Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce

Doğuda kadın olmanın ne demek olduğunu bilmeyenler, Kardelen Projesine fantastik bir ütopya gözüyle bakmakla, belki de  haklıdırlar.

Oralara gitmeden, oralarda yaşamadan, doğulu kadınların çileli yaşamını anlamaya çalışmak hakikaten çok zor.

Çünkü doğuda kadının çok önemli iki misyonu vardır;çocuk dedin mi doğurur, hamur dedin mi yoğurur ?

Nabız ölçüsünde şerbeti tutturmayı umarak, zaman zaman sert olmaya kalkışsa kırılır, yumuşak olmaya çalışsa ezilir kadınlar doğuda?

Aslında tarih boyu doğulu  kadınların, daha çok  kendini gerçekleştirmesi adına, hoyrat topraklardan çıkıp yüksek dağları aşması için,tüm hemcinslerinden daha çok gayret göstermesi gerekti .

Başlık parası yüzünden, üstelik de çoğunlukla babası yaşında biriyle evlendirilmesi,başına kuma gelmesi,zorla kaçırılması gibi çeşitli sorunlarının sonucu, kırılganlığını ve ezilmişliğini canına kıyarak veya dağa çıkarak isyana dönüştürmesi belki de bu yüzdendir.

Bunu yıllarca romanlarında dile getiren Duygu Asena ölümüne dek ülkemizde “Kadının Adı Yok” demekle, durumu çok iyi özetlemişti. Ancak gelin görün ki; bölgeden bölgeye, yöreden yöreye durumun farklılık gösterdiğini görmezden gelmemek gerek..

Ataerkil bir toplumda olduğumuzdan dem vurup köklerimize sövmek yerine, “yerleşik kültür olarak benimsemek kaderimizdir” demeden kadına adını vermek,doğuda kadına kimlik kazandırmak adına yapılan bu çalışmalara şapka çıkarmak gerekir.

Sadece bu nedenle bile bu tür projelerin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor bence .

Bu projenin oluşmasına ön ayak olan biriydi Türkan Saylan. Maalesef kendisini kaybetmiş olduğumuz şu günlerde yaptıklarından çok hangi dine mensup olduğu tartışılıyor yazık çok yazık…

Doğulu olduğumdan, doğudaki her türlü çalışmayı önemsememden,özellikle de kadınla ilgili olanlara ayrıca ilgi duymamdan,yahut felsefeci  olduğumdan bir kişinin dininin insanlığından ön plana çıkmasından rahatsızlık duyuduğumdan  veya kadın hassasiyetinden yaşananlara itiraz ettiğim sanılmasın.

Birincisi birebir yaşadıklarımdan. İkincisi de Saylan‘nın yıllarca kendi sağlığını hiçe sayarak bu yolda yaptıklarını yakından takip etmemden olacak?

Üniversiteye kayıt yaptırmaya gittiğim gün tanıştım Türkan hocayla ? Sağlık sorunlarım yüzünden geç başlamıştım üniversiteye… Bu nedenden olsa gerek, hoca yanıma yaklaştı ve adımı memleketimi ve kazandığım bölümü sordu “Hülya Yalım,doğum yerim Siirt, kazandığım bölüm ise felsefe hocam” dedim.

“Seni gayretinden ve azminden dolayı tebrik ederim evladım” dedi. Bana sarıldı, şaşırmıştım ama çok da mutlu olmuştum… Saylan ve ekibi sorgusuz sualsiz bana yardım edeceklerdi,ailemin hali vakti yerinde olmasa, okul masrafımı karşılayacaklardı.

Yanımdan ayrılırken maddi manevi her hangi bir sıkıntım olduğu takdirde, kendilerine haber vermemi altını çizerek belirttiler.

Şimdi Saylan  hakkında çıkarılan onca suçlamaya neden inanmadığımı anladınız mı?

