Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce

Ramazanın gelişiyle bir ay da olsa zengin ile yoksulun arasındaki dengelerin kapanması beklenirken; aradaki farkın fark olmaktan çok, kocaman bir gedik olduğunu malesef bu yıl yeniden öğrenmiş bulunuyoruz

Beş yıldızlı bir otelde verilen iftar yemeğinde, bir kişinin yemek masrafının koca iftar çadırına eş değer olduğu bilgisine artık şaşırmıyoruz bile. Hal böyle olunca, verilen bilgilerin uçurumun büyüdüğünü görmekten öteye gitmediğini acı da olsa kabul etmek gerekiyor.

Şüphesiz ki; ramazan ayından beklentilerimiz sadece sene boyu sıcak bir aşa hasret kalan yoksulların bir aylık beyliği sonucu karnını doyurması veya dinle bütünleşme tövbe ve istiğfarla sınırlı olmasa gerek.

Elbette doğal ihtiyaçların, manevi ihtiyaçlarla giderilmesi açısından yoğun çabanın sarf edildiği bu ayda, gerek toplumsal açıdan, gerekse kişisel açıdan en iyiyi ve en doğruyu aramada ehil sahibi kişilere, yerinde sorular sorarak aydınlanma beklentimiz de var.

Bu durumda, ister istemez farklı fikirlerle; farklı figürlerlerle, hakikati arama yolculuğuna çıkıyoruz. Ancak çoğunlukla bu yolculuklarda bilmem farkında mısınız aslında bizi kendi bilinç durumumuzla baş başa bırakıyorlar.

Her ne kadar bu sene Ramazan fügürlerinden siyasete ve magazine bir iki kayıp versek de; her ramazan olduğu gibi bu seneye de hocalar ve halk tarafından onlara sorular,tüm haberleri geride bırakıp başı çekmeye devam ediyor.

Hafızadan anladığımız sadece gayri safi milli hafıza olduğundan dolayı mı dersiniz, hafızası olmayan toplum olduğumuzdan mı bilmem soru üretmeyen halkın nasıl oluyorsa işte hocası çok olunca bu hocaların değerlendirmeleri bitmek bilmiyor.

Öyle ki, bazı sorular var ki muhatabı Erman hoca mı? Nasrettin hoca mı olmalı, yoksa Haydar Dümen hoca mı tartışılır. Dedik ya; bir hocayı siyasete (Yaşar Nuri Öztürk ), diğerini (Zekeriya Beyaz) hocayı magazine kaptırdık diye.Ama hiç sorun değil bu ay herkes bir Müslüman bir Müslüman ki … İftar sofralarından Bülent Ersoy hocaya, Kibariye hocaya , daha olmadı Armağan hocaya bağlanıp bilgi alabiliriz.

Şaka bir yana, geçen sene tavan yapan Nihat Hatipoğlu eski gücünde olmasa da samimi ve tiyatral tavrı göze de kulağa da hoş geliyor. Bayraktar Bayraklı ve Bekir Karağa gibi hocaların yıldızı parlıyor. Belli ki toplum gittikçe iyiyle kötüyü birbirinden ayırarak bilgi edinme hakkını doğru yerlerde arıyor. Yani bir ay boyunca o kanal senin bu kanal senin dolaşan mahlukatlardan zihnimiz gittikçe arınacak demek oluyor bu da.

Ramazan ayının yaz mevsimine gelmesiyle ilintili, suya girmek,bikinili görmek gibi sorular akıldan yoksun insanların zekasına hitap edercesine hiç mi hiç gelişmeden hatta güncelleşmeden öylece dururken,diğer soruların ise sorulma şeklinin değişmesini değişim olarak saymazsanız  eğer,aynen bıraktığınız yerden devam ediyor.Öpüşmek,sakız çiğnemek, küfür etmek, cinsel ilişkiye girmek,iğne yapmak,göze damla sürmek,kan vermek,diş çektirmek,ruj sürmek?..gibi?

