Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce

İçinde bulunduğumuz dünyayı ve toplumsal ilişkiler bütünü anlamak için, tarih boyu çeşitli kavramlar ön plana çıktı.

Yaşamın içinde yer alıp bir şekilde üretimde bulunan hemen herkes başta kendini oluşturmak adına,  bazen fikriyle bazen zikriyle bu kavramların içinde yer aldı ister istemez.

 

Geçmişten günümüze dek gündelik hayatın en sıradan ortamları  bile  çağın oluşturduğu kavramsal  güç tarafından belirlenmekte. Gelecekte de böyle olacağı yüksek olası.

Modern dünyada ön plana çıkan bilgi ve değişim kavramları ilerlemede çağı belli bir sürede temsil edip taşıdı, ancak; süreç içerisinde bu kavramlar bir şekilde yetersiz kaldığı gibi, zaman zaman da karışıklık yarattı.

Örneğin bilgi- bilgi olmayandan ayrıştıkça o kadar küçüldü ki; neredeyse bilimsel bilginin içine gömülmek üzere.

Değişim ise, çürümenin bir değişim olduğu göz önünde bulundurulduğundan, zamanla  gelişim olmayan değişim, değişim sayılmamaya başladı.

Artık yeniyi ve farklıyı oluşturmak yeni kavramlar üretmek için yaratıcılık gerekli.

Çünkü yaratıcılık sınırları olmayan bir öğreti ; üstelik bilim ve meslekler üstü kurguya sahip.

Hal böyle olunca, duyguların ve sezgilerin doğru bilgi ve motivasyonla birleşmesi anlamına gelen bu kavram , hayatın her anında  ve her yerinde olması gerektiği anlaşıldı.

Peki ama nedir bu yaratıcılık, madem hayatın her anında olması gerekiyor, neden herkes bunu  gerçekleştiremiyor?

Yaratıcılık, sanılanın aksine  sadece yeniyi kapsamıyor; yeninin hazırlanması ve eskinin elden geçirilmesi anlamına da geliyor.

Aslında hayatınızın herhangi bir döneminde eğer günlük şeyleri farklı ve yeni yollarla yapmaya kalkıştıysanız, bu bile sizin yaratıcılığa yatkınlığınızın göstergesi.

Ancak İnsanların daha yaratıcı bireyler olmalarını sağlamak için, yaratıcılık kavramı üzerinde oturmuş; yanlış düşünceleri değiştirmek, ön yargıları kırmak ve yaratıcılık kavramını iyi anlatmak gerekiyor.

Çünkü ?Hiçbir şey yaratmayı açıklamaya kalkışmak kadar yaratıcılıktan uzak değildir.? Kimileri yaratıcılığı bir sezgi olarak adlandırırken kimileride ölçüm ve kişilik üzerinde duruyor.

Çok değil 8-9 yıl sonrası…

“Yıl 2019… Ofistesiniz ve çok eğleniyorsunuz işler başınızdan aşkın,ancak biliyorsunuz ki istediğiniz zaman her şeyin üstesinden gelebilirsiniz   saat 11:30 ‘da Davranış Müdürü ‘ nüz gelip ; kendinizi nasıl hissettiğinizi sordu.güzel.. Onun bunu sorması daha da güzel.

Önünüzdeki birkaç saati hayal kurarak geçireceksiniz. Zaten işinizde bu bir ‘ Hayal Müdürü ‘ olarak yapmanız gereken kendinize vakit ayırmak.”

Nasıl kulağa çok hoş geliyor değil mi?

Böyle diyor işte Onur Yanık yazdığı Yaratıcılık adlı kitapta. Kitaba göre ; eskiden başarının anahtarı; zeki ,hızlı , kararlı olmakken, artık; hırslı, aynı zamanda tutarlı, rekabeti mücadeleyi severken; yardımlaşmayı da bilen, risk alabilecek kadar cesur ama dengeli, profosyonel, öngörülü ve yaratıcı olmak gerekiyor.

Danimarkalı düşünür ve yazar Ralf Jensen?in “Hayal toplumu” olarak çevrilen kitabı Dream Society’ de hızla  değişen dünyada toplumun yakın zamanda geçireceği evrim sonucu, hayal gücünün ve yaratıcılığın bir insanın değerlendirilmesinde en önemli unsurlar olacağını anlatıyor .

Gelecek uzmanı Jensen‘in teorisine göre, “kısa bir zaman sonra bilgi çağı sona erecek ve hayal çağı yaşanacak. Bilginin yerine hayal gücünün öne çıkacağı bir düş toplumu oluşacak. Düş toplumunda insan yaşamının her alanı değişikliğe uğrayacak.”

Edward de Bono, yaratıcılığın var olan değerlerden, katma değer elde etmenin  en ucuz ve en iyi olduğunu belirtiyor. Yaratıcı olan  insanların hepsi birer düş mühendisidir. Zaman herkesin düş mühendisi olma zamanıdır.

