına katkıda bulunmak” adına tüm servetlerini hazineyebağışlamak istediklerini bildirdiler.

Bunun için Cumhurbaşkanlığı,TBMM,Genelkurmay Başkanlığı,Diyanet İşleri Başkanlığına dilekçe yazmak suretiyle başvurdular.

Bunu gerçekleştiremeyen çift,kaldıkları otelden ayrılıp Esenboğa Havalimanı‘na gitmek için İzzet Erdem ‘in kullandığı taksiye bindiklerinde karar verip ‘sen iyi birine benziyorsun’ diyerek içinde kendi rızalarıyla 18bin 270 TL,4bin 410 Euro,15bin değerinde altın,çek,bazı tapular ve hazineye yazılmış dilekçenin de bulunduğu çantayı taksiciye bıraktılar.

 

Şaşırtıcı olantüm paraları polise teslim eden taksicinin iyi biri olduğunda yanılmamalarıydı.

Mala, mülke önem vermeyen bir insan olduğunu ifade eden Solak,”bizde şikayetçiyiz eşitsizlikten, insanların birbirine muhtaç olmasından,halk için yaptık. Kendimiz bir şey istemiyoruz. Yeter ki örnek olalım. Hazine?den artık halka inilsin. Hastası, fakiri, çoluk çocuğu okusun. Sevgi, hoşgörü olsun” dedi.

Oturdukları evi dahi satıp işsiz güçsüz kalan çifte, komşuları bakıyormuş. Peki şimdi ne yapacaksınız sorusuna verdikleri cevap hayli ilginç, “Türk halkının yardım severliğine güveniyoruz. “

Mustafa Solak ?ın oturacak evi dahi olmayan 65 yaşındakiannesi Emine Solak,“Oğlum ve eşi, Mevlana ile felsefe kitapları okumaktan gerçek dünyayı hayatı unuttu. Hayal aleminde yaşıyorlar. Akli dengesini kaybetti” diyormuş.

Bencillikle fazlaca yakın olduğumuzdan olsa gerek sanırım butür  davranışlara pek şahit olamıyoruz.Yazıyı WordPad belgesinde yazarken sencillik yazısının altının çizilmesi de,bu kelimeye ne kadar yabancı olduğumuzu doğrusu çok güzel gösteriyor…

Şimdi suçlu yine felsefe olduğuna göre,soruşu; sencillik hastalık mı erdem mi ?

Hülya YALIM

www.hulyayalim.com

 

6 yorum yazıldı

  1. mevlüt diyor ki:

    bilinmeyen bir kavramı çok güzel açıklamışsınız. yüreğine sağlık :) bu yazıyı izninizle facebook hesabımda paylaşıyorum. teşekkür ederim:)

  2. kocaana diyor ki:

    hep şikayet ederiz de bencillikten,
    o kadar benciliz ki herkesin sencil olmasını bekleriz herkesden..

  3. Başak diyor ki:

    ?Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini:önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?

    ?Sen? daha eskidir ?ben? den
    ?Sen? kutsanmıştır ama
    ?Ben? henüz değil: onun için insan sokulur komşusuna???-Nietzche