Bunları yaşamasam da inanmazdım. Çünkü yaptıkları bu kadar küçük bir anıyı o kadar çok aşıyor ki…

Kendi elleriyle olmadığı için bu projeyi baltalamaya çalışan, çirkin suçlamalarla arkasından onca futursuzca söz edenler, gitti diye sevinenlerin haberi olsun,bir Türkan gitti ama yetiştirdiği öğrencileriyle, iğleştirdiği hastalarıyla, burs verdiği binlerce kızla, nice Kardelenler, nice Türkanlar geliyor?

Hülya YALIM

www.hulyayalim.com

9 yorum yazıldı

  1. Hülya Yalım diyor ki:

    Kimbilir kaç hastaya şifa oldu,kaç hasta kadının mahremine çare oldu Saylan bunu maalesef bazıları işlerine gelmediği için anlamak istemiyorlar. O ülkesini seven Kardelen Projesiyle kız çocuklarının da okuduğu aydınlık bir dünya istiyordu bütün suçu buydu.

    Şükür ki hastalığının son evrelerinde başına koyduğu bandanayı “başörtü takmış yaşasın Allah işte” diyen zihniyet dışında Türkan Saylan’nın yapmak istediklerini anlayabilen sizin gibi insanlar hala var Nurhal Hanım ve nüfusları sanılandan fazla…
    Duyarlılığınız için teşekkürler!

  2. nurhal diyor ki:

    buraya yorumlarını yazan arkadaslar TURKAN SAYLAN hakkında boyle tek yonlu bilgilerle su anda olmuş bir kadına ikinci bir yargısız infaz yapıyorsunuz. ben dusuncelerimle kimseyi etkilemek istemiyorum bir de saglık acısından tıbba yaptıgı katkıları önem verin. ayrıca kız cocuklarının egitimi demek erkeklerin egitimi demektir. egitimli anne egitimli evlatlar yetistirir.toplumun kadına verdigi rolu egitimli kadınlar kaldırır. bu kadar ön yargılı yazmadan once TURKAN SAYLAN’nın hayatını anlatan AT KIZ kıtabını okumanızı önerırım . ugur mumcu demiştir ki”bilgi sahibi olmadan fikirsahibi olunmaz” güzel günler sizlerin olsun

  3. gilman diyor ki:

    Hafize Sultan,

    Elbette İnsan’a İNSAN gözüyle bakmayı savunuyorum. Ama İNSAN olana…

    Birileri (Saylan ve benzerleri ve her kim olursa…) bana, inancıma, düşünceme, yaşantıma dil uzatacak, yaşam hakkı tanımayacak!… Ve benin NAZİK ellerim armut toplayacak öyle mi? Kusura kalma…

    Hz İsa değilim ki; (ona atfedilen) biri yanağıma tokat atsa… (eeeeee), diğer yanağımı çevireyim… (Yok yaaaaaa!..) Başka arzunuz… Adana Kebap söyleyelim mi? Yanında buz gibi ayran olsun… (ki kabaran yürekler soğusun)

    Yok! olmadı. Yanlış anlaşılmayayım lütfen… Bana saygı duyan İNSAN’a elbette benim de SAYGI duymam İNSAN’lığım gereğidir… Öyle üç kuruşa beş köfte!… Valla sarmadı.

    Yazdıklarımda ısrarcıyım Hafize Sultan… Benim hak ve özgürlüklerime saygı duyanlara saygı duyarım. İnsan yerine koyarım. Gerisi beni yorar. İnancımla, düşüncemle, yaşantımla bana izin ver ki, ben de sana izin vereyim Cancağızım Saylangiller…

  4. hafize diyor ki:

    Sevgili Gilman;
    ?İnsanları, sadece İNSAN oldukları için değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.?diyorsunuz.
    Türkan hoca da insan bilmem hatırlatmama gerek var mı? Yorumlarınızla çelişiyorsunuz.
    ?Fikri, ideolojisi, cinsiyeti, yaşam tarzı asla ESAS alınmamalıdır. Esas alınsa bile mutlak saygı gösterilmelidir.?bu sözde size ait ?SAYLAN?ın nasıl bilirdiniz? Diye!.. Herhalde en basit ifadelerle, GERİCİ, BAĞNAZ, HIRİSTİYAN MİSYONERİ ve İSLAM DÜŞMANI diye tanımlardım.?bu sözde?
    Ne anlamamızı bekliyorsunuz?