Pepsı, IBM, Nestle, General Elektrik, Goodyear ve daha birçok uluslar arası şirkete yeni şartlara uyum göstermeleri ve yaratıcı sürecin harekete geçirilmesi konusunda danışmanlık yapan iş hayatında etkileşimli yaratıcılık sürecinin fikir babalarından DR. Min Basadur ” Hayal Çağında Düş Mühendisi olma ” nın başka bir değişle, yaratıcılığın tanımını şöyle formule ediyor:

Yaratıcılık=bilgi x hayal gücü

(devam edecek)

Hülya YALIM

www.hulyayalim.com

2 yorum yazıldı

  1. İsmet Nakipoğlu diyor ki:

    Canlılar aleminde hayal ve tasarım gücünü en fazla geliştirebilmiş olan insan türüdür. İnsanlık bu özelliğini koruyup geliştirerek günümüzün modern toplumlarını yaratmıştır. Tarihsel süreçler içinde insanlık; ilkel-kominal, göçebe, yerleşik, feodal imparatorluk ve ulus toplumları her zaman hayal dünyalarıyla yaratıcılıklarını çoğaltmışlardır.

    Yazınız bu soruyu sorgulamayı da beraberinde getiriyor: İlkel dönemdeki toplumlarının insanlarımı mı? Yoksa günümüzün 21. yüz yılın dünyasındaki modern (çağdaş!) toplumlarının insanları mı? Hayal ve yaratıcılık daha çok özelliklerini kullandılar/kullanmaktalar? Bu başlı başına bir uygarlık analizini gerektirse de yanıtı; geçmişte çocukların oyun ve oyuncaklarıyla günümüzün çocuklarının oyun ve oyuncaklarının hayal gücüne ve yaratıcılığa katkılarına bakmak gerek. Aynı durum geçmişteki massallarla günümüzün çizgi filmleri içinde geçerlidir. Tarihsel süreçlerde nasıl bir misyonla bu başarıyı gösterdiği önemlidir. İlk dönem insanlarının hayal gücü ve yaratıcılık güçlerinin daha etkin, verimli, sürekli ve aktif olduğu konusunda kanıtlar daha güçlüdür-ki. İnsanlık geçmişimizde bunun öznel ve nesnel koşulları gerçekten vardı. Arkaik dönemlerinde insan etrafının bilinmezliklerden oluşan duvarlarla çevrili olduğunu gördü. İnsanlar bu duvarları yıkmak, bilinmezliklerini bilmek için biricik gücü hayal ve yaratıcılık gücünü geliştirip kullanmasıyla oldu. İnsanın doğayı ve evreni daha iyi anlayıp, yaşamsal varlığını sürdürmesi buna bağlıydı. Bunu da Platon un öngördüğü gibi mağaradaki zincirlerini kırarak gerçekleştirdi. Önce doğu sonra batı da gerçekleşen Rönesanslarla; insana verilen önemle akıl zirveye ulaştı. Bu gün modern bilimin temel sloganı deney, gözlem ve akıldır. Bu üçlü ittifakla insanın doğaya ve evrene bakış tarzı geliştirilmeye çalışıldı.

    Günümüzde ihmal edilen ise doğaya ve evrene bakışın sadece pozivitist veya modernist yaklaşımlarla mümkün olmadığıdır. İnsanın hayal, merak ve yaratıcı gücünü; kavramlar ve sitemler üstü olarak yorumlamasını daha gerçekçi vede kazançlı olabileceği aşikârdır.

    İnsanın hayal ve yaratıcı gücün belirli anlayışlara mahkûm edip, iktidarlaştırılması günümüz 21.yy. bilim anlayışına ters düşmektedir. Artık modern dünyanın kutsal mabetlerinin dışında da gerçeklenir hayal ürünlerinin olduğunun farkına varmamız gerekiyor. Yarın çok geç olmadan?
    Saygılarımla?

  2. Gilmansah diyor ki:

    Bir dostum, Mimar Sinan’ın iki eserinin (caminin) yapılış hikayesini e-mail yoluyla almış ve çok etkilenmiştim. Aşkını ölümsüzleştirmek için yaptığı iki eserin, aşık olduğu Mihrimah Sultan’ı, “akıllara ziyan bir hesaplama (bilgi) ve güzellik ile” güneş ve ay anlamına gelen sevdiğinin ismini doğum günü olan 21 Mart’ta ayın batışı ve güneşin doğuşuyla (hayal gücü) ebedileştirmişti.

    “Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar?daki camiinin ardından ay doğar! Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay. Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır; nasıl bir güzellik anlayışıdır…”

    Bilgi ve hayal gücü… İşte sonuç bu…
    Gelecekteki savaşlarda kişiler ve toplumlar herhalde bu iki etkili gücü kullanarak varlıklarını sürdüreceklerdir.

    Ufuk açıcı ve düşünceleri perçinleştiren güzel yazısı için Sevgili Site Sahibi Sayın Yalım’a teşekkür ederim.

    Eklemek istediğim… Bilgiyi ve hayal gücünü etkili kullanmak için, acaba diyorum!.. Sinan’ın bilgisi, hayal gücü ve diğer şart olarak da devrin şartlarının oluşması aynı anda gerekli değil mi? Yani sadece bilgi, hayal gücü yeterli mi?!.. Bence şartların da oluşması, müsait olması diğer bir etkili faktördür…

Yorumun ne olacak?