<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Düşünceler Düşünce... &#187; Köşe Yazısı</title>
	<atom:link href="http://www.hulyayalim.com/kategoriler/kose-yazisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hulyayalim.com</link>
	<description>Hülya Yalım yazıyor....</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Sep 2010 14:42:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>1 EYLÜL &#8230;</title>
		<link>http://www.hulyayalim.com/1-eylul/</link>
		<comments>http://www.hulyayalim.com/1-eylul/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 14:40:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Yalım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[1Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Barış günü]]></category>
		<category><![CDATA[egolardan arınmış]]></category>
		<category><![CDATA[kendiyle barışık olmak]]></category>
		<category><![CDATA[narsizmden uzak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hulyayalim.com/?p=1369</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/>Kendinedir insanın önce mücadelesi, kendinden terk birine Barışı anlatmak ne zor&#8230; Bazen şah bazen mat da olsa, aslında kendinden çıkıp, kendine varır  her hamlesi&#8230; İnsan eksiklerini sorun etmeden, yokluğu manevi hazlarla giderebilir mi ? Ya da tam tersi, varlığı böbürlenmeden hazmedip paylaşımdan yana olabilir mi? Aslında kendisiyledir hep derdi, kendinedir, sorgulaması sürekli&#8230; Önce kendiyle barışık olmalı insan&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/><p><a rel="attachment wp-att-1371" href="http://www.hulyayalim.com/1-eylul/1-eylul-2/"><img class="alignleft size-full wp-image-1371" title="1 eylul" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/09/1-eylul1.jpg" alt="" width="259" height="194" /></a></p>
<p>Kendinedir insanın önce mücadelesi,</p>
<p>kendinden terk birine <strong>Barışı </strong>anlatmak ne zor&#8230;</p>
<p>Bazen<strong> şah</strong> bazen <strong>mat</strong> da olsa,</p>
<p>aslında <strong>kendinden çıkıp, kendine varır</strong>  her hamlesi&#8230;</p>
<p>İnsan eksiklerini sorun etmeden,</p>
<p>yokluğu <strong>manevi hazlarla</strong> giderebilir mi ?</p>
<p>Ya da tam tersi, varlığı böbürlenmeden hazmedip</p>
<p><strong>paylaşımdan</strong> yana olabilir mi?<span id="more-1369"></span></p>
<p>Aslında <strong>kendisiyledir hep derdi,</strong></p>
<p>kendinedir, sorgulaması sürekli&#8230;</p>
<p><strong>Önce kendiyle barışık olmalı insan&#8230;</strong></p>
<p>İnsan; kötü zamanlarda kendinden çıkar,</p>
<p>iyi zamanlarda kendinden geçer,</p>
<p>ya sonra ….</p>
<p><strong>İçe yolculuklar başlar,</strong></p>
<p>sonra çok geçmeden de <strong>dışa vurumlar…</strong></p>
<p>Kendisiyle çevresiyle kavgalı bireyler<strong> Barışı</strong> nasıl yapar?</p>
<p>Kendini nasıl bilir?</p>
<p><strong>Egolardan</strong> arınmış, <strong>narsizmden</strong> uzak olabilir misiniz <strong>bugün?</strong></p>
<p><strong>&#8220;Ben yaptım&#8221;</strong> diye böbürlenmeden,</p>
<p><strong>&#8220;Benim&#8221; </strong> diye sahiplenmeden,</p>
<p>en büyük eserini karşıya geçip seyretmeden,</p>
<p>beklentiden uzak karşılıksız,</p>
<p><strong>Barış yapabilir misiniz?</strong></p>
<p>Hiçbir nesneyi sahiplenmeden, sahip çıkabilir misiniz kendine,</p>
<p>özgüveni abartıp da, medeni cesareti cürete çevirmeden&#8230;<a rel="attachment wp-att-1372" href="http://www.hulyayalim.com/1-eylul/dunya-baris-gunu/"><img class="alignright size-medium wp-image-1372" title="dunya baris gunu" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/09/dunya-baris-gunu-195x300.jpg" alt="" width="195" height="300" /></a></p>
<p>Ne kadar <strong>Barış Günü</strong> yapmak zor  olsa da;</p>
<p>ister <strong>Barış çanı</strong> çaldırın, ister <strong>Barış ezanı</strong> okutun  ;</p>
<p>“Kendinizden başka hiç kimse size barışı getiremez”</p>
<p>bu yüzden<strong> Barışın bugün,</strong> önce kendinizle sonra dertlerinizle…</p>
<p>Nasıl olsa sonrası gelir; önce çevrenizle, sonra hayatla,</p>
<p><strong>Barışın</strong> bir gün de olsa, <strong>1 Eylül Dünya Barış Günü adına..</strong></p>
<p>Belki yayılır böylece <strong>Barış tüm Dünya’ya..</strong></p>
<p>Deneyin, deneyelim…</p>
<p><strong>Hülya&#8217;dan Dünya’ya..</strong></p>
<p><strong>Barış dolu  bayramlara…</strong></p>
<p><strong>Hülya YALIM</strong></p>
<p><a href="http://www.hulyayalim.com/">www.hulyayalim.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hulyayalim.com/1-eylul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÜNEŞ ÜLKE DOST</title>
		<link>http://www.hulyayalim.com/gunes-ulke-dost/</link>
		<comments>http://www.hulyayalim.com/gunes-ulke-dost/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 21:37:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Yalım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Dost]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Ülkesi Canpenella]]></category>
		<category><![CDATA[Ütopya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hulyayalim.com/?p=1339</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/>Gözlerimde buzdağı, ağzımda tuz tadı ; yerin yedi kat altından, kendi harflerime tutuna tutuna, yukarı doğru tırmanıyorum. Dibe vurdum sanmayın, akıntıya bıraktım kendimi&#8230; Dalgalarla boğuşmak değil de , içten dışa vurmak ağır geliyor bana… Kaç nefes daha noksan, o sabahtan bu sabaha, kaç karış daha var varışa bilemiyorum. günün gizlenmiş yörüngesinden sesleniyorum. düşler hayıra yorulmaktan yorulmakda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/><p><a rel="attachment wp-att-1340" href="http://www.hulyayalim.com/gunes-ulke-dost/gunes-ulke-dost/"><img class="alignright size-full wp-image-1340" title="gunes ulke dost" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/08/gunes-ulke-dost.jpg" alt="" width="239" height="247" /></a></p>
<p>Gözlerimde buzdağı, ağzımda tuz tadı ;</p>
<p>yerin yedi kat altından,<strong> kendi harflerime tutuna tutuna,</strong> yukarı doğru</p>
<p>tırmanıyorum.</p>
<p><strong>Dibe vurdum sanmayın, akıntıya bıraktım kendimi&#8230;</strong></p>
<p>Dalgalarla boğuşmak değil de , içten dışa vurmak ağır geliyor bana…</p>
<p><strong>Kaç nefes daha noksan, o sabahtan bu sabaha,</strong> kaç karış daha var varışa bilemiyorum.</p>
<p>günün<strong> gizlenmiş yörüngesinden</strong> sesleniyorum.</p>
<p>düşler hayıra yorulmaktan yorulmakda,</p>
<p><strong>düşünceler semahta&#8230;</strong> </p>
<p>Susuyorum.</p>
<p><strong>Uzun uzun sözcükler biriktiriyorum.</strong></p>
<p> Yazmak ve yazmamak adına …</p>
<p><strong>&#8220;Dilek tut  içinden,  daha çok yıldız var…&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Kötü gün yaşama sakın, bir bak etrafına kaç <strong>DOST</strong> var…&#8221;<span id="more-1339"></span></p>
<p><strong>DOST! DOST ! DOST!</strong>                    </p>
<p>Tutsana dertlerin ucundan  biraz.</p>
<p>Öfkemi kurut, gülümseyen aydınlığınla&#8230;</p>
<p><strong>&#8221; Bir elmanın yarısı gibi olmak&#8221;</strong> neden az<a rel="attachment wp-att-1342" href="http://www.hulyayalim.com/gunes-ulke-dost/elmanin-yarisi-olmak-ne-az/"><img class="alignright size-medium wp-image-1342" title="elmanin yarisi olmak ne az" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/08/elmanin-yarisi-olmak-ne-az-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>?..</p>
<p><strong>“Ben doğacak sabahların çan sesiyim”</strong>aslında&#8230;</p>
<p>Bir köpek bile cennete benden daha çok önem verir.</p>
<p>Ama <strong>DOSTLA</strong> beraber mavi cennete yükselmeyi isterim…</p>
<p><strong>Güneş ülke DOST.</strong></p>
<p><strong>DOST</strong> seslendi;</p>
<p>&#8220;sır bendedir, sözü saklı tut.</p>
<p><strong>Kadim bendedir,vefanın kıymetini daim kıl.</strong></p>
<p>Cefa bendedir,  yaşamın keyfini kendinde bul.</p>
<p>Asalet acıda, sefalet asalette gizlidir.</p>
<p><strong>Zenginlik gönülde,söylemler eylemdedir.&#8221;</strong></p>
<p><strong>DOST</strong> yazı.</p>
<p><strong>DOST</strong>  dua.</p>
<p><strong>DOST</strong> şiir.</p>
<p><strong>DOST </strong>kitap.</p>
<p><strong>DOST</strong> söz.</p>
<p><strong>DOST</strong> yemin,</p>
<p>olarak seslendi.</p>
<p>Bir <strong>SES.</strong></p>
<p>Bir <strong>NEFES.</strong></p>
<p>Bir <strong>OMUZ.<a rel="attachment wp-att-1343" href="http://www.hulyayalim.com/gunes-ulke-dost/dostluk/"><img class="alignright size-medium wp-image-1343" title="dostluk" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/08/dostluk-300x233.jpg" alt="" width="300" height="208" /></a></strong></p>