  5. gilman diyor ki:

    Sevgili Hafize Hanım,
    Konuyu bireylere indirgemeden tekrar izah etmeye çalışalım?
    Sorun şu ki; ?ya bendensin ya da ötekinden?? İşte bu zihniyet, bu anlayış, bu ötekileştirme çabası AYRIŞTIRMAYI ve temeldeki BOZULMAYI hızladırmaktadır.

    İnsanları, sadece İNSAN oldukları için değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. Fikri, ideolojisi, cinsiyeti, yaşam tarzı asla ESAS alınmamalıdır. Esas alınsa bile mutlak saygı gösterilmelidir.

    Hülya Hanım?ın belittiği gibi, kapalı olan bir hanım değişime uğrayıp bir anda Samenta Fox gibi dolaşabiliyor? Veya Aysun Kayacı denilen GÖRSEL hatun gibi olan biri başka bir değişemi uğrayıp görüntü ve fikirlerini değiştirebiliyor?

    Evet Hülya Hanım, başörtülü, kotpantolunlu, kısa kollu ucubelere TESETTÜRLÜ demeniz ne kadar doğruysa, ben de mini etekli, derin güğüs dekolteli ve şuh hareketli hanımlara çağdaş, modern TÜRK KADINI demem o kadar zordur? Gelin hep birlikte anlaşalım ve kabul edelim. Hiç kimse, KANUNLAR dahi bireylerin kılıyla, tüyüyle, giyimiyle uğraşmasın?

    Tesettürlü hanımları gördüğünde kuduran hayvanlar olduğu gibi, tesettürlü olmayanları gördüğünde kuduran, salya sümük saldırganlaşan ve kendini SÖZDE İNANDIĞI TANRI?nın yeryüzündeki halifesi (temsilcisi) gören ehlileşmemiş ham softa kaba yobaz HAYVANLAR da vardır? Eeee ne yapalım yani O kesimden hayvan varsa işte bu kesimden de hayvan vardır? (Hafize, ortak paydamız ve isteğimiz sanırım işte budur, HAYVANsız, barış ve huzur dolu bir dünya?)

    Kimin ne ve nasıl olacağını, hangi bir değişimi göstereceğini bilemeyiz. Ve unutmalayız ki, dün savaştıklarımızla bugün aynı saflarda olabiliriz.

    Nasıl ki, ÇYDD zihniyeti köhne ve sapkın sa; aynı şekilde örtülü olmayan hanımlara farklı bir şekilde bakmak ve AYRIŞTIRMAK kesinlikle köhne ve sapkın bir düşüncedir. Her iki ucun inancı ve uygulaması asla doğru değildir.

    Nasıl ki; Her başörtülü Hz Aişe olmadığı gibi, her başörtüsüzü de Aysun Kayacı gibi değerlendirmek doğru değildir.

    Kişileri, inançlarıyla, fikirleriyle, yaşam tarzlarıyla kabul etmek ve saygı duymak gerekir. Unutmamalıyız ki, başkalarının özgürlük ve hakları, bizim özgürlük ve haklarımızın teminatıdır.

    Son olarak, hiç kimseyi hakketmediği konumlara taşımaya çalışmayalım. Şeytan?ı melekleştirmek veya tersini yapmak abesle iştigaldir?

    Medeni bir ülke olmadığımızı, çağın dışındaki seviyesizler tarafından yönetildiğimizi biliyorum. Ne zaman ki, bu ülkede bireysel hak ve özgürlükler her kes ve her kesim için sağlanırsa işte o zaman ülkemin insanlarıyla gurur duyacağım. Ama şimdi asla? Binmişiz bir alameti, ülkenin alçakları tarafından götürülüyoruz kıyamete?

  6. hafize diyor ki:

    Doğuda yaşamak sizin rahatça yerinizde oturup ahkâm kesmenize benzemiyor. İnsan kendi seçemiyor nerde nasıl ne şekilde doğup yaşayacağını. O kadar zorluğa rağmen yinede çok güzel doğuda çocuk olmak kadın olmak. Herkes her şey daha saf daha temiz dürüst.