Ramazandan memnun musunuz? ?sorusuna Nasrettin hocanın ?evet nasıl memnun olmam, bereketiyle sofralar dolarken, ibadetleriyle ruhlar kötülüklerden arınıyor ayrıca fakirlerin karnı doyuyor ne güzel? diye cevap verir. Bu sefer hocayı katakulliye getirmek isteyen ahalinin ?peki hocam peki Ramazan bizden mennun mu dersin??sorusuna hocanın cevabı basittir ?memnun ki her sene tekrar geliyor.?

Ne olur ramazanın her sene gelişini bizden memnun olduğundan sanıpta her sene farklı hocalarla aynı sorularla karşılamayı bırakalım artık?

Onca sözden sonra sözünü ettiğim yeni sorulara öncülük etmem gerek değil mi? Peki size bir mahya ışığı yaksın Hülya? “Tükürdüğünü yalamak” başka bir değişle “sözünü yemek” orucu bozar mı bu sorulara yanıt verecek bir hoca var mı acaba?

Hülya YALIM

www.hulyayalim.com

10 yorum yazıldı

  1. İsa diyor ki:

    Öncelikle adımın önüne Hz. Ekini koymaktan vazgeçmiş olmanız beni sevindirmiştir. Bu sıfatı adımın önünden kaldırmış olmanıza sevinim.

    Lütfen! Düşünün vede gülümseyin; Gil(Man) ŞAH tan sonra ikinici bir uhrevi kişiyi bu site kaldıramazdı ve de kimbilir bir filozofun sitesinde uhreviler bastı derler ve hakkımızda olur olmaz dedikodularçıkarırlardı nede olsa bu alem sanal alem dostuda var düşmanıda.Biricik Gil(Man) ŞAH ımız sanırım tüm bir siteye yetiyor. Derin ahiret kişiliğinize bilginize ve kendinize olan bu hayranlığınıza inanın hayran kalıyorum ve çok şaşırtıcı şeyler öğreniyorum.Tebesümler edemeden gecemiyorum.Tebesümlerimede sakın darılmayın!

    İLAHİ Gil(Man) ŞAH! DİYORUM! üstelik bu kez yanaklarımdan da vaz geçmiş olmanıza sevinmedim desem yalan olur; çünkü yaralanan ruhumun yaralarıyla beslendiğimden damarlarımda ısırgan otunun görünmez dikenlerini dolaşıyor olmasından sadece size değil hiç kimseye dokunamam; dokundurmam.Yanaklarımdan yana terçih yapmamanız genel ruh sağlığımız açısından en mükemel tercih. Tercihini ve tavrını sevgi oklarını göndererek koymuş olmanız belkide sizin uhrevi kişiliğinizin kanıtıdır diyorum. Bendenizde ZAT-I MUHTEREM Gil(Man) ŞAH şahsiyetinize o değerli sevginizin oklarını heybemde bolca bulunan çok sevidiğim kır çiçeklerine başkalaştırarak kökleriyle yolluyorum; lütfen onları susuz vede ışıksız bırakmayınız.Vede onları doğru adreslere ekin.

    Gil(Man) ŞAH ve MAT!!! Derdim yoktur demiştim.Satrançta şahı istediğinizde şah!!! çekilir.Eğer şah etkisiz hale getirilmişse yani oyun kazanılmışsa Şah ve Mat!denilir anımsatırım.Demem oydu ki bu bir atışma savaşı veya benzeri bir oyuna sizinle asla girişmem hadim değil çünkü oyunlar da bile gerçeklik vardır.

    ??Gılmanlara şah çekip mat olmak değildir..?? diyerek belkide; beni mat ettğinizi düşünmeniz sadece keyiflenmeme neden olmuştur. Söz bu arada yenmek ve yenilmekten açılmışken yenilemekten neden daha çok keyif aldığımı sizinde yaptığınız gibi birkaç veciz değişle kolajlama gereğini duyurum dilerim bu bağlamda beni daha iyi anlarsınız.

    Yenilmeyi bileni yenmek zordur! Kişi düşmanınıöğretmenine cevirdiği oranda yenilmez.
    Ne kadar çok yenerse o kadar yenilmez kılar; ne kadar çok yenilirsen o kadar yenilmez olursun.

