Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce

Kitle iletişim araçlarını bedenin uzantısı olarak gören Marsall Mc Luhan ?a göre; kitle iletişim araçları zaman içerisinde insanın gözü kulağı gibi olmuşlar ama…

Şimdi şimdi uzantı olmaktan çok adeta yöneltici bir navigasyon gibi “biraz ilerledikten sonra sağa, sonra sola” der gibi bizi yönlendiriyorlar maalesef.

Zihnimizdeki navigasyon yeni ABD başkanını müslümanlara Mehdi Hristiyanlara Mesih olarak gösterir.( Ayrıca İran halkı adının Hüseyin olmasını dini bir işaret olarak kabul ediyormuş  marifet Hüseyin isminde olsaydı  bizdeki Hüseyin bizi  Üzmez‘di) Zihnimizdeki neviagasyon onu aklamaya uğraştıkça daha çok batmaya devam etmekde…

Zihnimizde sinsice dolaşan navigasyon,kendi doğrultusunda bir güzergah oluşturup bizi oraya doğru sürükleye sürükleye götürür. Mesela; Mustafa filminin etkisini düşünce sistemlerine göre,bir güzel servis eder. Laiklere göre kesinlikle tu kaka dincilere göre ise tam bir  muamma ?

Zihnimizdeki navigasyon zihnimizi yok yere bulandırır,tüm yolları bulanıklaştırır?Son günlerde dünyayı saran finansal krizden en az şekilde zarar görmek için, ülkesini milyarlarca dolar zarar vermekte bir beis görmez.Dolar, Euro ve altın ve değerlerini bile, kendi çıkarları doğrultusunda yayınlar.

İstediği gibi yönlendiren,gerçeği saptıran,kendi doğrularını kendi çıkarları doğrultusunda bize dikte ettirmeye çalışan ilahi ko(medya) medya ?

Sağı solu olmayan,hani standart sapması olmasa,neredeyse medyanı bile olmayan; içimizdeki navigasyon ismini medyumluktan alan medya, kimden yanadır derseniz; şüphesizki medya kendinden yanadır.

Dezonfarmasyon,manipülasyon akreditasyon numaraları bir yana esas yaptığı tek kelime ile navigasyon.

Condorget ve Lewis Mumford “her iletişim aracı yeni bir uygarlığın taşıyıcısıdır” diyor haydi o zaman hep birlikle medyaya göre sağa sola sapmaya biraz daha gerçekten uzaklaşmaya..

Ergenekon konusunu kapatmak için Dengir Mir Mehmet Fırat?a,Deniz fenerinden söz etmemek için Fener’in galibiyetini konuşmaya,dünyadaki maddi krizi unutmak için haydi şimdi Obama için bütün eller havaya, nasıl olsa girdik hepimiz de havaya..

Hülya YALIM

www.hulyayalim.com

12 yorum yazıldı

  1. secih diyor ki:

    Ben sadece hiçbir şeyin değişmediğini ima etmek istedim, yanıldıysam kusuruma bakmayın, kalın kafamın almayacağı hoca efendi tarzında eleştirileri anlasaydım cevap vermek isterdim.
    saygılarımı sunarken kırdığım kalplerinizin affına sığınırım.

  2. Hülya Yalım diyor ki:

    Öncelikle yazılarımı okumak bir yana yorumlama zahmetinde bulunan tüm yorumculara teşekkür ediyorum.Aramıza henüz katılanları da saygıyla selamladıktan sonra izninizle cevap hakkımı kullanmak istiyorum.

    Secih bey yabancı kelimeleri inatla kullanmakla beni suçlamışsınız da “ele verir talkını kendi yutar salkımı” misali neden “cep İleteci” değil veya “cep seselcesi” değil de cep telefonu terimini kullanmışsınız sorarım size ?

    Ben otobüse “götürgeç” demediğim gibi televizyona “izleç” demediğim gibi veya kumanda aletine “geçgeç” demediğim gibi navigasyona da “yöneltici” demiyorum.