<p>Bir <strong>TEBESSÜM .</strong></p>
<p>Bir <strong>HABER .</strong></p>
<p>Bir <strong>BAKIŞ .</strong></p>
<p>Bir <strong>BİLGİ .</strong> </p>
<p>Bir <strong>MENDİL ,</strong></p>
<p>verdi, güçlendirdi.</p>
<p><strong>Ütopyada değil, dünyada;</strong></p>
<p><strong> </strong>zor günlerde varlığını duyuran gerçek dostlara,</p>
<p><strong>TEŞEKKÜRLER!</strong></p>
<p> <strong>Hülya YALIM</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.hulyayalim.com">www.hulyayalim.com</a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hulyayalim.com/gunes-ulke-dost/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAYIR ! HAYIR ! HAYIR !</title>
		<link>http://www.hulyayalim.com/hayir-hayir-hayir/</link>
		<comments>http://www.hulyayalim.com/hayir-hayir-hayir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 21:53:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Yalım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[2010 referandum]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa değişikliğine Hayır]]></category>
		<category><![CDATA[arapça H harfi]]></category>
		<category><![CDATA[Bermuda Şeytan Üçgeni]]></category>
		<category><![CDATA[Güçler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[sevdanın son vuruşu]]></category>
		<category><![CDATA[Şimşek (Mehmet)]]></category>
		<category><![CDATA[Tarkan Sen demokrasiyi ; Çiçek (Cemil)]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe H harfi]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız (Taner) sanmışsın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hulyayalim.com/?p=1304</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/>  Anayasa değişikliğine hala ne diyeyim diye düşünüyor musunuz gerçekten?  YÖK &#8216;ün ve dokunulmazlığın kaldırılmadığı anayasaya,değişiklik yapılmış olmaz asla. Olsa olsa  var olan maddelere rötuş yapılmış olur en fazla.  Din dersinin zorunluluğu hala bir anayasa maddesi oluyor ken,bu değişiklik neyin nesi oluyor anlamıyorum.      Ne bekliyorduk ki ,  yeni  reformlar  falan mı ?  Bu üç madde anayasanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/><p><a rel="attachment wp-att-1308" href="http://www.hulyayalim.com/hayir-hayir-hayir/hayir/"></a><img class="alignleft size-medium wp-image-1306" title="hayir_demek" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/07/hayir_demek1-300x263.jpg" alt="" width="300" height="263" /></p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;">Anayasa değişikliğine hala ne diyeyim diye düşünüyor musunuz</p>
<p style="text-align: left;">gerçekten?</p>
<p style="text-align: left;"> <strong>YÖK</strong> &#8216;ün ve <strong>dokunulmazlığın</strong> kaldırılmadığı anayasaya,değişiklik</p>
<p style="text-align: left;">yapılmış olmaz asla.</p>
<p style="text-align: left;">Olsa olsa  var olan maddelere rötuş yapılmış olur en fazla.</p>
<p style="text-align: left;"> <strong>Din dersinin zorunluluğu</strong> hala bir anayasa maddesi oluyor</p>
<p style="text-align: left;">ken,bu değişiklik neyin nesi oluyor anlamıyorum.</p>
<p style="text-align: left;">     Ne bekliyorduk ki ,  yeni  <strong>reformlar</strong>  falan mı ?</p>
<p style="text-align: left;"> Bu üç madde anayasanın <strong>Bermuda Şeytan Üçgeni</strong> gibi adeta.</p>
<p style="text-align: left;"> İktidara gelmeden hemen her parti, bu üçgenden söz eder , fakat iktidara gelince, sözde</p>
<p style="text-align: left;"> değişim dalgaları arasında, tıpkı <strong>Bermuda Şeytan Üçgeni</strong> ’nde kaybolunduğu  gibi kaybolur gider.<span id="more-1304"></span></p>
<p style="text-align: left;">Kaldı ki, temsil edilmesi gereken oyların yarısı dışarıda olan anayasanın değişime yaklaşması söz konusu</p>
<p style="text-align: left;"> bile değil .</p>
<p style="text-align: left;"> Referandumda Evet beyaz, <strong>HAYIR kahverengi</strong> olmuş, bu da çok eleştirdikleri <strong>12 Eylül</strong> darbesinin küçük</p>
<p style="text-align: left;"> düşüncesiydi malum.</p>
<p style="text-align: left;"><a rel="attachment wp-att-1308" href="http://www.hulyayalim.com/hayir-hayir-hayir/hayir/"><img class="alignleft size-full wp-image-1308" title="hayir" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/07/hayir.jpg" alt="" width="270" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Hani <strong>“bir anayasa bu kadar düzeltilirdi”</strong> diyorlar ya  yanlış;</p>
<p style="text-align: left;">doğrusu, <strong>“bir anayasa değişim oyunları bu </strong><strong>kadar kopya </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>edilebilirdi”</strong> olmalı.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Seçim için öngörülen günden</strong> medet umup da, değişikliğin</p>
<p style="text-align: left;">darbelerin en  ağırının yaşandığı güne denk getirerek  aldanacağımızı</p>
<p style="text-align: left;">sanıyorlarsa yanılıyorlar.</p>
<p style="text-align: left;">Onların değişiklikten kastettiği <strong>yargıya müdahale edilebilecek anayasa değişikliğini</strong> saymıyoruz çünkü,</p>
<p style="text-align: left;"><strong>güçler birliğine inanlar</strong> için bu değişiklik değil; <strong>deliliktir,</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>anayasanın tam da ortasından delinmesi</strong> anlamına gelir bu da.</p>
<p style="text-align: left;">karar vermek zor mu gerçekten  <strong>güçler birliği mi yoksa üçler birliği  mi,</strong> hangisi ?</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Yargının siyasallaşması için;</strong> 23 maddeye, <strong>23 kere HAYIR!</strong></p>
<p style="text-align: left;"> <a rel="attachment wp-att-1309" href="http://www.hulyayalim.com/hayir-hayir-hayir/haayiirrr/"><img class="alignleft size-medium wp-image-1309" title="haayiirrr" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/07/haayiirrr-300x262.jpg" alt="" width="300" height="262" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Bağıra çağıra, avaz avaz ;<strong>ister hırıltılı, ister ise nefes </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>verir gibi,</strong> boğazın derinliğinden gelen sesle, birlikte söyleyelim:  <strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>HAYIR !</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>HAYIR ! HAYIR !</strong> Arapça daki  ister noktalı,ister noktasız <strong>H</strong> harfi</p>
<p style="text-align: left;">ile söyleyelim hangisi <strong>HAYIR </strong>’LI ise, </p>
<p style="text-align: left;"> haydi buyurun hep birlikte, <strong>tecvitli mahreçli ;</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>HAAAYIR!</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>dilerseniz şarkı ile ;</strong></p>
<p style="text-align: left;"><em>&#8220;Sen demokrasiyi ; <strong>Çiçek </strong>(Cemil), <strong>Şimşek </strong>(Mehmet),<strong>Yıldız </strong>(Taner)  sanmışsın.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>“Rüzgarın yönü değişince oturup ağlamışsın.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Sen artık sözünden de dönemezsin yanmışsın.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Aklımdan çıkarttım attığın oy kurşunu.”</em></p>
<p style="text-align: left;"><a rel="attachment wp-att-1310" href="http://www.hulyayalim.com/hayir-hayir-hayir/hayir-hayir-hayir-hayir-hayir-hayir/"><img class="alignleft size-full wp-image-1310" title="hayir hayir hayir hayir hayir hayir" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/07/hayir-hayir-hayir-hayir-hayir-hayir.jpg" alt="" width="256" height="96" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Son kararım;</p>
<p style="text-align: left;"><strong>HAYIR ! HAYIR ! HAYIR ! </strong>                 </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hülya YALIM</strong></p>
<p><a href="http://www.hulyayalim.com">www.hulyayalim.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hulyayalim.com/hayir-hayir-hayir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DÜŞÜNCE AKRABALIĞI</title>
		<link>http://www.hulyayalim.com/dusunce-akrabaligi/</link>
		<comments>http://www.hulyayalim.com/dusunce-akrabaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 20:12:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Yalım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Baccacio]]></category>
		<category><![CDATA[Bruno]]></category>
		<category><![CDATA[CiceroMachiavelli]]></category>
		<category><![CDATA[Dante]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Akrabalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[Michelangelo]]></category>