    Güneşe aşık olan kardelenler öleceğini bile bile kafalarını karın altından çıkartma cesaretini hep göstermişlerdir. İşte doğuda kadın olmak da böyle bir şey. Bütün zorluklara rağmen okuyan kardelenlerimiz onlar. Destek olacağınıza köstek oluyorsunuz.

    Batıda yaşayan çocuklar kar yağsın isterken doğuda ki çocuk yağmasın istiyor. Yırtık ayakkabılarıyla normal yolda yürümekte zorlanırken kar üstünde yürümek nasıldır bir düşünün isterseniz. Ama nerden bilecek ki yaşamayan insanlar. Uzaktan davulun sesi güzel gelirmiş bi yanına yaklaşın bakalım o zaman zevk alacak mısınız görelim.

    Bi tanıdığın kızı üniversitede okuyor arkadaş edinmiş kendine doğuluymuş annesi diyor ki ama doğu kültürü almamış çok iyi bi kız. İşte size batılı yorumu batılı bakış açısı. Ne demek ya doğulu kültürü almamış. İnanamıyorum insanların bu kadar basit! düşünmelerine.

    Sayın Gilman;
    Birebir tanık olduğum olayı anlatayım üniversitede okurken devlet yurdu çıkmıştı ama bütçeyi etkilediği için başka yurtlara da bakıyorduk. Cemaat ismini söylemiycem ama x cemaatinin yurdu vardı başını kapatırsan bu yurtta gelip kalabilirsin demişlerdi. Sizce bu ne oluyor?

  7. Hülya Yalım diyor ki:

    Ya! Siz BAŞÖRTÜLÜ olsaydınız? diyorsunuz ilahi Gilman bey, Bunda şaşıracak ne var Onlarca İslami vakıf da başörtülü olmayanlara burs vermiyor biliyorsunuz değil mi?Ç.Y.D.D de tahayyül ettiği Türkiye profiline uygun öğrenci tercihini yapıyor tıpkı diğerleri gibi ?ATA EVLERİ? var da ?IŞIK EVLERİ? yok mu O halde bu çifte standard niye ?…

    ?Hem bu topraklarda yaşayacak hem de çoğunluğunun mensubu olduğu İNANÇ?ları ve inananları aşağılayacaksın!…? diyorsunuz kimsenin inancına bir kelime dahi denmedi . Başörtüsünü açmamak için direnenler evet haksız yere dışlanıp zaman zaman problemler yaşadılar ama ya bunu bahane edip Arap atı gibi sonradan açılıp daha sonra kaybolanlar için ne diyeceksiniz hakikaten çok merak ediyorum? Aslında o dönemlere gitmenize de gerek yok şöyle bir etrafınıza bakmanız yeterli..

    Bluejean üstünde daracık giysiler, makyaj dersen alabildiğine olan başörtülü nice kadınlar İslami Protestan ahlakın son temsilcileri gibiler mübarek?

    Yinede söylüyorum “VELEV Kİ ÖYLE”kimine? Hayat okuldan ibaret değil malum günlük hayatta bunu tercih edenler var onları da en çok eleştiren kim bunu yanıtlayın yeterli?

    “Türbanlı öğrencilere burs vermemekle, belki türbanı sayesinde evinden dışarı adım atabilecek kızlar evlerine geri yollandı bilemiyoruz. Oluşacak kutuplaşmalara da bir başka bakış sağlayabilirdi diye düşünüyorum? diyorsun burada haklı olabilirsin Burcu, bu durum türbanıyla gidip türbanıyla gelen ancak İslami çizginin tam da dışından hareket edip bunu hiçbir şekilde ifade edemeyenler için de söz konusu o zaman ? Onlar da çok değişti ancak bu değişimi hayatlarına yansıtamamaları sonucu daha beter bir durumla karşılaştılar belki malesef bunu da bilemiyoruz.