    Hatta gazetecilikte yüksek lisans tezimde bu ayrıntının altını önemle çizmiştim. Neden kültürel emperyalizm neden kültürel yayılmacılık değil sorusuna karşılık “bazı kelimeler kendilerini o kadar iyi anlatırlar ki onların çevirilerini kullanmak onları esas anlatılmak istenen şeylerden koparabilir.

    İşte kavram kargaşası yaşamamak adına çalışmamın adını ?Kültürel Emperyalizmde Medyanın Rolü? demeyi uygun gördüğümü” belirtmiştim.Bu vesileyle yazıya başka bir boyut kazandırdığınız için ayrıca teşekkür ederim.

    Bayram Yüksekkaya Bey, hazır sözlere gülmeyle başlamışken “Gülme” adlı yazımı okuyarak gülmeye devam etmenizi öneririm bunu bir pekiştireç olarak kullanabiliriz.

    Medyanın kendinden yanalığına gelince bu kendinden yanalığı sanırım siz bakışaçısı olarak kabul etmişsiniz.Oysa benim yazıda anlatmak istediğim medyanın çıkarları doğrultusunda kapilatist düzenin adeta megafonluğunu yapması yönündedir.

    Yoksa yazar olarak benim kastettiğim manada çıkarlarıma dayalı bir yazı olsa reklam propoganda v.b şeyleri dikkate alarak bundan farklı bir yazı yazmam gerekirdi.

    Neyse ki benimde son derece beğendiğim bir hocadan Kadir Cangızbay’dan söz etmişsiniz ki, kullandığı terimleri neye dayandırmak istediğini çok iyi biliyorum, aksi durumda kadına biçilen klasik rollerin dışına çıkmış tüm kadınları çekemediğini düşünecektim.

    Ayrıca”Bindiği dalı kesmek” deyiminiz bilmiyorum farkında mısınız başta kendimden yana olmakla suçladığınız tezinizi çürütüyor.

    Bizim üniversitedeki mantık hocamız ise bu sözlerinizi “çelişmezlik yetersebep ilkesi” ve “üçüncü halin imkansızlığı”na örnek gösterirdi.Yine de ikazınıza teşekkür ederim.

    DOSTÇA KALMAK DİLEĞİYLE!…

  3. isa diyor ki:

    Sn.Secih bey?e
    ??Değişen bir şey yok!?? başlıklı yorumunuzda ??iki nokta arasındaki noktayı bir türlü vuramayan sn isa bey ??? demişsiniz. Nokta meselesini iyi anlamışsınız.Fakat sözünü ettiğim iki nokta arasında olabilecek en uygun doğru ve/veya mesafedir ki; doğru dediğimiz şeyde noktaların bütünlüğünden oluşan en uygun yoldur. Derdim noktayı vurmak, bulmak veya geometri dersi değildi sanırım burayı kaçırmamışsınız; dediğiniz gibi bir pinpon macı! Pinpon topu ile iki raket arasında ki doğru olabilecek yolda yolculuk.Çünkü burası daha çok bir felsefe sitesi.??Birazda yolda olmak!??.Sanırım birazda kinayeli benzetmenize ve anlamış olduklarınıza yinede teşekür ediyorum.

    İlk yorumumda ifade etmeye çalıştıklarım şimdilerde sıklıkla hayatımıza karışan Nevigasyonu/nevigasyonların işlevi olan ve bize egemenlerin dikte ettirdiği; kendilerince doğru ve kestirme yollara itirazım ve birazda isyanımdı.
    Saygılarımla?