		<category><![CDATA[Pavese]]></category>
		<category><![CDATA[Petrerca]]></category>
		<category><![CDATA[Ridolfi]]></category>
		<category><![CDATA[Virgilius]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hulyayalim.com/?p=1286</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/>Düşünce akrabalığı  sözünü hakikaten çok severim ancak, bu lafı öyle laf ola beri gele kullananlardan değilim. Gerçekten yürekten duyulan düşünce birliği edilen aynı kandan olmasa da,  hayli candan duyulan derin duyguyu böyle dile getirmek,çok güzel ve özel geliyor bana. Düşünce gücü ile  bir nevi  akrabalık oluşuyor böylece… Düşünce akrabalığının ne kadar doğal bir bağ olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/><p><a rel="attachment wp-att-1291" href="http://www.hulyayalim.com/dusunce-akrabaligi/dusunce-akrabaligi-3/"><img class="alignright size-medium wp-image-1291" title="dusunce akrabaliği" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/07/dusunce-akrabaliği1-300x240.jpg" alt="" width="300" height="257" /></a></p>
<p><a rel="attachment wp-att-1291" href="http://www.hulyayalim.com/dusunce-akrabaligi/dusunce-akrabaligi-3/"></a></p>
<p style="text-align: left;">Düşünce akrabalığı  sözünü hakikaten çok severim ancak, bu lafı öyle laf ola beri gele kullananlardan değilim. Gerçekten yürekten duyulan <strong>düşünce birliği edilen</strong> aynı kandan olmasa da,  hayli candan duyulan derin duyguyu böyle dile getirmek,çok güzel ve özel geliyor bana. <strong>Düşünce gücü</strong> ile  bir nevi  akrabalık oluşuyor böylece…</p>
<p style="text-align: left;">Düşünce akrabalığının ne kadar doğal bir bağ olduğunu  izin verin de neredeyse yirmibeş yıllık dostumuz dahası aile çocuk hekimimiz <strong>Enrico Ridolfi</strong> ile yaptığımız sohbetten yola çıkarak anlatayım size.</p>
<p style="text-align: left;"><span id="more-1286"></span></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Enrico Bey</strong> bunca yıldır sizi tanıyorum dedim, <strong>Ermeni misiniz yoksa Rum mu</strong> inanın bilmiyorum?</p>
<p style="text-align: left;"><strong>İtalyanım</strong> dediğinde ne kadar şaşırdığımı anlatamam sizlere.</p>
<p style="text-align: left;">Dedeleri Osmanlı döneminde <strong>İtalya’dan</strong> buraya göçünce  burada kalmayı tercih etmişler. Yani <strong>Enrico Bey Levanten.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Eşi ise Türk bir  de kızları var. Kızının <strong>Milano‘</strong> da iç mimarlık okuduğunu söyleyince, ne olacak şimdi kızınız dedim, bilim adamı mı sanatçı mı  yoksa <strong>Leonardo Davinci</strong> gibi ikisi de mi, filozof <strong>Giordano Bruno</strong> gibi  bilimsel yöntem dışında gizli bilgileri açığa çıkaracak okültist mi olacak yoksa deyince, sanırım şaşırması sırası kendisine gelmişti.</p>
<p style="text-align: left;"> Bir f<strong>elsefeci </strong>olarak <strong>Buruno </strong>gibi değerli bir <strong>filozofu</strong> bilmek özel bir durum değil dedim cevabım hoşuna gitmiş görünüyordu. <strong>Giordano Buruno, Kopernikus</strong> ’un sonsuz evren anlayışını savunduğu için Engisizyon Mahkemesince sapkın ilan edilip yakılarak öldürülmüştü.</p>
<p style="text-align: left;">  Heyecanla tıpkı <strong>Nazım Hikmet</strong> gibi iade-i itibarının söz konusu olduğunu  <strong>Roma</strong> ’da çiçekler içinde  heykelinin yapıldığını  ve ziyaretçi akınına uğradığını söyledi.</p>
<p style="text-align: left;"> <strong>Dr.Rifolfi</strong>   kızı için madem  <strong>Milano</strong>’ da okuyor sanatçı olmalı bence derken, <strong>Gotik ve Barok</strong> sanatlarını tam da merkezinden öğrenecek desenize dediğimde,  yanlışımı düzeltti. <strong>İtalya</strong> ’da var olan daha çok <strong>Barok</strong>&#8216; muş <strong>Gotik</strong> ise daha çok<strong> Fransız kültüründe</strong> yer alırmış. Doğayı kendi abartılı dünyalarını, görkemli süslü ihtişamlı kıyafetler şapkalar, uzun peruklar bu görüşün yansıması bu sanatın etkisiymiş meğerse.</p>
<p style="text-align: left;">Aslında  parçalanmış kültürün etkisiyle barok insanın yaşadığı gelgiti günümüzde  de etkilerini rahatlıkla görebiliriz .Bir yandan dünyanın acılarından ve eziyetlerinden bırakarak <strong>dine yönelen insan(memento mori-ölümü hatırla düşüncesi),</strong> diğer taraftan da <strong>bu dünyanın kötülüklerinden kurtulmaya çalışan, dünyanın tadını</strong> <strong>çıkaran, gününü gün eden insan</strong> <strong>( Carpe diem-gününü gün et düşüncesi)</strong> iç içe görülüyor hala ona  göre, bana göre de öyle.</p>
<p style="text-align: left;"> <strong>Galilei Galileo’</strong> nun da tıpkı <strong>Bruno</strong> gibi, <strong>Kopernicus</strong>’un görüşlerini savunduğu için Engisizyon Mahkemesinden nasibini aldığını söyleyen <strong>Enrico Bey</strong> ’e ömür boyu evinde göz hapsinde kalmasını dünyanın döndüğü düşüncesini reddetmesine borçlu olduğunu söylediğimde, beni doğruladı ve <strong>İtalya&#8217;da Galileo</strong> ’nun çok sevildiğini belirtti. Dünyanın tek kayan  harikasına aday olan <strong>Pisa Kulesi</strong> ’nin de etkisi olabilir bu  dedim gülümseyerek, o da o evet her ülkenin bir harikası var değil mi,bana göre <strong>Pisa Kule’si değil  Galelio’nun düşünceleri dünya harikası</strong> olmalıdır.</p>
<p style="text-align: left;"> <strong>Ortaçağ Felsefesi ’</strong> nden konuştuk <strong>Betül Hoca’dan (Prof.Dr.Betül Çotuksöken)</strong> söz edince, adının yabancı gelmediği söyledi ancak,  belki de benim telaffuzumdan dolayı  <strong>Aqinolu Thomas</strong> ’ı tanımadı. <strong>Anselmus</strong> ’ un <strong>“anlamak için inanıyorum”</strong> görüşünü ise  akıl dolu olduğu kadar eğlenceli de buldu ve cevabını defalarca tekrarlayıp kahkahalarla güldü.</p>
<p style="text-align: left;"> Daha sonra <strong>Dante</strong> ’ yi de unutmamak gerektiğini söyledi. Onun da yine  Engisizyon Mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırıldığını,ancak o bu sürgün hayatı yaşarken, &#8220;<strong>İlahi Komedya &#8220;</strong> yı yazdığını belirtti ki, bu eser sadece İtalyan edebiyatında değil malum dünya edebiyatında zamanında çığır açan bir kitaptır.</p>
<p style="text-align: left;"> Konuştukça aklımıza İtalyan sanatçı ve düşünürlerin isimleri bir bir geliyordu. <strong>Boccacio</strong> ’yı bilir misin dedi <strong>&#8220;Dekameron&#8221;</strong>un yazarını bilmemek mümkün mü dedim, gülümsedi. Tanıdık dostları tek tek andıkça diğerlerinin hatırı kalmamalıydı,saydıkça sayıyorduk tüm İtalyan dostları.</p>
<p style="text-align: left;">  <strong>Machiavelli</strong> için ne dersiniz diye sorar sormaz, yüzünü buruşturup dudak büktü,  <strong>“amaca ulaşmak için her yol mübahtır”</strong> diyen birinden korkmak gerek, dedi. İyi de o bu görüşü devletler için demiştir diye itiraz ettim, belki açıkça dile getirilmez ama bence tüm devletlerin gizli bir politikasıdır bu aslında dedim, &#8220;bu anlamda  haklı olabilirsin&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Petrarca</strong> ’yı saymalıyız bu düşünür ve sanatçılar arasında deyince ,bu büyük şairin bir şiirini bile bilmediğim için <strong>Umberto Eco</strong> ile Türk okuru çok sever kitapları satış listelerinin en üst sıralarında yer alır dikkatinizi çekmiştir, benim en çok sevdiğim kitabı <strong>&#8220;Gülün Adı &#8221;</strong> dır diye  geçiş  yaptım.  Anladı mı anlamadı mı bilemem, şimdi ona <strong> Carlo Collodi </strong>’ nin<strong> &#8220;Pinokyo&#8221;</strong>sunu hatırlatsam tam da yeridir ama benim içim rahat, yalan söylemedim burnum uzamaz merak etmeyin, sadece konuyu değiştirdim o kadar.</p>
<p style="text-align: left;"> Türkiye’de <strong>Eco</strong> ’nun da, <strong>Coelho</strong>’nun da sevildiğinin farkındayım dedi, doğrusu ben de severim. Ama  <strong>Paulo Coelho</strong> ’yu daha çok sever gibi geldi bana bu sevginin daha fazla olmasının nedeninin <strong>&#8220;Simyacı&#8221;</strong> kitabından ötürü olduğuna bahse girerim .</p>
<p style="text-align: left;"> <strong>İtalo Svevo</strong> ’yu bilir misiniz dedim, hayır, dedi. <strong>“ Zenonun Bilinci ”</strong> diye bir kitabı var diye bir de ukalaca tavsiye ettim,beri yandan devam ederek peki ya <strong>Cesare Pavese </strong>?</p>
<p style="text-align: left;"> Hiç çağrışım yapmadı, dedi, karıştırıyor olabilirsin <strong>bu adam İspanyol olmasın</strong>,deyince;  sakin bir edayla  benim en çok sevdiğim yazarlardandır <strong>Pavase</strong>  yanılmama imkan yok, intihar edip hayatına son veriyor ama neyse ki ,<strong>“Yaşama Uğraşısı”</strong> diye bir kitap yazıyor ölmeden. Benim başucu kitaplarımdandır,  şiddetle tavsiye ederim dedim, kendimden emin.</p>