    Unutmaki Gil(Man) ŞAH! yenileceksin ki yenebilesin.Dolayısıyla yenilmeyi bilmeyeni kolay yenersin.Çünkü Gil(Man) ŞAH!henüz yenilmemiş biri için yenilgi yakın demektir.Kısacası yenilmeyi bileni ise yenmek gerçekten zordur!

    Yenilmeyeni bilmeyenle mümkünse savaşma; Çünkü savaşırsan sana bildiğini öğretecektir.

    Başkalarını yenen güçlüdür!!! Oysa ki bunu bilki kendini yenebilen egemendir;kendini yenmek yenilmez olmanın doruğudur. Şimdi tüm içtenliğimle baksana baksana! diyerek :-) ve :-) okuyan herkese ve Gil(Man) ŞAHA! Soruyorum: Kendini yenebilen bir insanı bir başkası yenebilir mi?

    ??Lao?? dan bir soru önermesi Gil(Man) ŞAHA vede :-) ve :-) ! :??Zayıf yener güçlüyü?? Ama zayıf güçlüyü yendiğinde ne olacak? Zayıf güçlümü olacak? Buda başka bir tekerür olmuyormu?

    Tüm bunları diyerek: Gönderdiğiniz sevgi oklarınızın neden kökleriyle kırçiçeklerine başkalaştırarak size armağan olarakta gönderdiğimi açıklamayada çalıştım.

    Düşün bahçesi?in tüm sakinlerine ve Gil(Man) ŞAH?A tüm ictenliğimle gülümsemeli bayramlar vede başkalaşımlar dilerim.

    Saygılarımla?

  2. Gilman diyor ki:

    ?Bir bilgin, ağırbaşlı değilse saygınlığı yoktur ve onun öğrenimi de istikrarsızlıktır. Onun en değerli ilkeleri, dürüstlük ve samimiyet olmalıdır. Kendisini dostlarından değerli görmemelidir. Hata yaptığı zaman, onu değiştirmekte hiç tereddüt etmemelidir? der Konfüçyüs?

    Ve Descartes doğruyu aramakla ilgili şu veciz sözü miras bırakır; ?Hiçbir şey bizi, DOĞRUYU ARAMANIN DÜZ YOLUNDAN, incelemelerimizi bu genel gayeye doğru değil de, ÖZEL GAYELERE doğru yöneltmek kadar uzaklaştıramaz.?

    Ve ben derim ki; doğru olan her zaman haklı olandır. Elbette ki, Sevgili İsa senin de doğruların kendine göre haklılığın vardır. Ama başkalarının da doğruları ve haklılık durumlarının olabileceğini hiçbir zaman gözardı etmemeliyiz. Kendi bahçesinden başka bahçeleri görmeyenler, kendi bahçelerini bazen koca bir orman gibi görmelerini tabi anlayışla karşılamak gerekir? Mevlana?nın dediği gibi; ?Gel, gel, gel, ne olursan yine gel. Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Yüzbin kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel??

    Tabi ki, başkalarının sözcüklerden oluşan acı oklarına karşı tahammüllü olmak erdemini göstermek durumundayız. Madem yazı yazıyor ve bir şeyler söylüyorsak, Sadi Şirâzî?nin; ?Ya gülden ayrı yaşamalı, yahut dikenin acılarını hoş görmeli..?yiz..
    Dediğin gibi Sevgili İsa, Gılmanlara şah çekip mat olmak değildir buradaki muhabbet. ?Adam, yenilmekle marifetli olur; yanılmakla alim.? Diyen atalarımızın bu deyişini; ?Yenilgi, eğitimden başka bir şey değildir.? Diyen Wendell Philips?in sözü taçlandırır ve sohbetimizi hem faydaya hem de tatlıya bağlar.

    Selam ve Saygılar?