  4. gilman diyor ki:

    (Anarşist kelimesini sözlük anlamıyla; ?kırıp döken, terör yapan, canlara kasteden olarak algılamayın lütfen)

    Yazdıklarımızla bir birimizi anlamaya, birbirimizden istifade etmeye, her yeni konu başlığında zihnimizi zorlamaya ve birbirimize karşı duyduğumu saygı ile sevgiyi arttırmaya çalışıyoruz. Hatta saygıda kusur etmemeye özellikle dikkat ediyoruz ki; temel konumuz olan insanı incitmemeye ve gönül kırmamaya ehemmiyet veriyoruz. Öyle ya; ancak bilgili ve görgülü insanlar hoşgörü sahibi olabilir ve başkalarını anlamaya çalışabilirler.

    Sevgili Hafize Hanımefendi’nin her cevabı, yeni bir arayışa ve farklı bir yenilenmeye sebep olduğundan, yazdıkları yeni düşünce ufuklarına klavuzluk etmekte ve sevindirici olmaktadır.

    Konular hakkındaki yazılarımız, bize ait olan fikir ve düşüncelerimizi de bir nebze olsun yansıtmaktadır.

    Demek istediklerimizi bazen dolaylı yollarla, bazen de örneklemelerle ortaya koymaya çalışırız.

    Neticede yazı yazanların profilini bir şekilde tahmin eder ve zihnimizde şekillendiririz.

    Herkesin fikri, inancı, düşüncesi kendinindir. Yani; ?lekûm dînikûm, veliye dîn?

    Kestirmeden ve çok net ifadelerle, kendi fikrimi ve inancımı anlatayım.

    HÜR ZEKAYA İNANIRIM
    Yönetilmek, yetkileri de bilgileri de, faziletleri de olmayan yaratıklar tarafından göz altında bulundurulmak, casuslanmak, gammazlanmak, sürüklenmek, onların kanunlarına boyun eğmek, damgalanmak, hür zekama ters düşer.

    Hür zekâma düşen vazife; ?Kişi ve Devlet vehimesi?ni müzelere, kütüphanelere hatta tarihin karanlık dehlizlerine kapatmak ve yok saymaktır..İnsanın temel hak ve hürriyetine aykırı olduğuna inandığım, Devletin ve kişilerin kurallarını, yasaklarını, emirlerini kayıtsız şartsız reddederim. Gerçek insan olarak KİŞİ HÜRRİYETİ?ni temel alırım.

    ANARŞİST KİMDİR?
    Gerçek insan yalnız ANARŞİST?tir. Kendi başlarına ayakta duramayan bütün o gevşek ve tabansız varlıklar karşısında değerinin farkında olan tek gerçek varlıktır. Toplumda daha az yetenekli ,daha az kurnaz, daha az güçlü olan, kuvvetli tarafından mahvedilir, esir edilir ve köleleştirilir. Bunların tümüne karşı olan Anarşist; isyankâr, hürriyetçi, ferdiyetçi, mantıkçı, adalete susamış, tecessüs sahibi, savaşçı bir ruh ve propagandacı insandır. İşte ben gerçek bir anarşist olabildiğim zaman, kendimi insani erdemlere sahib olmuş mükemmel bir varlık olarak addedeceğim. Bütün gayretim ve cehdim bu yöndedir.

    İşte onun içindir ki; farkında olarak veya olmayarak, önümüze getirilen her türlü navigasyonlara ve navigatörlere şüpheyle bakıyor ve başından bir reddiye şerhi koyuyorum.

    Net olarak ben kendimi ve olmam gereken profili ortaya koydum. Bu da yeni bir şey değilse, pek muhterem zât-ı âli-i muhterem Seci Beyefendi yeni bir şeyler söylesin ya da aynel, ve hakke?l-yakîn ma?rûf olmadığı, mine?l-karîb tecessüs imkânına sahib olmadığı sevgili site yorumcularını bizce de mechûl kendi irfan u akliyle muhakeme ile yargılayıp hükm-i bâtil ile hâtime-i nakısa ve sakıta eylemesin.

    Takdir ile emr ü ferman kariin-i hazerâtındır.