<p style="text-align: left;"> <strong>Sayın Ridolfi,</strong> <strong>Raffaello</strong> ’nun  <strong>&#8221; Sistine Madonne ”</strong> adlı eserinde <strong>Meryem</strong> ’ im <strong>İsa</strong> ’ yı doğurduktan sonra varolduğunu anlattığını biliyor muydu acaba? Ama ne bundan, ne <strong>Michelangelo</strong> ’dan, onun<strong> “Sistine Chapel”</strong> inden, ne de;  <strong>Canpenella</strong>’nın <strong>“ Güneş Ülkesi ”</strong>nden konuşmaya vakit kalmamıştı ne yazık ki.  <strong>Vergilius</strong> ’u bilmezdi belki ama<strong> Cicero</strong> hakkında söyleyecek sözleri vardı eminim.</p>
<p style="text-align: left;"> Ah<strong> Sinyor Enrico,</strong>  şimdi siz  kim bilir kiminle hangi turnuvada çok sevdiğiniz<strong> bezik</strong> oyunuyla <strong>kozunuzu</strong> oluşturup,  <strong>marköze</strong> aldığınız sayıları saydırmakla meşgulsünüz. Ben ise, sizinle konuşmadığıma hayıflandığım tüm <strong>İtalyan</strong> düşünür ve sanatçıları hatırladıkça &#8221; <strong>Düşünce Akrabalığı &#8220;</strong> adlı bir yazıyı köşeme yazmaya çalışırken, diğer yandan da <strong>Antonio  Vivaldi</strong> ’nin &#8220;<strong> Dört Mevsim (Four Seasons) &#8221; </strong>ini dinliyorum. <strong>Dört Mevsim</strong> ’de bir güzel <strong>Akdeniz</strong> <strong>ülkesinde</strong> çağlar boyu geziniyorum.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>ciao İtalia !</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Hülya YALIM</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://www.hulyayalim.com">www.hulyayalim.com</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hulyayalim.com/dusunce-akrabaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DERYA DUDULARI BUNLAR&#8230;</title>
		<link>http://www.hulyayalim.com/derya-dudulari-bunlar/</link>
		<comments>http://www.hulyayalim.com/derya-dudulari-bunlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 22:00:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Yalım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[dalgacı mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[deniz aşırı ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[deniz üstü köpürür]]></category>
		<category><![CDATA[Mare Nostrum]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa kemali düşünüyorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hulyayalim.com/?p=1257</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/>Gözleri mavi olmayan Deniz’lerden biriydi bizim Deniz&#8230; Yeleleri alevden al bir ata binmiş, Kemal&#8216;i düşünmüş gözleri kapalı&#8230; Aşıyor yüce dağları engin denizleri kepçe kulakları dalgalanıyor rüzgarda&#8230; &#8220;Deniz üstü köpürür hey canım rinnan nay rinna rinna nay Kayığa binsem götürür hey canım hey!.. Benim de şu cihana gelişim demiş hey canım rinna nay rinna rinna nay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/><p><a rel="attachment wp-att-1260" href="http://www.hulyayalim.com/derya-dudulari-bunlar/derya-dudulari-bunlar-3/"><img class="alignleft size-full wp-image-1260" title="derya duduları bunlar" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/06/derya-duduları-bunlar2.jpg" alt="" width="294" height="300" /></a></p>
<p><a rel="attachment wp-att-1260" href="http://www.hulyayalim.com/derya-dudulari-bunlar/derya-dudulari-bunlar-3/"></a></p>
<p>Gözleri mavi olmayan <strong>Deniz</strong>’lerden biriydi bizim <strong>Deniz</strong>&#8230;</p>
<p><strong>Yeleleri alevden</strong> al bir ata binmiş,</p>
<p><strong>Kemal</strong>&#8216;i düşünmüş gözleri kapalı&#8230;</p>
<p>Aşıyor yüce dağları engin denizleri kepçe kulakları dalgalanıyor rüzgarda&#8230;</p>
<p>&#8220;<strong>Deniz üstü köpürür</strong> hey canım rinnan nay rinna rinna nay<br />
Kayığa binsem götürür hey canım hey!..</p>
<p>Benim de şu cihana gelişim demiş hey canım rinna nay rinna rinna nay<br />
<strong>Bir güzelden ötürü</strong> hey canım heyy!&#8230;&#8221;<br />
<span id="more-1257"></span></p>
<p>Köpürür de, dalganır da <strong>Deniz </strong>ama durulur sonra sonra ,</p>
<p><strong>&#8220;Deniz</strong> yırtılır kimi zaman,</p>
<p>Bilmezsiniz kim diker&#8221; diye sorar <strong>Dalgacı Mahmut</strong></p>
<p>kimine göre <strong>deniz aşırı ülkelerle</strong> kimine göre <strong>Deniz aşırı ilkelerle</strong>,</p>
<p><strong>falcı medya</strong> derhal devreye girer…</p>
<p>Denizleri yırtılmayı aş da gel kurbanın olam!</p>
<p>İstersen devreye girer <strong>Kemal,</strong></p>
<p>Fazlalıkları itinayla alır  <strong>Kemal Özkan</strong></p>
<p>Ah be<strong> Deniz</strong> Ah! <strong>&#8220;Mare Nostrum&#8221;</strong> * ne oldu sana dostum,</p>
<p>En uzun koşuysa elbet Türkiyede de hizip,</p>
<p>O, onun en güzel yüz metresini koştun da</p>
<p>Pusuda bir ceylan gibi vuruldun</p>
<p><strong>&#8220;Acıyorsam sana anam avradım olsun,</strong></p>
<p>Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!&#8221;</p>
<p>Kemal bu işte <strong>Demo mu, intro mu,  sterio</strong> <strong>mu</strong> bilinmez</p>
<p>Zil, şal ve <strong>Sarıgül</strong>. Bu bahçede raksın bütün hızı.</p>
<p>Osmanlı kuralı iki ileri bir geri &#8230;</p>
<p><strong>Kanlıca</strong>’nın üç zakkumu <strong>Yapma</strong> <strong>Recep dinkardeşliği&#8230;</strong></p>
<p><strong>On emire</strong> vurgular yapılıyor.</p>
<p>Biri üç dilde <strong>&#8220;öldürmeyeceksin&#8221;</strong> der  ilahi gülmekten öldürür,</p>
<p>diğeri Türkçe der <strong>&#8220;çalmayacaksın&#8221;</strong> ama kendisi hep eski şarkılar çalar&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Dudu dudu&#8221;</strong> yu söyleyenin muadili, şarkıcı <strong>Emir</strong> ise,</p>
<p>  <strong>&#8220;şiki şiki bir durum valla yok&#8221;</strong> diyor&#8230;</p>
<p>&#8220;Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,<br />
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.&#8221;</p>
<p>Aslında yok birbirlerinden farkları,</p>
<p><strong>derya dudusu(papağan) bunlar…</strong></p>
<p>Vah ki vah!</p>
<p><strong>Gazze İsrail</strong> değil de;</p>
<p><strong>&#8220;Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalimize!&#8221; &#8230;</strong></p>
<p><strong>* </strong>Mare Nostrum Can Yücel&#8217;in Deniz Gezmiş için yazdığı şiir.</p>
<p><strong>Hülya YALIM</strong></p>
<p><a href="http://www.hulyayalim.com">www.hulyayalim.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hulyayalim.com/derya-dudulari-bunlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SEVDİĞİ İÇİN BİLMEK &#8230;</title>
		<link>http://www.hulyayalim.com/sevdigi-icin-bilmek/</link>
		<comments>http://www.hulyayalim.com/sevdigi-icin-bilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 May 2010 21:06:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Yalım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[anlamak için inanmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anselmus]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın son mevsimi The last station]]></category>
		<category><![CDATA[Augistunus]]></category>
		<category><![CDATA[bilmek için inanmak]]></category>
		<category><![CDATA[dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiği için bilmek]]></category>
		<category><![CDATA[tolstoy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hulyayalim.com/?p=1200</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/>  &#8220;Aşkın Son Mevsimi&#8221; olarak dilimize çevrilen esas adı &#8220;The Last Station&#8221; olan Tolstoy ’un son yıllarını anlatan  bir film var gösterimde. Tolstoy ’un hayatı benim için pek merak konusu olmadı nedense.   Eğer Tolstoy mu Dostoyevski mi diye sorulsa tereddütsüz Dostoyevski &#8216; den yana kullanırım hakkımı.  Benim nazarımda Dostoyevski  felsefedir,Tostoy ise  daha çok edebi. Evet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/><p><a rel="attachment wp-att-1201" href="http://www.hulyayalim.com/sevdigi-icin-bilmek/last-station/"></a></p>
<p><a rel="attachment wp-att-1202" href="http://www.hulyayalim.com/sevdigi-icin-bilmek/last-station-2/"><img class="alignleft size-medium wp-image-1202" title="last station" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/05/last-station1-213x300.jpg" alt="" width="213" height="300" /></a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8220;Aşkın Son Mevsimi&#8221;</strong> olarak dilimize çevrilen esas adı <strong>&#8220;The Last Station&#8221;</strong> olan <strong>Tolstoy </strong>’un son yıllarını anlatan  bir film var gösterimde. <strong>Tolstoy</strong> ’un hayatı benim için pek merak konusu olmadı nedense.</p>