  3. İsa diyor ki:

    Yorumunuza sadece bir konuda parentez açarak örneklemenizin yanlış olduğunu belirtmeye çalıştım. Onun dışında yaşanan din bezirganlığına bağlı olarak sadaka kültürü ve bunun toplumdaki yansımaları konusunda ki toplumsal ve siyasal sömürü tespitlerinize kesin olarak katılıyorum, ve de bu konudaki tespitlerinizin örneklerini yakın çevremde acılarını gözlemliyorum. Kısacası bu tespite diyebileceğim hiçbir şeyim olmadığı gibi hayranlık duyuyorum, bu konuda sizinle aynı görüşte olmayanının insanlığından da şüphe duyarım. Bunu bir önceki yorumunuzla ilgili yorumumda belirtmediğim için özür diliyorum.

    Bir de bana hemencecik uhrevi bir sıfat bulmuşsunuz. Adımın önüne Hz. Eklemişsiniz. Benim böyle bir idiam olamıştır.Yine de teşekürler ederim. Bu sizin uhrevi sıfat düşkünlüğünüze bağlıyarak sizi anlıyorum. Dene olsa Gil(Man) ŞAH! sınız diyorum. Öpücük konusuna gelince tüm içenliğimle tebesüm ediyorum.Çünkü sizi malesef bir Huri olarak görmüyorum! Nede olsa siz bir Gil(Man) ŞAH sınız değil mi?.Ona da teşekür.Üstelik kendiniz yakışıklı endamlı da gördünğünüzü belirtmişsiniz. Öpücükleriniz dilerim ki doğru adresleri bulur. Gülümsemeni tercih ederim.Çünkü baksana baksana! ? ve ? ?.tüm içtenliğimle gülümsüyorum ..

    Tüm bunları derken site yöneticisi olan filozofumuzdan vede tüm site okuyucularından (bu arada sizde dailsiniz Gil(Man) ŞAH!) bağışlamasını; bu göndermeyi sadece kendime yaparak diliyorum.

    özdemir asafın 2 dizesi var;;

    “Kendi bahçesinde dal olamayanın biri
    Girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor.”

    Belki bu güzelim düşün bahçesinde ağaçlık taslamışsam hadim olmayaraktır .Gil(Man) ŞAH ve MAT!!! diye bir derdim yoktur.Vede Sucu lisan ettimse af ola ?

    Saygılarımla?.

  4. Gilman diyor ki:

    Derin bilginizden elbette istifade etmek ve gerçekten yanlış örneklemeden kaynaklanan cehalet-i garramı örtmek için kelime oyunlarına girmeyeceğim…

    Amma, şunu anlayabilmiş olmanızı dilerdim… Ben diyorum ki; “Ey -Nurişvari- yazı yazan veya yazacak olanlar… şahit olduğunuz bir gerçek var. Biri, ötekini yatırmış boğazlıyor!.. Yani boğazını kesiyor ve cinayet göz göre göre işleniyor… Şimdi bu cinayete ve cinayetlere şahit olan kişi ne demeli? “Ya bu boğazı kesilen adamın saçları ne güzzel miş mi? demeli yoksa, “yetişin adam boğazlıyorlar… katil vaaaarrrr mı? demeli!…

    Elbette embriyo veya yetişme çağına (ergen) varıncaya kadar sadece insanlar değil, tüm canlıların da sekis hayatlarının olmayacağını belki de ilk mektepte okuyuvermiştik… Benim yazımdaki bu örnekleme absurt bir benzetme veya çarpık bir abartma idi… Nurişvari yazma mantığının sefilliğini vurgulama adına…

    Ama, bir sürü yorum yapmış zahmete girmişsin Hz. İsa… Nerden eğitim aldın… Seni eğitenleri kutluyorum… Üç satırlık yazımın verdiği mesajı kavrayamadığın için… Veya bana hocalık eden Türkiye’nin en meşhur hocalarını kınıyorum ki, bana söylemek istediğimi HERKESİN ANLAYABİLECEĞİ bir şekilde yazma becerisini kazandırmadıkları için…

    İsacığım, bu gidişle… Yanağını bir kez öpenlere sakın diğer yanağını çevirip öptürme!… Bence çok öpülmekten hoşlanacağını sanmıyorum, öyle sanıyorum ama yine de sen bilirsin…
    Sevgi ve Saygılar

  5. İsa diyor ki:

    Bir çok yazıda bir çok yorumunuzu beğeni ve keyifle okumuşumdur. Ama bu son yazıya yazdığınız yorumlar hariç. Bu son yorumularınıza dair çok şey söylenebir aslında ama ben sadece bir kaç noktaya değinecem dilerim yazdıklarım sizi olumlu yönde başkalaştırır.