  4. Buşra diyor ki:

    Aşinalık şöyle dursun, anlamını bile tam olarak idrak edemediğimiz bu kelime, hayatımızdaki varoluşuyla doğru orantılı olarak sözlüklerimizde de yer almamaktadır. Lugatımızdan dışlanan bu sözcük ismiyle müsemma olduğundan mıdır bilinmez yaşamlarımızda da yer tutmuyor. Sahi nedir sencilik-özgecilik? Tanımlarla sınırlandırılabilecek bir şey midir? Yoksa bütünüyle bir yaşam formu mu? Buna hastalık demek bile hayatımızdaki boşluğundan kaynaklanıyor. Öyle ya herkeste mevcut olsa adı neden ?hastalık? olsun ki?! Düşünenlerin azınlıkta olduğu bir dünyada elbette ki ben?den çıkıp sen?e varmak çetrefilli bir iş halini alacaktır. Yapabilenler, yapamayan hatta umursamayanlar tarafından küçük görülecektir. Zaten bu her alanda, her yerde, her koşulda ve her zaman böyle süregelmemiş midir? Düzene itiraz ve isyan yalnızca daha çok anlaşılmamaya sebep olacaktır. Ve bu kısır döngü ilelebet aynı şekilde devam edecektir. Ben?in gerçek anlamda sen?ci olması da oldukça zor bir iştir.Zira önce kendinden sıyrılmalı menfaatleri üzerinden soyunmalı ve hepsinden önemlisi beklentiyi yok etmelidir.Ki böyle bir tutum her insan için mümkün değildir.Gerçek anlamda bunu gerçekleştirebilen insan erdemli olma sıfatını giyinmiş olur.Kaldı ki günümüzde bununda bir önemi kalmış mıdır? Tartışılır. Şimdi yazar burada ?ayrımı gör, tarafını seç? diyorsa ?herkes?in kendi için kullandığı bu kavram üzerinden ?beni(n)m? fikri(m) erdem olduğu yönündedir. Her ne kadar hastalık gören ?hasta? düşüncelilerle yaşasamda!

  5. hafize diyor ki:

    Sencillik eğer erdem olsaydı ta Konfiçyus?dan bugüne mutlaka kabul görürdü.
    Sencillik bir hastalıktır aşkla başlar ama aşk bitince sencillik bitmez. Kalp çarpıntısı, akıl tutulması olarak tarif edilen aşk bir şekilde sona erdiğinde nasıl oluyor da sencillik devam ediyor diyenlere cevabım; sencilliğin büyük bir fedakarlık olduğudur.
    Aksi olsa aşk sevgiye dönüşmezdi, sevgi dediğin nedir ki bir nevi kelepçesiz köleliktir sencillik.
    Özellikle kadınlar… Kadınlar kocalarına, anneler çocuklarına bitmez tükenmez bir fedakârlıkla yaklaşırlar. Belki de onların yaptıkları isimsiz veya sonsuz vericiliktir. Almadan vermek Allah?a mahsustur ya? Onların almak vermek adına hiçbir beklentileri yoktur.Onların “olmak yada olmamakla” işi yoktur.Onlar için asıl mesele şudur: to give! to give! to give! Bunun adı da ölene kadar ve gönüllü olarak S-E-N-C-İ-L-L-İ-K- S-E-N-C-İ-L-L-İ-K- S-E-N-C-İ-L-L-İ-K-

  6. isa diyor ki:

    Bir çoğumuz bir çok zaman BEN varmıyım ? diye, düşündüğümüz olmuştur.Sinirsel almaçlarımızdan gelen düzenli ve sistemli bildirimler sonucunda varlığımızın farkındayız.Buna içsel varlığımızdan gelen duyumsamalarımızla da BEN kavramınının farkına varıyoruz.

    Hatta BEN kavramı varlığımızın eş kavramıdır diyebiliyoruz. BEN kavramını; bazen BEN in dışındakilerini hiçe sayma pahasına biricik BENciliklerimize taşıyororuz..Oysa bilmeli vede anlamalıyız ki BEN den önce de BENin dışındakiler yani ötekiler vardı.BENden sonra da ötekiler ( yani senin dışındakiler ) var olmaya devam edecekler. Buna rağman BENciliklerimizden vaz geçmiyoruz.Ölüm kadar gerçek olmasa da SENCİLLİK; BENcilikten (benciliklerimizden) daha bir gerçek ve geniş kapsama alanı taşıyor.

    Ama şunun da farkına varmalıyız ki benden öncede; ötekilerin (SENCİLLİKlerin ) gercekleştirdiği bir hayat vardı. BENden sonrada tüm BENciliklerimize rağmen hayat devam edecek.Bunun farkında olmak gülümsetiyor. SENCİLLİĞİN verdiği gülümsemelerle kalın:-)ve :-)

    İronik bir dip not :
    Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde; BENcilik ve bencilik tanımlanırken, maalesef Sencilik tanımlanmamıştır!!!

Yorumun ne olacak?