<p>  Eğer <strong>Tolstoy</strong> mu <strong>Dostoyevski</strong> mi diye sorulsa tereddütsüz <strong>Dostoyevski</strong> &#8216; den yana kullanırım hakkımı.</p>
<p> Benim nazarımda <strong>Dostoyevski </strong> <strong>felsefedir,Tostoy</strong> ise  daha çok <strong>edebi.<br />
</strong><span id="more-1200"></span></p>
<p>Evet <strong>Dostoyevski </strong>ukaladır,biraz <strong>anarşist</strong>,az biraz da kumarbaz ,</p>
<p>insanları biraz küçümser gibidir ancak bu küçümseme uyarıcı niteliğini kendi içinde barındırır.</p>
<p> <a rel="attachment wp-att-1203" href="http://www.hulyayalim.com/sevdigi-icin-bilmek/dostoyevski/"><img class="alignright size-medium wp-image-1203" title="dostoyevski" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/05/dostoyevski-300x251.jpg" alt="" width="300" height="251" /></a></p>
<p><strong> Tolstoy</strong> ise tam tersine  mütevazı  aynı zamanda <strong>garantici</strong>,insanları çoğunlukla yüceltir,çünkü onda <strong>Dostyoveski</strong> ’ nin isyanının aksine  koşulsuz kabul,sakinliği yanı sıra  neredeyse imanlı bir duruşu vardır.</p>
<p>  Ancak <strong>Tolstoy</strong>’ un etkilediği <strong>tarihi kişilikleri</strong> düşününce, sadece bu ilginin mutlak derin bir nedeni olması gerekir diye  düşündüğümden,  aynı zamanda hala etkisi altında olduğunu,mutlak izlenmesi gereken bir film olarak gören bir arkadaşın tavsiyesine uyup filmi izlemeye gittim.</p>
<p>Filmi keyifle izledim izlemesine ancak başlangıç cümlesi <strong>&#8220;bildiğim şeyleri sevdiğim için bildim&#8221;</strong> cümlesini hala düşünüyorum.</p>
<p> Hani <strong>Augistinus </strong>’un  <strong>&#8220;bilmek için inanıyorum&#8221;</strong> düşüncesini belli bir mantığa büründürebiliyordum,</p>
<p>hadi <strong>Anselmus </strong>’ un<strong> &#8220;anlamak için inanıyorum&#8221;</strong> mottosunu da şaşkınlıkla ve  hayranlıkla karşılamakla birlikte belli oranda da olsa zamanla, anlayabildiğimi sanıyorum.</p>
<p> Ama <strong>Tolstoy</strong> ’ un düşüncesine hepten hazırlıksız yakalandım ki hala tam olarak karar veremiyorum.<a rel="attachment wp-att-1204" href="http://www.hulyayalim.com/sevdigi-icin-bilmek/tolstoy/"><img class="alignleft size-medium wp-image-1204" title="tolstoy" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/05/tolstoy-184x300.jpg" alt="" width="184" height="300" /></a></p>
<p>Hakikaten zihnimde sevdiğim şeyleri bilgi olarak istiflemiş olabilirim, hatta bazı şeyleri bilmek için kendimi geberttiğim de oldu ama <strong>istemeden bildiğim şeyler</strong> hiç de yabana atılır cinsten değil.</p>
<p>Psikolojide <strong>fark etmeden öğrenme dedikleri bilgileri</strong> hesaba katmıyorum bile.</p>
<p> Yıllar önce bir arkadaşım bana, <strong>&#8220;insana en büyük hediye unutmaktır&#8221;</strong> demişti de bu söz karşında kala kaldığımı hatırlıyorum.</p>
<p>  Nasıl yani ? Hatırlamak için onca ezaya katlanıp <strong>hafızayı güçlendirmek için onca egzersiz</strong> yapıyorken, unutmayı hediye görme düşüncesi &#8230;  Resmen bu başka pencereden bakmak demekti ki, doğrusu böyle görüş aklımın ucundan bile geçmemişti.</p>
<p> Arkadaşımın unutmaya böyle büyük vecizeler yüklemesinin o günlerde <strong>aşk acısı</strong> çekmesiyle ilgili olma olasılığı yüksekti ama haklıydı, çekilen acıları unutmak hiç de kolay değildi . Belli ki buna zaman da yetmezdi <strong>eğer unutmak diye bir duygu olmasaydı.</strong></p>
<p> Sadece bu yüzden bile <strong>&#8220;bildiğim şeyleri sevdiğim için bildim&#8221;</strong> demek diğer bilgilere sınır çiziyor. Sevildiği için bilinen bilginin uygulama kısmı tevekkeli çok daha kolay oluyor. Boşuna<strong> sevilen</strong> <strong>işi yapmak</strong> başarının sırrı olarak gösterilmiyor demek ki&#8230;</p>
<p><strong>Hülya YALIM</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.hulyayalim.com">www.hulyayalim.com</a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hulyayalim.com/sevdigi-icin-bilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MEMLEKETİN ENGİZİSYON MAHKEMESİ</title>
		<link>http://www.hulyayalim.com/memleketin-engizisyon-mahkemesi/</link>
		<comments>http://www.hulyayalim.com/memleketin-engizisyon-mahkemesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 11:18:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Yalım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Bir ilim İnsanı ile Bir Filozof]]></category>
		<category><![CDATA[Engizisyon mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[hilmi yavuz]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[siirtteki olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Memduh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hulyayalim.com/?p=1171</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/>Önce kendimden kaçtım sonra sözlerimden, şu meşum olaylarla ilgili haberlerden, yorumlardan, yaşanan olaylarda kendini suçlamak bir yana kendini ihbar eden,durumdan  vazife çıkaran derneklerden,www.tepkisiz kalma.com   adlı siteden ne kadar kaçsam da kurtulamadım. Ama en çok da babamdan kaçtım. Biliyorum bana yazma diyecekti ama o da biliyordu,yazacaktım. Gittikçe zorlaşsa da  cümlelerim, yazıyorum. Çocukluğumun şehri Siirt&#8217;i ve son zamanlardaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/><p><a rel="attachment wp-att-1172" href="http://www.hulyayalim.com/memleketin-engizisyon-mahkemesi/memleketin-engizisyon-mahkemesi/"><img class="alignright size-full wp-image-1172" title="memleketin engizisyon mahkemesi" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/05/memleketin-engizisyon-mahkemesi.jpg" alt="" width="266" height="289" /></a></p>
<p>Önce kendimden kaçtım <strong>sonra sözlerimden,</strong></p>
<p>şu meşum olaylarla ilgili haberlerden, yorumlardan, yaşanan olaylarda kendini suçlamak bir yana kendini ihbar eden,<strong>durumdan  vazife çıkaran</strong> derneklerden,www.tepkisiz kalma.com   adlı siteden ne kadar kaçsam da kurtulamadım.</p>
<p>Ama en çok da <strong>babamdan kaçtım. </strong>Biliyorum <strong>bana yazma diyecekti</strong></p>
<p>ama o da biliyordu,yazacaktım.</p>
<p>Gittikçe zorlaşsa da  cümlelerim, yazıyorum.<br />
<span id="more-1171"></span></p>
<p>Çocukluğumun şehri <strong>Siirt&#8217;i ve son zamanlardaki kulakları sağır  eden sessizliğini </strong>yazmamak haksızlık değil; düpedüz ayıp olurdu.</p>
<p>bu yüzden <strong>içimdeki yapbozdan bir parça kayıp,</strong></p>
<p>biliyorum <strong>&#8216;söylesem tesiri yok ama sussam da gönül razı olmuyor&#8217;</strong> işte.</p>
<p>Yaşanan olaylarda bir çok kişiden duyduğum gibi ben <strong>Siirtli</strong> olduğumla utanmadım asla. Bu olaylarda </p>
<p>gerekiyorsa en büyük neşteri kendine vurmak<strong> Siirt&#8217;lilerin vebalidir</strong> belki ama o kadar, çünkü bu tür haberlere dünyanın her yerinde rastlamak mümkün, ancak bir çok meslek dalından kişilerin, <strong>özellikle eğitimcilerin adının bu acı olaya karışmasına</strong> hakikaten çok ama çok üzüldüm.</p>
<p>Bu olayda adı geçen  yüzü aşkın kişinin kendi çocuklarının başına  böyle bir şey  geldiği takdirde ne hissedeceklerini görmeleri  adına, empati kurmalarını isterdim.</p>
<p>En çok da yörede yaşayan <strong>okul çağında kız çocuklarının akibetini</strong> merak ettim.</p>
<p>Babalar kızlarını okutmayı problem ettikleri için, şimdi bu olaylardan sonra kaç kız okumaktan mahrum edilecek kimbilir? Ne yazık ki, karanlık gecelere ortak ettiler nice genç kızı?</p>
<p> <a rel="attachment wp-att-1173" href="http://www.hulyayalim.com/memleketin-engizisyon-mahkemesi/memleketin-engizisyon-mahkemesi-2/"><img class="alignleft size-medium wp-image-1173" title="memleketin engizisyon mahkemesi (2)" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/05/memleketin-engizisyon-mahkemesi-2-211x300.jpg" alt="" width="211" height="300" /></a></p>
<p><strong>&#8220;Herkes daha fazla hürriyet istiyor&#8221;</strong> sözü bu yüzden reklam aracı olmaktan öteye gitmiyor işte..</p>
<p>Birkaç sene önce Siirt’teki uluslarası sempozyumda yaptığım çalışma yirmiyi aşkın  bilim kurulundan geçmişti. <strong>&#8216;Bir İlim İnsanı İle Bir Filozof &#8216;</strong> adlı yazım benim açımdan da farklı bir çalışma olmuştu.</p>