  5. secih diyor ki:

    Burada değişen bir şey yok yeni gelenler var
    İki nokta arasındaki noktayı birtürlü vuramayan sn isa bey ?
    Yazınız pinpon maçı gibi !
    Hafize hn ve gilman bey atışmaları devam ediyor, birbirlerini ne anlamaya nede görüşlerine saygı duymaya niyetleri yok !
    Hülya hn bildiğimiz hülya hn inatla yabancı kelime kullanımaya devam ediyor !
    Nevigasyon yerine zihnimizdeki yolculuk veya gezinti dese kıyamet kopacak sanki.
    Ama sonuç harika, çok beğendim obama için haydi eller havaya !
    İşin tuhafı edirneden van a milletimiz obama için sevindi bunun sırrı ne ?
    Abd başkanı için 44 koyun kesen bir Vanlı hemşerimizin duygusu ne olabilir neden dolayı böyle bir tepki gösterir, dibinde yoksulluktan kıvranan din kardeşleri bir ekmeğe muhtaçken 44 koyun kesmek için neden böyle birini beklemiş ? hediyeler, ayakkabı göndermeler, kebab bile gönderdiler !
    Bu bizim yalaka bir toplum oluşumuzun bir göstergesimi yoksa ilahi bir kudret tarafından dünyaya gönderilen birinin dünya insanında oluşan sevgisimi !
    Obama gerçektende abd kurulan sistemi kırıp dünyanın düzeninimi değiştirecek ! adamın cep telefonu kullanması bile yasaklanmış ?
    Ben; nedenini bilmesemde seçilmesine sevindim. Güleryüzlü canayakın biri, birilerinin gizli bir senaryosunun ürünümü yoksa dünyanın düzenini kaderini çizen ilahi adaletin bir emrimi bunu zaman gösterecek. Bir Müslüman, bu milletinin bir ferdi olarak beni hiçbirşeyi ilgilendirmiyor, abd nin menfaatleri ne olacağı benim umurumda bile değil benim bizim ülkemizin ne olacağı önemli, ülkeyi yöneten ve yaşayanların davranışları ise beni sanki abd nin sömürgesinde yaşıyormuş hissi veriyorki buda fena halde kanıma dokunuyor !

  6. bayram yüksekkaya diyor ki:

    Gülmemek elde dahi değil! Söyler misiniz bana, kitle iletiim araçları ve özellikle medyanın yaptığı Nevigasyonlar’ı eleştirir iken, şu an burada yapılan nedir?

    Nevigasyon’u önlemek için yapılan bir yönlendirme mi? Yazar yazısını yazarken kendinden yana olmamış mıdır? Siz kendinizden yana yazar iken, medya mensupları da kendilerinden yana yazacaklar. Kadir Cangızbay Hocanın yine kulaklarını çınlatıyorum. “Feminizm adına konuşan kadınlar, kadınlıktan çıkıp, erkekliğe soyunuyorlar. Kadın zerafetin ve nezaketin timsali iken, sağa sola bağırarak, karşısındakini dinlemeyerek yani bir anlamda eleştirdikleri erkekler gibi olarak feminizmi savunan kadınların yaptıkları zerafet ve nezaketten feyzalmamış bir rezalettir, rezalet!” derken ne kadar haklıydı Kadir hocam.

    Yine Kadir Cangızbay hocadan bir alıntıdır ki; bir kedi köpekle mücadele etmek için köpek gibi havlıyorsa o artık bir kedi dahi değildir.

    Nevigasyonu/nevigasyonları engellemek için nevigasyon yapanlar, yani yukarıdaki yazı ve yorum satırlarının yazarları. Amacım körükörüne sizi eleştirmek, gecenin bu saatinde size çatmak değil. Ancak sitenizdeki yazıları ve yorumları okudukça, her yazının bir nevigatörlük edasıyla yazıldığını, her yorumun da bu nevigatörlüğe onay verdiğini gördüm.