    ??kelebeklerin kıçlarındaki muhteşem renklerin güzelliğinden? tırtılların neden sex hayatının olmadığından? güneşin bugün daha güzel doğduğundan? ve hayatın ne kadar pembemsi bir güzelliğe sahip olduğundan??diye yazarken kelebeklerin kıçlarındaki renklere değinmişsiniz o renklerin o şekilde muhteşem olmalarının nedeni türlerinin devamlılığı için üreme ve yaşama şanslarını artırmak için gerçekleştirdikleri adaptasyonlardır. Gelelim tırtıların sex yaşamlarına tırtıl hali kelebeklerin başkalaşım süreclerindeki embriyonal dönemdir ve hiçbir canlı emriyonal dönemde üreme davranışını gerçekleştirmez. Bir şekilde toplumsal geçekliği ön plana çıkarırken veya örneklerken lütfen dikkatli olunuz. Ve şunu bilin ki başkalaşımdan yani metamorfozdan öğreneceklerimiz mutlaka vardır. Bu tırtıl veya kelebek bile olsa.

    Gilman bey bunları yazarken yeryüzündeki güzelikleri red ediyor ve küçümsüyorsunuz. Sizinde çok iyi bildiğiniz gibi tüm bunlar hayatın birer parçası doğanın ve / veya yaratanın insanlara ve bilime sunduğu ilham kaynakları. Tüm bir yaşamı gerçek anlamda kuçaklamayan vede anlayamayan ; ne toplumsal açlığı nede toplumsal çelişkileri anlar.Hep bir tarafı eksik kalır tıpki yorumlarınızda olduğu gibi. Oysaki toplumsal diyalektiği anlamak öncelikle doğayı kendi felsefesiyle; tüm bir yaşamın sunduklarını anlamaktan ve bilime aktarımasından geçer. Ve yeryüzündeki cennet kırıntılarını göremeyenler ne kadar idia ederse etsinler inandıkları cennet ehli idaları hep havada kalır. Saygılarımla .. :-) ve :-) ?

  6. Gilman diyor ki:

    Sevgili Yazar,
    Değerli okumuş bilge kişi?

    Ben zat-ı âlinize; ?Nurişvari davranmadan, suya sabuna dokunmadan sefil zihniyetin ?Ramazan İftar Çadırları? rezaletini yazın? derken, cümlenin başında, (tekrar okuma zahmetine katlanmanızı rica ediyorum) ?şimdi de? ifadesini kullanmışım?

    Yoksa, elbette, şüphesiz, haşa ve tekrar sümme haşa!..
    Yazılarınızı başından beri takib ediyor ve acizane, fakirane, garibane yorumluyorum?
    Şu ana kadar okuduğum yazılarınızda ?vikingler? ile ilgili olan yazınız hariç, olumsuz görüş bildirmedim.