<p>Çalışmam için bana önerilen isimleri beğenmemiş kendim böyle bir öneri de bulunup <strong>Hilmi Yavuz</strong> ile<strong> Erzurumlu İbrahim Hakkı</strong> ’nın benzer özelliklerden söz etmiş bilim ve ilim dünyasına katkılarından söz ederek farklı bir bakış açısı sunmaya çalışmıştım.Gelen tepkilerden anlamıştım ki  farklı olmayı başarmıştım da.</p>
<p>Memlekete gidemediğim için çalışmamı <strong>Cumhur amca</strong> dan <strong>(Kılıççıoğlu)</strong> okumasını rica etmiştim. O dönemde <strong>Cumhur amcaya</strong>  yazımla ilgili eleştiriler geldiğini duyuyordum . Gelin görün ki çok değil birkaç hafta önce bile yazım acımasızca eleştiriliyordu hala. Gerekçe koskoca <strong>İbrahim Hakkı</strong> ile <strong>Hilmi Yavuz</strong> ’u kıyaslamakla büyük günah işlememmiş .</p>
<p> Gerçi ben bu büyük günahı büyük bir zevkle işlemiştim ama yine de bu kadar sığ ve bağnaz düşünen kişilerin bir arada olması hala çok garip geliyor bana.</p>
<p>Bu yüzden  <strong>Sultan Memduh</strong> ’ un <strong> &#8216;Mahzenül Esrar&#8217;</strong> adlı Eseri <strong>Siirt</strong> valiliğindentarafından gönderilince; <strong>Hıfzullah Eryeşil</strong> beyfendi sayesinde, memleketi sayfa sayfa geziyorken,bazı kişileri kızdırma  pahasına bu eser hakkında yazı yazma kararı almış hatta  sözünü de vermişken, Siirt’le ilgili haberler aniden ortaya çıkınca öncelikli olarak bu konuyla ilgili yazmam gerekti.</p>
<p> <a rel="attachment wp-att-1174" href="http://www.hulyayalim.com/memleketin-engizisyon-mahkemesi/memleketin-engizisyon-mahkemesi-3/"><img class="alignright size-medium wp-image-1174" title="memleketin engizisyon mahkemesi 3" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/05/memleketin-engizisyon-mahkemesi-3-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a></p>
<p>Beni bir yazımla  günahkar ilan edip yargılayan <strong>Memleketin   Engisizyon Mahkemesi, </strong>son günlerdeki olayları nasıl nitelendiriyor nasıl oluyor acaba, olaylara muhakemesi?</p>
<p>Zincirleme reaksiyona girmesi gerekirken acaba neden suskunluğu seçti?</p>
<p>Yoksa <strong>“hafıza- i beşer nisyan ile maluldür”</strong> diyecekler?</p>
<p>Bu nisyana isyan eder her insan ve bunu der her lisan,</p>
<p><strong>“aman aman kaybetmeyelim safiyeti, bize şu an ince ayar lazım bırakalım anlık zafiyeti…”</strong></p>
<p><strong>Hülya YALIM</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.hulyayalim.com">www.hulyayalim.com</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hulyayalim.com/memleketin-engizisyon-mahkemesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZIMNEN ZAMAN ALENEN BEN</title>
		<link>http://www.hulyayalim.com/zimnen-zaman-alenen-ben/</link>
		<comments>http://www.hulyayalim.com/zimnen-zaman-alenen-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 22:34:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Yalım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[alelen]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[şimdi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zımnen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hulyayalim.com/?p=1113</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/>Kayıtsız bir nesneyi az önce  zihnimde resmettim, ismine cisim bulmam gerekmese, adından bile söz etmezdim ama bunun geçmişten gelmediğine  inandığımdan, gelecekten bir nesne olma olasılığını yüksek tutuyorum. Gelecek neresi? ‘Geleceği düşünmeme gerek yok nasıl olsa gelecek gelecek’ belki ama şimdi uzay çağı olduğuna göre, gelecek boşluk çağı ,seslendiğim yer ise uzay boşluğudur olsa olsa… Küçüldü nice  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/><p><a rel="attachment wp-att-1115" href="http://www.hulyayalim.com/zimnen-zaman-alenen-ben/zimnen-zaman-alenen-ben-2/"><img class="alignleft size-medium wp-image-1115" title="zimnen zaman alenen ben" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/04/zimnen-zaman-alenen-ben1-e1271196434681-167x300.jpg" alt="" width="233" height="316" /></a></p>
<p><em><span style="color: #000080;"> </span></em></p>
<p><em><span style="color: #99ccff;"><span style="color: #003366;"><span style="color: #257ea8;"><strong>Kayıtsız bir nesneyi</strong> </span>az önce  zihnimde resmettim,<span style="color: #257ea8;"> </span><strong><span style="color: #257ea8;">ismine cisim bulmam </span><span style="color: #257ea8;">gerekmese</span>,</strong> adından bile söz etmezdim ama bunun geçmişten gelmediğine  inandığımdan, gelecekten bir nesne olma olasılığını yüksek tutuyorum.</span></span></em></p>
<p><em><span style="color: #99ccff;"><span style="color: #003366;">Gelecek neresi? <strong>‘<span style="color: #257ea8;">Geleceği düşünmeme gerek yok nasıl olsa gelecek gelecek</span>’</strong> belki ama </span></span></em><em><span style="color: #99ccff;"><span style="color: #003366;">şimdi uzay çağı olduğuna göre, gelecek boşluk çağı ,seslendiğim yer ise uzay boşluğudur olsa olsa…<br />
<span id="more-1113"></span></span></span></em></p>
<p><span style="color: #003366;"><em>Küçüldü nice  dünyalar yanımda, buyurgan kışta yalnız kalınca güneş,</em><em>bir <span style="color: #257ea8;"><strong>gölge boyu kadar bodur</strong> <strong>kaldı ışığım baharda,</strong></span></em></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><em> </em><em>Kemirgen bir düşü barındırırken gözlerim, tüm alacalı renkleri kendi içine çekmeye çalışsa da,<span style="color: #257ea8;"><strong>sınırsız gücümü boşluğa  salınca, boşluğuma  geldi  bir de baktım ki ; boşluk benim.</strong></span></em></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><em> Y</em><em>umak yumak harfler burgu gibi ağzımdan tekrar içeri girerken <strong><span style="color: #257ea8;">&#8216;tükürdüğümü yalamak&#8217;tansa kurumuş geçmişimden kök almak için tırnaklarımı toprağa bahşediyorum ,</span> </strong>pişmansız.</em></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><em> </em><em>Zaman posasından arda kalmış <span style="color: #257ea8;"><strong>bir günü kuştüyüyle parlatınca,</strong> </span>parıltı gözümü galabe çaldı bir anda.</em></span></p>
<p><em><span style="color: #99ccff;"><span style="color: #003366;">Kuşkulandım, olmaz demeyi denemeden, <span style="color: #257ea8;"><strong>solmaz bir gülüşü yürüyüşe çıkardım, </strong></span>çizgiler içinde dolaştım durdum saatlerce&#8230; </span></span></em></p>
<p><span style="color: #257ea8;"><strong><em>Orda mı kaldım burada mıyım, n</em><em>eredeyim bilmiyorum?&#8230;</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><em> </em><em>Mazi denen  şarkıyı dilime dolayıp susturamayınca , şarkının lehçesi dilimi kesti kan aktı,</em></span></p>
<p><em><span style="color: #99ccff;"><span style="color: #003366;">elif elif gözlerim şimdi, <span style="color: #257ea8;"><strong>sözlerim gelecekte küfür olarak gezindi.</strong></span></span></span></em></p>
<p><em><span style="color: #99ccff;"><span style="color: #003366;">Ne merhamet, ne asalet düpedüz pespayelik bu derim ben&#8230;</span></span></em></p>
<p><span style="color: #003366;"><em> </em><em><strong><span style="color: #257ea8;">Hiddettir bu ilelebet, değerler mizanda ,</span> </strong>ikiyüzlü erdemin şiddetinden ruhum ikrah etse de;</em></span></p>
<p><em><span style="color: #99ccff;"><span style="color: #003366;">öfkeyle bedenim öylesine beslendi ki; tutundukça tutunuyor bu kırık dala inadına ..</span></span></em></p>
<p><span style="color: #003366;"><em> </em><em>Kangren düşünceler bir bir sızarken zihnimden, <span style="color: #257ea8;"><strong>kayıpsız günü sıfıra taşıyorken, ne göreyim ?</strong></span></em></span></p>
<p><span style="color: #257ea8;"><em><strong>Ekside olmak yetmezmiş gibi  bir de eskideyim.</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><em><strong> </strong></em><em>Söyle bana ey <span style="color: #257ea8;"><strong>ZAMAN</strong></span> ilaç mısın yara mısın?</em></span></p>
<p><em><span style="color: #99ccff;"><span style="color: #003366;">Zamanını kendine saklar mısın?</span></span></em></p>
<p><span style="color: #003366;"><em> </em><em>Senelerin, çağların adları olduğuna göre; anların da adları olmalı …</em></span></p>
<p><span style="color: #257ea8;"><strong><em>Bu benim çeyrek anım, bildiğin a querter.. L</em><em>ast gelip, past gidiyorken size rast geldim.</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><em> </em><em>Kayıtsız nesneyi deşifre ediyorum artık o <span style="color: #257ea8;"><strong>BEN</strong></span>im.. adıma hülya desen de  sen, senin  gördüğün cisim nasıl olsa  yalımdan  desen.</em></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><em> </em><em><span style="color: #257ea8;"><strong>Hoş mu geldim, boş mu geldim,</strong> </span>karar veremedim ama,  mutlaka bildiğim <span style="color: #257ea8;"><strong>kulağımı deldirdim,</strong></span></em></span></p>