    Aslında anlatılmak istenen şudur ki, yapılan/yaptığınız daha hafif olsun da daha iyi uçsun diye kuşun kanatlarını kırmaya ve kuşu artık hayatı boyunca bir daha uçurmamaya neden olmak, ama bunu art niyetle değil, bindiği dalı kesen bir görmemezlikle yaptığınızdır. Bu da beni üzmektedir. Anlatılmak istenen ve anlatılanları onaylamak isterken belirtilenler çok güzel ancak -üniversitede hocalarımız bunlara fahiş hata derdi- mantıksal/temel hata yapmak anlatılanları bir anlamda havada bırakmakta.

    Sizin gibi, düşünmeyi ve üretmeyi seven arkdaşlara biraz daha dikkatli olma tavsiyesi yada dileği ile…

  7. isa diyor ki:

    Şimdilerde Neguvasyon cihazları iki nokta arasındak en yakın doğruyu ve doğru yolu hesaplalamaya dursunlar.

    ??İki noktadan bir ve yalnız bir doğru geçer?? denmiş ?? İki nokta arasında en kısa yol bir doğrudur?? kabul edilmiş.Aradan uzun yıllar geçmiş taki bir başka bilge şunu diyene kadar ??iki nokta arasındaki bütün yollar, kısası uzunu, hepsi eğridir; çünkü ortam ortam düz değil, eğri??iki ortam arasındaki doğruyu vede doğru yolu keşfetmeye çalışırken ortamın eğriliğini keşfetmişler tıpkı bizim şimdilerde neguvasyondan çıkardığımız sonuçlar gibi. Hasan Birson ??Doğrular damıtılmış yanlışlarımızdır?? der vede ekler En bilgemiz en cok yanlış yapanımızdır.Hatta diyebiliriz ki doğruya en uzak kişi, hiç yanlış yapmamış kişidir.Ne kadar yanlış yaparsan doğruya o kadar yaklaşırsın. Demek ki her doğrunun arkasında bir yanlış yatar.Yalnış yapmadan doğruyu nasıl bileceksin? Doğrular damıtılmış yanlışlardır.Ne kadar yanlış o kadar doğru. Yalnışın bol olsun ki, doğruya ulaşasın.Yeter ki, damıtmayı bil! :-) ve :-)

    Ama bu Neguvasyon lu veya Neguvasyonsuz yaşamda en kısa yol doğrusuna ulaşmaya çalışırkende en kısa yolu bulduğunda da şu önermeye ulaşacağını unutmamak gerek:İki nokta arasındaki en kısa yolun bir noktadan ibaret olduğunududa unutmamak gerek ki bu nokta tüm bir yaşama noktanın konulduğu nokta. Noktanın üzerine bir noktanın geldiği durum ki bunun da karşılığı ölüm olsa gerek. Dolayısıyla yanlış yapmaktan korkmamak gerek. Yeterki damıtmasını bilelim.Derken seyreltilmiş dünyamızın reyting oburu medya çanavarlarına da şunları demek nasıl gelir bilmem?

    Mutlak huysuz çocukluklar yaratılır ve yaşanılır.
    Hemen her yerde yerlerde kocaman olmuş büyüklerin; irin yüklü mikrobik alemlerinde;
    Her şey her yerde bir şeylere bir yerlerden gebelik testi.

    Sisli,puslu,
    yalancı,riyakarlık
    Ve vahşilik adına ne varsa yaşatılmaya çalışılır.
    Bol tükürüklü, mukuslu ve bol reytingli salgılarıyla!

    Her nerede ve nasıl yaşatılmaya çalıştırılmaya çalıştırılırsa:
    Umulan yerlerde yaşanan acılara dair hayat belirtileri olmamakta.

    Seyreltilmiş tüm bir dünya reytinglerin yoğun bakımında
    Ve mışıl mışıl uyuyor!
    ( Uyumuyorsa bile uykusu geliyor!)

    Hey yavrum hey yurdumun insanı sizinle gurur bile duyuyor!

