Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce

Bir tarih yanılgısı yaşıyorum sigmenti yüksek bir kitabın içine düştüm. Kitabın sayfaların sonuna mı geldim, tersine başına mı döndüm bilmiyorum.Sanki bugün başlamış dün bitirmiş gibiyim. Şaka değil çok ciddiyim.

Tatildeydim; geleceğe dair tüm düşüncelerden uzakta; bir tarafı deniz, diğer tarafı orman bir beldede,efil efil bir rüzgara, yüzümü korkusuzcasiper etmişkendağ havası değil kitabın gücü başımı döndürdü.

İtiraf ediyorum okumak için en uygun zaman işte diye elime almak için heyecandan kudurduğum ilk kitabım hayalkırıklığı yaşatmışken, tatilde gidilen yer ile, okunan kitap ilişkisini birebir yaşıyorken,elimdeki  ilk kitapla cedelleştiğim anlarda kaldığım oteldetam üçüncü oda değişikliğine başvuruyordum. Aradığınıbulamamak zannedilmesin hayır değil; asıl mesele şu ki, içimde zaman geçtikçe derinleşen boşluklar.

Aradığım rahatlığın adı “Gülme” imiş. Gülme Ayrıntı yayınlarınlarından çıkan fransız filozof Henri Bergson ‘nun kitabı. İlk etapta kulağa çok hoş geliyor değil mi “Gülme”? Şimdi düzeltiyorum kitap rahatlama değil sukunet verdi bana. Artık kaldığım odanın ormana veya bayıra bakmasının; gece sahilde kalabalıklara karışmanın; yattığım yastığın yumuşaklılığının; pek de önemi kalmamıştı. Hatta doğayla uyum halinde varlık dünyasında yer kaplayan bir nesneden farkım yok gibiydi.

“Tümüyle insana özgü olanın dışında komik yoktur”diyen Bergson ne bilsin tam da komedi yaşayıp,yaşadığımı adlandırmakta zorlandığımı, kelimenin tam anlamıyla onu aradığımı nereden bilsin.

Hayata gülmek niyet olabilir, ?Gülme her şeyden önce bir düzeltmedir? diyenBergson?un sözlerinden yola çıkarak memnuniyetsizliğimi öykünerek belki de tamamen tesadüf eseri düzelttim.

Felsefede “insan düşünen hayvandır”ancak madem Bergson?a göre düşünmek değil gülmek insanı hayvandan ayıran en önemli özellik bu insanı özelliğin iç dinamiğini incelemeye en uygun dekor bilinmez bir güç tarafından hem de zihnimin en dingin olduğu dönemde oluşturuluverdi.

Komiğin tüm etkisini göstermesi için yüreğin uyuşturulması ve arı bir zeka gerekiyor kitaba göre. İşte uyuşmuş yüreğimle arı zekamla size sesleniyorum ancak bu zeka öteki zekalarla ilişkide kaldığı ölçüde gülme amacına ulaşır sevgili filozofumuza göre.”İnsan komiğin tadını tek başına alamaz.”Gülmenin yankıya ihtiyacı olduğundan gülmenin felsefesini huzurunuza sunuyorum.

Aristoteles?in “Poetika” kitabından gülme ile ilgili bölümün korkuyu öldürdüğü için  ortaçağda yok edildiğini biliyoruz Umberto Eco’nun Gülün Adı adlı eserinde bu kitabı okuyanların ölme gerekçeleri de budur.

Aydınlanma döneminde Blake, insanların kitlesel uykudan uyanmalarını ve canlanmaları için gülmeyi önerir. W. Blake ‘Bağlayanları lanetle, gevşetenleri kutsa’ der.

Herbert spencer?e göre “gülme ansızın bir boşlukta karşılaşılan bir çabanın belirtisidir”.Daha önce de Kant şöyle söylüyordu:”gülme ansızın boşa çıkan bir bekleyişden doğar.”

Ama Henri Bergson bunların çok ötesinde bir gülmeden söz ediyor.Gülmenin nedenlerini gerekçelendiriyorki bu da kitaba ayrı bir değer kazandırıyor ister istemez.

Sokakta koşan bir adam ayağı takılıpdüşerse geçenler güler. Tüyleri yarıyarıya kırılmış bir köpeğe, çiçekleri yapay olarak boyanmış bir çiçek bahçesine, ağaçları seçim afişleriyle donatılmış ormana güleriz.

Düşene gülmemizin sebebi Bergson? a göre; canı ansızın yere oturmak istedi diye düşünebilseydi kimse gülmezdi.İstemeden yere oturduğu için gülünmektedir.Öyleyse bizi güldüren adamın ansızın durum değiştirmesi değil;bu değişiklikteki istem dışı olan şeydir. Kuşkusuz düşmek her zaman düşmektir.

Ama insanın gelişi güzel biryere bakarken bir kuyuya düşüvermesi başka yıldızlara bakarken yine bir kuyuya düşmesi başkadır.

Yukarıda örneğini verdiğimiz farklılığa uğrayan köpekle, çiçek ve ağaca gülme nedenini araştırırsanız Bergson?a göre ; aklınıza maske takıp kılıp değiştirmek gibi bir maskaralığın geldiğini görürsünüz.”