<p><em><span style="color: #99ccff;"><span style="color: #003366;">bakanın <span style="color: #257ea8;"> <strong>kendini  daha derinden görebilmesi için;</strong> </span><em>küpelerim ayna&#8230;</em></span></span></em></p>
<p><span style="color: #257ea8;"><em> </em><em> <strong>Neden </strong></em><em><strong>zaman  aynada tersine bir işleyiş gösterir?&#8230;</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #257ea8;"> <strong>Hülya YALIM</strong></span></p>
<p><a href="http://www.hulyayalim.com">www.hulyayalim.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hulyayalim.com/zimnen-zaman-alenen-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALİCE HARİKALAR DİYARINDA CİMCİKLENME</title>
		<link>http://www.hulyayalim.com/alice-harikalar-diyarinda-cimciklenme/</link>
		<comments>http://www.hulyayalim.com/alice-harikalar-diyarinda-cimciklenme/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 14:22:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>VedoOo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[alice harikalar diyarında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hulyayalim.com/?p=1096</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/>Alice Harikalar Diyarında filminin üçboyutlu muhteşem görüntüsünün etkisine kapılıp tavşanın peşine takılıp gidiyorum arkadaşlar, ancak delikten uzay boşluğuna yol alıp Alice ve şapkacının çay partisine tam dahil olacakken, filmde geçen bir replikle hayal dünyam öylesine sınırlandı ki gerçekliğe düşüverdim bir anda. Üstelik film sonrası yaptığım, &#8220;bu diyarda her yerde olduğu gibi iyilik de var kötülük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/><p><a href="http://www.birsise.com/wp-content/uploads/2010/03/1.jpeg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1953" title="alice harikalar diyarında" src="http://www.birsise.com/wp-content/uploads/2010/03/1-242x300.jpg" alt="" width="242" height="300" /></a>Alice Harikalar Diyarında filminin üçboyutlu muhteşem görüntüsünün etkisine kapılıp tavşanın peşine takılıp gidiyorum arkadaşlar, ancak delikten uzay boşluğuna yol alıp Alice ve şapkacının çay partisine tam dahil olacakken, <strong>filmde geçen bir replikle hayal dünyam öylesine sınırlandı ki gerçekliğe düşüverdim bir anda.</strong></p>
<p>Üstelik film sonrası yaptığım, &#8220;bu diyarda her yerde olduğu gibi iyilik de var kötülük de. Peki sen Harikalar Diyarı’nda yaşasan, hangi karakter olurdun?&#8221; Adlı testte Alice karakteri çıkmışken hem de.</p>
<p>Test sonucum ise aynen şöyle; Bazıları “<strong>kediyi merak öldürür</strong>” der. Eh, kimi zaman haklılar ama pek çok şeyin başında da merak yatar. Örneğin öğrenmenin. Senin oldukça meraklı bir yapın var. Meraklı olduğun kadar cesursun da. Maceralara atılmak, yeni bir şeyler keşfetmek senin en belirgin karakter özelliğin.<strong> Bu karışıma biraz da hayal gücü eklemek gerek elbette</strong>.<strong> Ama dozunu iyi ayarlamak lazım.<span id="more-1096"></span></strong></p>
<p>Gerçekliğe düşme nedenime gelince, sabah kahvaltıdan önce altı imkansız şey düşünme öğüdü.</p>
<p>Film bitti ama ben hala görsel zenginliğinin yanısıra şu meşum soruyla sabah kahvaltıdan önce imkansız şeyler düşünüp,zaten potansiyel olarak ziyadesiyle hayal gücüm yüksek olduğundan, işin içinden hala çıkamıyorum doğrusu. <strong>Ama tabi, adımın hayal demek olduğunu da hesaba katmak gerekir.</strong></p>
<p>Mesela akşam yediğim çağlaların sabah içinden çekirdekleri badem gibi değil de pinpon topu gibi çıkıyordu güya. <strong>Atları buz pateni yaparken düşledim ki artistik hareketlerde son derece başarılıydılar.<a href="http://www.birsise.com/wp-content/uploads/2010/03/2.jpeg"><img class="alignright size-medium wp-image-1954" title="ALICE IN WONDERLAND" src="http://www.birsise.com/wp-content/uploads/2010/03/2-300x166.jpg" alt="" width="300" height="166" /></a><br />
</strong><br />
Bu en fazla hayalcilik oluyor bunun biraz ötesi ise şizofreni. Anlayacağınız, <strong>kaypak zeminde narin bir çizgi bu, dikkat etmek gerekli.</strong></p>
<p>Düşünsenize bir annenin sabah kahvaltıdan önce,  &#8221;altı imkansız şeyi düşündün mü kızım&#8221; diye sorduğunu ? Bunu uygun görebilir mi her ebeveyn, hadi daha açık olalım çocuk bunu önerse saçmalamakla suçlamaz mı onu?</p>
<p><strong>Çocukların gelişmesinde en önemli yol gösterici hayal gücüdür,hayalgücü…</strong></p>
<p>Öyle yalan yanlış şeylerle , bilgi bilgi diye saçma şeylerle karıştırmayın çocukların kafalarını.</p>
<p>Sizin dersanelerde zorla almalarını beklediğiniz bilgi falan değil ;ezberdir en fazla, yoksa bütün gün playstation oynayan, msn de zaman öldüren çocuklar bilgi mi paylaşıyor sanıyorsunuz?</p>
<p>Daha sonra tabi ki böyle müdahaleci toplumda onları anlaşılmaz olarak ilan eder,kısır düşüncelere hapsolmasını eleştirir durursunuz.</p>
<p><a href="http://www.birsise.com/wp-content/uploads/2010/03/3.jpeg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1955" title="alice harikalar diyarında" src="http://www.birsise.com/wp-content/uploads/2010/03/3-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" /></a>Gerçi onlar Google amcalarına sormayı uygun görüyor amma bakın Einstein amca bile ne diyor &#8220;<strong>hayal gücü bilgiden daha önemlidir&#8221;, çünkü hayalgücü sadece yaratıcılığın uyarıcısı değil; aynı zamanda da uyum probleminde de itici güç.</strong></p>
<p>Yaa! budur işte.</p>
<p>Hayalgücü çocuğun yaratıcılığının gelişmesinde en önemli etkenken, hayal gücüne sınır çizilen aksi durumda ise yaratıcılığına ket vurulunca, merak duygusu da bir anlamda zedelenmiş olur.</p>
<p><strong>Hatta psikolojiye göre çocuğun yapmış olduğu mavi ağaç yeşil olarak, kahverengi güneş sarı olarak, sarı gök mavi olarak, düzeltilirse bile onun hayalgücünü müdahale olarak nitelendirilir ki bu da hiç önerilmeyen bir şeydir.</strong></p>
<p>Eloğlu yapınca yaratıcılık biz yapınca şizofren… Çünkü bizde yaşama karşı duruş hayalperest değil gerçekçi olmak gerekir tez elden.</p>
<p>Alice tekrar nasıl yukarı çıkacağını aklından geçirmeden tavşanın ardından kendini aşağı bırakıyor, bizim aldığımız terbiyede neredeyse &#8220;babana bile güvenme.&#8221; <strong>Değil beyaz tavşanın peşinden gitmek arkadaşın ardından gitmek bile olay.</strong><strong><a href="http://www.birsise.com/wp-content/uploads/2010/03/4.jpeg"><img class="alignright size-medium wp-image-1956" title="Mia Wasikowska" src="http://www.birsise.com/wp-content/uploads/2010/03/4-206x300.jpg" alt="" width="206" height="300" /></a></strong></p>
<p>Sanatçılar günümüzde eserlerinde yaratıcılığı etki etmek adına ya alkolden ya da uyuşturucudan yardım alıp farklı olmaya çalışıyorlar ama farklı olanı yapmak için dış etkenlere ne hacet <strong>çocukların hayalleriyle oynamayın yeter…</strong></p>
<p>Filminde Alice babasının ona verdiği taktikle rüya gördüğü zaman uyanmak için kendini cimcikliyor ama nafile, öldürmek istemediğini sıklıkla dile getirip en sonunda canavarı öldürüyor ki bu da çocukları gerektiği yerde müdahaleye zorlaması açısından kesinlikle önemli . Ya sonunda bunca yeri gezip gören <strong>Alice gerçek hayata döndüğünde ne yapıyor dersiniz ticarete atılıyor iyi mi?</strong></p>
<p>Gerçeküstü bir sanat değil de ticaret&#8230; İşte  bu kapitalizmin azizliği.. Filmde beni cimcikleyen diğer düşünce de bu oluyor zaten, <strong>işte bu yüzden artık masal anlatmıyor babalar…<br />
</strong><br />
Çünkü babaların gönlünde tavşan değil aslan yatıyor&#8230;</p>
<p><strong>Alice Harikalar Diyarında hangi karakter olduğunuzu merak ediyorsanız testteki soruları yanıtlayın</strong></p>
<p><a href="http://testyourself.tr.msn.com/cocuk/harikalardiyarinda/Test.aspx">http://testyourself.tr.msn.com/cocuk/harikalardiyarinda/Test.aspx</a></p>
<p><strong>Hülya YALIM</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.hulyayalim.com/">www.hulyayalim.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hulyayalim.com/alice-harikalar-diyarinda-cimciklenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ECCO FEMİNEUS (işte kadın)</title>
		<link>http://www.hulyayalim.com/eco-feminecusiste-kadin/</link>