    ?Nurişvari? yazmayınız derken şunu ifade etmeye çalıştım; ?Dünyanın değişik yerlerinde kıyametler koparken, Hristiyan Coniler Ortadoğu ve Asya ülkeleri başta olmak üzere istedikleri yerlere girip namusları pay-i mal ederken, canları harcarken, ?kelebeklerin kıçlarındaki muhteşem renklerin güzelliğinden? tırtılların neden sex hayatının olmadığından? güneşin bugün daha güzel doğduğundan? ve hayatın ne kadar pembemsi bir güzelliğe sahip olduğundan?? dem vuran çılgın ve sapkın anlayışın suyasabuna dokunmayan tarafından sakın yazmayın! Ve yazdığınız yazıların sonunda; ?N?allahım!… n?kadar mutluyum? çok mes?udum?ülkemi, kanunlarımı, köktendinciliğimi ve kökten sapkın laikçiliğimi çooookk seviyorum?.? Türünde abuk sabuk yazılar sakın yazmayın?haaaa? demeye getiriyorum? Amma, zaten bunları asla yazmayacağınızı biliyorum? Gayem, rezil ve sefil Allah ile, İslam ile ve dini duygular ile profesyonelce aldatmayı meslek edinmiş bildik idareci denilen pisliklerin, halka reva gördükleri ve alıştırdıkları DİLENCİLİK kültürünü tüm acımasızlığı ve gerçekliğiyle HER ZAMANKİNDEN DAHA SERT bir şekilde vurgulamanızı arzu etmekti.

    ?Gılman? ismine gelince; Eksik kullanmışsınız. Ben Gılman değilim. GILMANŞAH?ım. Gılmanların şahıyım. Yakışıklıyım, endamlıyım, akıllıyım? Allah?ın özenle yarattığı ve maddi manevi güzelliklerle techizatlandırdığı varlıkların en iyisiyim. Yani Gılmanşah?ım. Dünya?da, Öte tarafta da insanlara iyilik yapacağım. Ben buyum, böyle programlanmışım. İstesemde kötülük yapamam. Çünkü ben Gılmanşahım. Ne mutlu Cennet ehline!…
    Selam ve Sevgiler
    GILMANŞAH

  7. A.DEMİR diyor ki:

    ????.ÜZÜLÜYORUM???????..

    Tükürüğünü yalamış dile ÜZÜLÜYORUM???.

    Karıncanın ezdiği file ÜZÜLÜYORUM?????.

    Anaların yandığı güne ÜZÜLÜYORUM????..

    Düne rehberlik eden bugüne ÜZÜLÜYORUM???

    Görmeyeni görmeyen göze ÜZÜLÜYORUM??????

    Yalana teslim olmuş gerçeğe ÜZÜLÜYORUM?????.

    Pervasıza pir olan dine ÜZÜLÜYORUM?????

    Benliğine şirk koşan bencile ÜZÜLÜYORUM????

    Kargadan yol öğrenen bülbüle ÜZÜLÜYORUM???

    Üzüldükçe uz olan kendime ÜZÜLÜYORUM????.

    Ağlanacak halimize,, üzülemediğime ÜZÜLÜYORUM???..

    SEVGİLERİMLE

    ALİ DEMİR

  8. Hülya Yalım diyor ki:

    Yazıyı beğendiğinizi söyleyip daha sonra, ? Ne şiş yansın ne kebap! Demeyin lütfen? Kıyemat koparken! ?fasulyenin nimetlerini uzun uzun anlatan!…? Nurişvari davranmadan yazın lütfen? demişsiniz.
    Yorumunuza istinaden soruyorum size suya sabuna dokunmak nasıl bir durumdur sizin için Gilman bey?

    Cumhurbaşkanlığı seçimini Güllerin Savaşı ve Gül, Türk toplumunu anlatan Etkiye Tepki Değil Tepkiye Etki ya da Eylemsizlik ilkesi, Emin Çölaşan?ın gazeteden atılma olayını Medyum Medya Nereye Koşuyor,

    Türban meselesine değindiğim Asri Sorun Hortlayan Problem,direnişe çağrı niteliğinde Sivil İtaatsizlik Ütopyası,1MayısdaTaksime Prince Giderken Eldeki Karanfilden Olan İşçiler.

    Vatikanın günah sayısını yaptığı ekleri eleştiren Günah Güncelleme Enstitüsü RTÜK?ün yasaklarını eleştiren Görüntü Mozaik Şarkılar Bİp Bip, Hrant Dink?in öldürülme olayını ise Hepimiz Fransısız, Kürt Türk halkının kardeşliğini Ver Elini Kürt Kızı Eftelya,

    Ergenekonu farklı bir dille ele alan Kuşdili Ve Edebiyatı gibi nice suyu sabunu aşan yazılar yazdığımı sayenizde gözden geçirmiş oldum.