  8. hafize diyor ki:

    Gilman bey olmadı yine lafı uzatmış da uzatmışsınız. Yetmemiş şiir de eklemişsiniz.
    Kendi sözlerinizle sadece düşüncenizi yazsanız yeterlidir.
    O kadar çok alıntı yapıyorsunuz ki yorumunuzun sonuna geldiğimde başını kaçırıyormuşum hissine kapılıyorum nedense.
    Biliyorum yine dikkate almayacaksınız ama yinede uzun yorum yazıyorsunuz.
    Hafize sultan demişsiniz teşekkür ederim ama nede olsa kendisini şah gören başkasını sultan görür.

  9. Gilman diyor ki:

    Sevgili Hanımsultan Hafize,

    Ne siyasi oluşumlar üzerinde ne de sadece medya üzerinde durdum.
    Hayatımızı ve düşüncelerimizi, bilgisizliğimiz ve akılsızlığımız yüzünden esir alan, yönlendiren ve arzuları doğrultusunda köleleştirip hiçleştiren her türlü navigasyona karşı uyanık olmamız gerektiğini ve fikrimce yazdım.
    Yol gösteren cihaz olarak yararlandığımız navigasyonların yerine, cahil ve sapkın bir din adamını, bilim ve ilimden yoksun bir kanaat önderini, beyni ve düşüncesi özgür olmayan bir okul hocasını, siyaseti; milleti ve halkı hortumlamak için yapan açgözlü siyasiyi, daha çok kazanmak için her türlü yolu mübah gören işadamanı, bizlerden faydalanmak için türlü şekillerde kullanan, istismar eden tanıdıkları, ele geçirdiği makamı şahsi servetini artırmak için kullanan haramzade bürokratı, patronunun gözüne girmek ve yerini sürekli sağlam tutmak için emrivaki yazı yazan satınalınmış yazarı koyabiliriz?

    İşte Hafize Hanımefendi,
    Tüm bu ?navigatör?lerin gösterdikleri yanlış yollara girmemek, gösterdikleri ve inanmamızı istedikleri kendi yanlış doğrularını körü körüne kendi doğrumuz olarak almamak için; ?bilgi? ve bu bilgiyi işleyecek olan ?akıl? değerleri üzerinde durmaya çalıştım.

    Kendi adıma; bana verilen tüm navigatörleri kırdım attım. Mutlak olan Allah inancım dışındaki bildiğim ve karşılaştığım her şeye karşı mutlak şüpheyle bakıyorum.

    ?Bu nasıl bir dünya, hikâyesi zor;
    Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
    Bütün bir kâinat muşamba dekor,
    Bütün bir insanlık yalana teslim.?

    Rahmetli Necib fazıl ne güzel ifade etmiş. Öyle değil mi? İnsanlar yüzlerindeki yalan maskeleri çıkarsalar, her halde dünya sütliman olurdu.

    Karşımıza çıkan tüm navigatörlerin kendi programları var ve bu yüklü programlar önümüze hazır olarak getirilmektedir. İşte bütün mesele bu. Hazır programla gelen bu navigatörleri ya kırıp atacağız ya da kendi programlarımızı yapıp, yolumuza öyle devam edeceğiz.

    ?Bütün insanlık yalana teslim? olmasaydı; Dünyada bu kadar acı, bu kadar gözyaşı olur muydu?

    Hafize Sultan,
    Yine yazı çok uzun olmuş diyeceksin. Ama sabrını biraz daha zorla ve yine çok beğendiğim büyük şair Necip Fazıl?ın şu muhteşem şiirin okuyuver.

    ?Tohum saç bitmezse toprak utansın,
    Hedefe varmayan mızrak utansın
    Hey gidi küheylan koşmana bak sen
    Çatlarsa doğuran, kısrak utansın

    Eski çınar şimdi noel ağacı
    Dallarda eğreti yaprak utansın
    Ustada kalırsa bu öksüz yapı
    Onu sürdürmeyen çırak utansın

    Ölümden ilerde varış dediğin,
    Geride ne varsa, bırak utansın!
    Ey bin bir tanede solmayan tek renk,
    Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın ! (N.F)

    Ve ben de son olarak diyorum ki; ?Bildiği doğrularla yaşamayan İNSAN utansın.?
    Dışımızdaki beşer ürünü tüm navigasyonları kırıp atalım. Kendi doğrularımızla programladığımız navigasyonlar rehberimiz olsun.