“Bütün sanatlar kardeştir”tümcesinde kardeş sözcüğü sanatlar arasında az çok derin bir benzerliği göstermek için mecazi anlamda kullanılmıştır. Eğer bize “bütün sanatlar yeğendir” denseydi bu ilişkiyi daha çok düşünürdük. Çünkü kitaba göre yeğen sözcüğü daha az mecazlı anlamda kullanıldığı için burada hafif kalan bir komik etki yapardı.

Bir törenin komik olması için dikkatimizin onun dış görünüşü üstünde toplanması ve filozofların dedikleri gibi,yalnız biçimine bakıp maddesinin hesaba katılmaması yeterlidir.

“Nükte ise buhar durumuna gelmiş komikten başka bişey değildir” ona göre . Ancak ters yöntemi uygulayıp doğrudan doğruya nüktenin formülünü aramak kesin bir başarısızlığa gitmektir.

Gülüşte, “komşumuzu aşağılamaya ve sonuçta düzeltmeye yönelik itiraf edilmeyen bir niyet olduğunu” belirtir. Ki bu da Freud‘un   savunma mekanızmalarından “yansıtma” gibi burada kişinin içsel kaygısını dışsal bir duruma bağlayarak kaygıyı kotrol edebilir olarak formule etmesidir.

Gülme?de özel olarak cevabı aranan soru, topluma uyumsuzluğun neden gülmeye yol açtığı sorusudur.

Aslında Gülmekomiğin anlamı üzerine deneme bir kitap ama denemeden daha başka adeta bilimsel araştırma kitabı gibi.

Gülmeyle de kitapla da ilgili aslında diyecek çok şey var ancak sözü daha çok uzatmadan “Kakhahanın sizden yana” olması dileğiyle yine Bergson‘la bitirelim “insanın gülmesi olağanüstü bir şey.”

Hülya YALIM

www.hulyayalim.com

7 yorum yazıldı

  1. selin dedi ki:

    buymuş özür dilerim teşekkür ederim

  2. selin dedi ki:

    benim araştırdığım konu bu değil

  3. burcu dedi ki:

    Çok güzel bir kitapmış bize tanıttığın için çok teşekkürler. Bence gülmek biraz da gerçeklerden kaçmanın bir yolu ya da gerçekliğin verdiği acıyı hafifletmenin. Kimbilir belki gerçek olan gülerek yaşamaktır.

  4. hafize dedi ki:

    Teşekkür ederim filozofum. Bunu senden duymak çok güzel .
    Herkese göre farklıdır mesafenin fiziksel ve duygusal olması. Nasıl ki gülme anları kişilere göre farklıdır. Herkes aynı şeye gülmez mesafe öyledir bence.
    Ağlamakta bir eylem değilmidir yersiz ağlayınca insan ne kadar komik duruma düşüyorsa aynıdır bence.Biz yinede ince düşünüp eylemi doğru yerde kullanalım.

  5. Hülya Yalım dedi ki:

    Şu an ay tutulmasını izlerken Berat Kandili’nin etkisiyle ve bugünün 17 Ağustos olması sebebiyle yapılan yorumlara mesela hiçbir şeye gülemeyecek kadar çok gülüyorum Hafize.

    Ama Bergson “Gülme” kitabında ne diyor biliyor musun?”Karakter topluma uyum sağlıyamıyorsa komik duruma gelebilir.”Yani senin anlayacağın,ben mi komiğim onlara göre;onlar mı bana göre muamma… Borges “Gülme iki insan arasındaki en kısa mesafedir” derken sadece fiziksel yakınlığı mı kastediyor acaba :))

    Tam da senin “biricik filozofumuz”(!) dediğin gibi Bergson büyüklenmenin özgül ilacının gülme olduğunu söylerken böyle sözlerle insanları alaşağı etmenin komedyanın vazgeçilmez yöntemi olduğunu da bildiriyor bilesin.Şaka bir yana, ona göre; zaten gülmenin asıl işlevidi de budur:
    “Ayırıcı eğilimleri cezalandırmak;rolü ise katılığı yumuşaklık olarak düzeltmek,herkesi herkesle uyumlu duruma getirmek ve sivrilikleri gidermektir.”

    Sende bu ince zeka olduğu müddetçe gülmenin inceliğini düşünmeksizin rahatlıkla gülebilirsin.:))

  6. hafize dedi ki:

    Gülmeyi hiç bu kadar ince düşünmemiştim. İhtiyaç olarak düşünmüştüm hep. Bu kadar ince düşününce insan gülemez yaaa! Ne güzel gülüp geçiyorduk yazarımız biricik filozofumuz sağolsun artık gülüp geçemeyeceğiz. Adamın biri yolda giderken düşerse gülmeden düşüneceğiz canı ansızın yere oturmak mı istedi diye Nasrettin hoca buna ne güzel cevap vermiş zamanında ?zaten inecektim? zaten bunları düşündükten sonra gülme isteği falan kalmaz artık insanda 🙂
    Gülerken bedendeki gerginlik kaslardaki denetimin yitirildiği noktaya kadar azaldığından bazen kontrolü kaçıracak kadar gülüyoruz.
    bir kahkaha bir kilo pirzolaya denkmiş. Yeter ki bu kadar yararlı ve eğlenceli eylemi nerede kullanacağımızı iyi bilelim.seçici olup yerli yersiz gülmeyelim.

  7. İsa dedi ki:

    🙂 ve 🙂 …

Yorumun ne olacak?