    İşin ilginÇ yanı ne biliyor musunuz?Çoğuna zatialinizin yorum yapması.Üstelik gerçekliği dahi olmayan bir isimle: Gilman.Yanılmıyorsam dünyada iffetiyle yaşayan kadınlara cennette vaat edilen erkek demek değil mi Gilman?

    Öyle cennetten konuşmak kolay buyurun gerçek kimliğinizle yorumlar yapın da dilerseniz suya sabuna dokunmayın.

    SAYGILARIMLA..

    Hülya YALIM

  9. Gilman diyor ki:

    Sevgili Yazar,
    ?Ramazan Hocaları?nı ve bu mantar gibi ortaya çıkan Haydar Dümen yorumlu, Zekeriya Beyaz görünümlü sapkın tv showmenlerini YÜCE! Halkımız ayıklamaya ve seçmeye başlamış olduğunu yazmışsınız.
    Hatipoğlu Hoca Efendi Hazretlerinin bu seçmenler ve ayıklayıcılar tarafından EN SAMİMİ! Showmen Hoca seçilince tabiki raytingi de tavan yaptı ve bu tavan O?na program başına 20 bin kayme? pardon ytl elinin kiri hak edişi almasına sebep oldu!… Oldu da ne Oldu!… Meşhur mason Sülo?nun deyişiyle EYİ Mİ OLDU?..
    Aynı tas, aynı hamam? Bu halkı eğitmek, üç buçuk cukkacı Haydar Dümenciye kalmadı, kalmayacak ve kalamayacak? CEHALETİ din edimşi bu milleti ADAM gibi aynî ve ilmî bir şekilde çekirdekten eğitip İNSAN haline getirmedikçe; ?Hocam kıçıma kazara dokunsam orucum sakatlanır mı?? sorusunu daha çooookkkk duyar ve biz de o malum yerimizle dahaaa çok güleriz? (ağlanacak ahmakça halkın haline?)
    Sayın Yazar, Ramazan Hokkabaz Hocalarını (hokkabaz diyorum çünkü bu hocaların tamamı Kurani gerçekleri söylemezler ve söylemeye cesaret edemezler?) ve halkımız muhteşem soru dağarcığını sorguladınız!..

    Bu yazınızı çok beğenerek okudum. Gerçekten başarılı ve tespitleri isabetli operasyonel bir anlatım olmuş. Kutluyorum.

    Sizden ricam, şimdi de şu iftar çadırları denilen, insanları köleleştiren, aşağılayan, sadaka dileten, sürekli birileri tarafından alçakça besletilen rezillik ve sefillik abidelerini ve mucitlerini ele alınız! İnsanları onursuzca yaşamaya yavaş yavaş alıştıran ve koca ülke insanlarını sokaklarda kedi köpek gibi besleyerek! Ramazanla, Dinle, İnsanlıkla alakası olmayan ?Allah ile, İslam ile, Din ile ve Kutsal bilinen manevi dinamiklerle?? aldatan ve bu aldatmayı profesyonelce uygulayan aşağılık zihniyet hakkında ne diyeceksiniz.
    Suya sabuna dokunun lütfen! Ne şiş yansın ne kebap! Demeyin lütfen? Kıyemat koparken! ?fasulyenin nimetlerini uzun uzun anlatan!…? nurişvari davranmadan yazın lütfen!
    Selamlar.

  10. isa diyor ki:

    Oruç tutmayı ?tutma? fiilinden yola çıkmış olacam ki; çok küçüken daha beş yaşlarındayken şöyle hatırlarım:
    Annem ve babam oruç diye bir şey var onu tutmaya yani yakalamaya giderler; belkide bir av hayvanı diye. Sofrada tutulan bu zavalı hayvanı yiyiyoruz diye düşünürdüm ve üzülürdüm.

    Ve hala şimdilerde bile oruç tutmak çocukluğuma taşır buruklaşırım. Sanırım oruçtan ne anladığımız önemli.. (?sözünü yemek? çinsinden bile olsa)

Yorumun ne olacak?