    Sağlık ve mutluluk dileklerimle?

  10. hafize diyor ki:

    Zihnimizdeki nevigasyonu durdurmak ne mümkün.Sağa sola yönlerini gösterirken biz parti olarak sağ sol anlıyoruz galiba.Yoksa oylar bu kadar kolay gidemezdi. Dünyada şirket sahibi olan firmaların medya sektörüne girmesi yasakken bizde karaparalarını aklamak için en iyi çözüm kendi çıkarları doğrultusunda yayın yapmak adına basından güç almak gerçekten kurnazca bir tutum.
    Neden Sabancı ve Koç un medya kuruluşları yok onlar daha mı az zenginler diye kendi kendime sormuyor değilim bence onlar tam da kapitalist sistemin öngördüğü kurallarını işleme sokmak için her daim hazırda tuttukları adamları var da ondan.Kendi şirketleri doğrultusunda haber yapabilecek maşaları 24 saat açık maşallah.
    Gilman beyde sağolsun yine uzatmış da uzatmış.Ama kendi düşüncesini yazmayı unutmuş galiba.Şu şöyle söylemiş bu böyle söylemiş bırakın bunları da kendi görüşlerinizi bildirin.Allah tan bu yazıyı okumak için sabır gerektiğini kendi de biliyor.

  11. gilman diyor ki:

    ?Navigasyon?

    Hayatımızı ve düşüncelerimizi yönlendiren o kadar çok navigasyonlar vardır ki, kimi zaman bizleri doğrulara, iyilere, güzelliklere, kimi zaman da sonuçları itibariyle çıkılmaz sokaklara, karanlık dehlizlere, içinden çıkılması zor hallere sokarlar.

    Tabi, ?dezonfarmasyon,manipülasyon, akreditasyon? yollarının vardığı son noktayı; ?navigasyon? diye tanımlayan sevgili yazarımıza hak veriyor ve en az zararla sahil-i selamete çıkmanın ve dışımızdaki navigatörlerin kuklacılık sanatlarına malzeme olmamanın en önemli iki değerinine olabildiğince sahip olmanın önemini arzetmek istiyorum.
    Bunlar; AKIL ve BİLGİ?dir.

    Nuşirevan, Veziri Burzi Cemher?e: ?İnsan için en hayırlı şey nedir?? diye sormuş. O da; ?İnsanı yaşatacak akıldır? diye cevap vermiş. Ya olmazsa, deyince; ?Kusuru örtecek kardeş?, demiş. Ya o da olmazsa? ?Kendini sevdirecek mal?. O da olmazsa? ?Sevilmemeye razı olmak?, demiş. O da olmazsa, deyince: ?Artık onun için tertemiz bir ölüm?, diye cevap vermiş.
    İşte insana en gerekli şeyin başta AKIL olduğunu vurgulayan güzel bir kıssa okudunuz. Tabiki kıssaların sonunda ders çıkarmak ve hikmet sahibi olmak esastır.

    Yanlış yönlendirmenin mutlak kötü sonuçlarını Matthew Henry şöyle özetler; ?Bir kör bir başka köre yol gösterirse, ikisi de çukura düşer.? Yaşadığımız toplumda bilgisiz olursak ve bahşedilmiş aklımızı kullanamazsak tabi ki KÖR sayılırız. İşte körlerin fazlasıyla cirit attığı ve körleştirmelerin fazlasıyla yapıldığı cehaletler denizi toplumumuzda elbette kasıtlı ve kasıtsız körler (navigatörler) bizlere yol gösterecek ve göstermeye de devam edeceklerdir.