		<comments>http://www.hulyayalim.com/eco-feminecusiste-kadin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 10:10:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Yalım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[dişi kadın]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[eco feminecus]]></category>
		<category><![CDATA[eco homo]]></category>
		<category><![CDATA[erkek gibi kadın...]]></category>
		<category><![CDATA[female]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı kadın]]></category>
		<category><![CDATA[male]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hulyayalim.com/?p=1059</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/>    Erkek egemen bir toplumda, kendini var edebilmek için, ne yapmadı ki kadın? Çok becerikli olmak zorundaydı,yetilerinin üstünde; ondan beklenen tüm vazifeleri yerine getirmek için, gücünün üstünde çalıştı. Fiziksel olarak zayıflığının arkasına hiç sığınmadan, tüm hoyrat ortamlarda bulunarak, başa baş çalıştı,yardımcı olmak bir yana sırtladı eşini efendisini ,bu nedenle &#8220; kadın kadınlığını bilmeli&#8221; sözünü bir dustur olarak hiçbir zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2009/11/rsz_favicon.jpg" width="57" height="37" alt="" title="Köşe Yazısı" /><br/><p><a rel="attachment wp-att-1060" href="http://www.hulyayalim.com/eco-feminecusiste-kadin/eco-feminecus-iste-kadin/"><img class="alignright size-medium wp-image-1060" title="eco feminecus (iste kadin)" src="http://www.hulyayalim.com/wp-content/uploads/2010/03/eco-feminecus-iste-kadin-300x300.jpg" alt="" width="250" height="263" /></a></p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;">Erkek egemen bir toplumda, kendini var edebilmek için, <strong>ne yapmadı ki kadın?</strong> Çok becerikli olmak zorundaydı,yetilerinin üstünde; ondan beklenen tüm vazifeleri yerine getirmek için, gücünün üstünde çalıştı.<br />
<span id="more-1059"></span><br />
<strong>Fiziksel olarak zayıflığının</strong> arkasına hiç sığınmadan, tüm hoyrat ortamlarda bulunarak, başa baş çalıştı,yardımcı olmak bir yana <strong>sırtladı eşini efendisini</strong> ,bu nedenle <strong>&#8220; kadın kadınlığını bilmeli&#8221;</strong> sözünü bir dustur olarak hiçbir zaman kabul etmedi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Hamur da yoğurdu, çocuk da doğurdu,</strong> bunun yanı sıra, ahırda, tarlada,bağda, bahçede de neredeyse bir ırgat gibi çalışmaktan geri durmadı.</p>
<p style="text-align: left;">Böyle zamanlarda <strong>&#8220;kadın kadınlığı bilmeli &#8220;</strong>sözünü söyleyen sanki kendileri değilmiş gibi erkeklerin <strong>,&#8221;erkek gibi kadın&#8221;</strong>  dedikleri kadın rolüne bürünmekde de gecikmedi kadın.</p>
<p style="text-align: left;">Kadınlar, erkeklerin <strong>bu tutarsızlıklarına itiraz etmedikçe,</strong> yerine, yöresine göre ve çıkarcı ve keyfi tutumlar içinde ona biçilen giysilerle, <strong>kadın, kılıktan kılığa girmeye</strong> devam etti.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Kadının sırtından sopasını karnından sıpasını eksik etmeyecen”</strong> diyen ise  bir başka erkek; babası ,atasıydı.Onu cehaletle, yobazlıkla, suçlayamazdı. <strong>Karşı çıkmanın bedeli ağırdı. </strong></p>
<p style="text-align: left;">Hem zaten <strong>&#8220;eksik etekti&#8221;, &#8220;elinin hamuruyla erkek işine karışma&#8221;</strong>malıydı.</p>
<p style="text-align: left;">İstemediği adamla zorla evlendirilse bile, <strong>kadın affediciydi</strong>, eşi onu aldatsa da, sonuçta <strong>elinin kiriydi</strong>. Başına <strong>kuma</strong> getirse,ne güzel tüm ağır işler bölüşülecekti, yani <strong>her şey onun içindi.</strong> Maazallah onun gönlü birine kaysa; <strong>münkirdi ,kafirdi, fahişeydi.</strong> Üstelik, eşinin gittiği kişinin<strong> hemcinsi olduğu çok önemli değildi.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Kaç kardeş oldukları sorulduğunda, <strong>kayda değer olan sadece erkeklerdi. </strong>Ayrıca <strong>&#8220;saçı uzun aklı kısa&#8221;</strong> olduklarından ve dini hüküm gereği,mahkemede <strong>ancak iki kadın olduklarında şahitlikleri kabul edilirdi</strong>. Mirastan alacakları da mahrum edilmemişlerse eğer; <strong>ikiye birdi.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bu çileli dönemde kadın haklarını savunmak bir yana; kadının insanlığını kabul ettirmek meseleydi.</p>
<p style="text-align: left;">Her ne kadar<strong> kapalılığı ve dişiliği</strong> ile sürekli anılmak istense de,e<strong>konomik özgürlüğünü kazanmak</strong> ve <strong>sosyal güvence</strong> hakkına sahip olmak için, kadın şimdi ; <strong>en alt kademeden,en üst kademeye</strong> her işte çalışıyor. Üstelik eski görevlerine yenilerini ekleyerek.</p>
<p style="text-align: left;">Kadın; <strong>profösör de olsa ,ülkeyi de yönetse, </strong><strong>doktor,avukat,mühendis, </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>öğretmen,gazeteci, emekçi,hizmetçi, yazar</strong> da olsa evden sorumlu <strong>içişleri bakanı</strong> .</p>
<p style="text-align: left;">Kadın artık<strong> hallaç pamuğu </strong>gibi çalışıp, <strong>Pamukprenses </strong>gibi kaderine razı olmuyor, kimseye bağımlı olmadan yaşamak adına verdiği mücadelede, zaman zaman iddalı da&#8230;</p>
<p style="text-align: left;">Örneğin gerçek prensini bulana dek, birkaç kaç<strong> kurbağa öpmekte</strong> beis görmüyor, saat on ikiden sonra <strong>arabasının balkabağına</strong> dönüşmeyeceğine emin.Yalancı aynalara bakıp bakıp, <strong>“söyle bana kim daha güzel”</strong>i çoktan geçmiş durumda,estetikle bu işi halletmesi de zor olmuyor artık.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>&#8220;Neden kabullendiği&#8221;</strong> sorusuna, <strong>&#8220;öyle öğretildiğinden&#8221;</strong> dem vururken, çocuklarını<strong> özgüvenle</strong> yetiştirmeye özen gösteriyor.</p>
<p style="text-align: left;">Bazısı fazlasıyla <strong>erkeksi tavır</strong> içinde olsa da, hamur yoğurmayı, <strong>kariyer yapmak</strong> olarak geliştirse de, <strong>çocuk yapmaktan</strong> asla vazgeçmiyor.</p>
<p style="text-align: left;">Hayallerinin peşinde koşan kadın, <strong>sporda, sanatta</strong> çok güzel işlere imza atarken,diğer yandan; <strong>tek başına yaşayıp tek taşını kendi alıyor. </strong>Uzmanların zamanla mümkün olacağını söylediği ,<strong>kendi başına çocuk yapma</strong> düşüncesini sabırsızlıkla bekliyor.</p>
<p style="text-align: left;">Her ne kadar çocukları, annelerinin onlar için susmasını kabul etmeyip,  <strong>&#8220;kendini ezdirme bizim için susma anne&#8221;</strong> dese de; sessiz kalmayı tercih edip, eşini terk etmeyen kadınların sayısı hala çok fazla.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Doğum, lohusa, süt izni</strong> derken, işinden değil;depresif durumlardan ötürü kadın, dünyadan kopuyor adeta.<br />
Ve &#8220;nerde kalmıştık&#8221; deyip, <strong>hayatına bir virgül</strong> atıp, <strong>kendi kanadını kendisi kırdığı gibi,</strong>yine kendi onarabiliyor da.</p>
<p style="text-align: left;">Demem o ki; kadın belki de hala kırılgan,duygusal ve fedakar, ancak; gücünün üstünde<strong> değil, programlanmış biyonik bir robot gibi </strong>çalışıyor artık, sadece <strong>çocuk değil; fikir de üretiyor sanatta.</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Üstünlük değil eşitlik isterken;</strong> sevdiği adam uğruna yıllarca ömrünü verdiği kariyerinden, aşkı uğruna vazgeçip sıradan <strong>ev kadını olmayı</strong> kabul edebiliyor hala,ancak; <strong>erkekleri de büyüten</strong> o olduğu için, <strong>erkeksiz bir dünya</strong> düşlemiyor asla.</p>
<p style="text-align: left;">İsteklerinde, <strong>aşk, çocuk gibi  standart sapmalar</strong> yaşadığından, <strong>ne olmak istediğini ertelese de</strong> sürekli, yukarda sözünü ettiğimiz <strong>tarihsel deneyimle,</strong> en azından <strong>ne olmamak istediğini</strong> artık iyi biliyor.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kadın kadın olmak istiyor.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bunun için <strong>Nietzcshe</strong> &#8216;nin dediği gibi <strong>&#8220;kadını kadın içinde özgür bırakmak&#8221;</strong> gerekiyor.</p>
<p style="text-align: left;">Dünya kadınlar günü kutlu olsun.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Hülya YALIM</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://www.hulyayalim.com">www.hulyayalim.com</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hulyayalim.com/eco-feminecusiste-kadin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