    Başkalarının buyruklarıyla, kullaştırma adına gösterdikleri yollara düşülmeden, başkalarının yollarıyla hedefe varmadan; ?Önce kendi gideceğin yolu öğren, sonra öğretmeye kalk? diyen Buda?ya kulak verelim evvela gideceğimiz yolları ve vardıracakları istasyonları iyice öğrenelim. Böylece yanlış yollara girmemiş, vahim sonuçlarına katlanmamış oluruz.

    Eğitimi ve öğretimi tamamen ezbere dayalı, insanı aklıyla ve sağduyusuyla kullaştıran taş devri eğitim sistemimiz, AKLI kullanmayı değil, AKLI buyuranların emrinde köleleştiren köhne bir sistemdir. Başkalarının aklıyla yaşayan, yiyip, içen ve kendini, aklını, sınırlarını zorlamayan boş kalabalıkların ulaşacağı son nokta hiçliktir. Kulluk ve köleliktir.
    Albert Einstein; İnsan, aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye ulaşamaz.? Diyor. Evet, ilahi bir nimet olarak bahşedilen aklımız ne kadar zorluyoruz. Verilen bu akıl acaba neden hep başkalarının aklına kulluk ediyor ve hep acı çekiyor?

    Aklı kullanacak ve sınırlarını sonuna kadar hep zorluyacağız ki; insan olma?nın keyfini yaşayalım. Aklı neyle zorlayacağız. Her halde sopa ve işkenceyle değil. Tabi ki; BİLGİ ile.
    ?Sabah kalkarken ya âlim ol, ya öğrenci ol. Bu ikisi dışında kılma. Zira bu iki vasıf dışında kalanlar, hem bilgisiz, hem de bilgisizliğe razıdırlar.? Vecizesini dile getiren Abdullah bin Mesud?u gerçekten ciddiye alarak, yaşadığımız bu basit hayata bir anlam katmak için, her gün mutlaka bilginin peşinden gitmemiz ve elde etmek için ciddi gayret sarfetmemiz gerekir.

    Kendimize ait bilgi yoksa, kıl yoksa, başkalarının bilgisi ve aklı bizi şuursuzca yönlendirecektir. Nevigatörlerin bizlere DOĞRU diye tanıttığı, bildirdiği şeylerin, hem bizi hem de ülkemizi yüz yıldır çıkmaz sokaklarda gezdirip duruyor. Hem halkı, hem devleti keyiflerince sağan her türlü siyasi, bürokratik ve medyatik Nevigatörlerin doğruları, bizlere kaybettiriyor, onlara hep kazandırıyor? Ve başımız bir türlü belalardan kurtulmuyor. İşte bu konuda bir tesbit de; ?Bildiklerimiz değil, doğru zannetkilerimiz başımızı belaya sokar.? Diyen Abraham Lincoln?dan geliyor.

    Bizlere hep doğru diye gösterilen ve yutturulan o kadar çokKİRLİ ve TARİHİ YALANLAR var ki; bunların işte en büyük sebebi zihinlerimize yerleştirilen NEVİGASYONLAR?dır.

    Sonuç olarak, Konfücyüs?ün; ?Bildiğini bilmek ve bilmediğini bilmek; işte gerçek bilgi budur.? Deyişi her halde hiç unutulmaması ve kulaktan çıkarılmaması gereken hikmetli tespitlerdendir.

    Gılmanşah?tan yazıyı sabırla okuyanlara saygı, sevgi ve selamlar.

  12. burcu diyor ki:

    İşte tam da bu yüzden hepimizin gözü açık olmalı. Her duyduğumuza sorgulamadan inanmak yerine ilk anda mantıklı gelen konuları bile araştırmadan hüküm vermemeliyiz. Ama tembel, bilgisi olmadan fikri olan ve bunu sonuna kadar inançla savunan insanlardan oluşan bir toplum için bunu değiştirmek o kadar zor ki…

Yorumun ne olacak?