    Eğitilmesi gereken elbette ki kızlar değil ancak erkek çocuğu okusun diye; tarlasını, bahçesini satanın kızı için kılını dahi kıpırdatmadığını biliyoruz.

    Çünkü kızı nasıl olsa evlenip gidecek ?kız kısmı bilse ne olur?? mantığı hakim her daim. Ayrıca Anadolu?nun bir çok yöresinde kaç kardeş oldukları sorulduğunda kız çocuklarını saymadıklarını hepimiz biliyoruz.

    Akıl ve aydınlıktan anladığımız açık veya kapalılık değil sadece insana ulaşmak olmalı elbette?

    SAYGI VE SEVGİLERİMLE!

  8. gilman diyor ki:

    ?? maddi manevi her hangi bir sıkıntım olduğu takdirde??

    Sayın Yalım,
    Aklımdan geçen darb-ı meseli burada sizinle ve okuyucularınızla paylaşmış olsaydım herhalde çok hoşnud olmayacaktınız?

    Ama, bana ve ÖZGÜR BEYİNLİ insanlara sorulduğunda SAYLAN?ın nasıl bilirdiniz? Diye!.. Herhalde en basit ifadelerle, GERİCİ, BAĞNAZ, HIRİSTİYAN MİSYONERİ ve İSLAM DÜŞMANI diye tanımlardım.

    Kızları okutacağız?!.. diye, seçerek(!), özellikle kendileri olduğu gibi ailelerinde de (düşmanı olduğu BAŞÖRTÜ?lü kimseler olmaması kaydıyla) burs verdiği ve bu kızları özellikle ATA EVLERİ?nde iyice ÇAĞDAŞLAŞTIRMAYA, karma hayat yaşamaya, askeri okul öğrencilerle sık sık bir araya getirerek modernleştirmeye(!) çalışması beraberinde pek çok soruyu da getirmektedir. Özellikle; KİME ve NEYE hizmet etmektedir? Sorusunun herhalde çok anlamlı cevapları olacaktır?

    Yukardaki sizin olan satıra gelince; Maddi sıkıntınız olsaydı herhalde size BURS bağlatacaktı? Ama, Ya! Siz BAŞÖRTÜLÜ olsaydınız?!.. Kesinlikle avuçlarınız BOMBOŞ kalacaktı ve tutunabileceğiniz bir dal, KAFASI ÖRÜMCEKLENMİŞ, yobaz, çağdışı ve sapkın bir zihniyet temsilcisinin kıyımına uğrayacaktınız?

    Hadi başörtülü değildiniz? Ya! Manevi bir sıkıntınız olsaydı!… O?nun da çaresi vardı? Ömrü boyunca İslam dinine ve Müslümanlara kin kusan, hayat hakkı, yaşam hakkı, eğitim hakkı tanımayan köhne bir Hıristiyan Misyonerliği?nin emrindeki YERLİ ve GÖREVLİ misyonerler sizlere hizmete ve imdada hazırdılar?

    Yazınızı okurken, aklıma RAHİBE TERESA geldi?

    Söz konusu AYRIŞTIRMACI?nın ölümü benim için ne bir kayıp ne de bir kazanç oldu. Kim ne yaparsa kendine. ATATÜRK?ü kullanan sefiller, Saylan?ın ölümünü de kullandılar. Şener Eruygur?un eşi Mukaddes Hanım?ın, SAYLAN için sarfettiği sözleri umarım basından okumuşsunuzdur. Onlara göre Saylan pek itibar edilmeyen, sevilmeyen ve uzak durulması gereken biriydi. Ortaklaşa düzenledikleri DARBE mitinglerinde bile yan yana gelmemiş ve Saylan?ın elini bile sıkmaktan imtina etmişlerdi?

    Hem bu topraklarda yaşayacak hem de çoğunluğunun mensubu olduğu İNANÇ?ları ve inananları aşağılayacaksın!…

    Sevgili YALIM Hanımefendi? Sizi anlamaya ?özel- gayret sarfediyorum? Ama, lütfen siz de, ayrıştırılan, okuma hakları ellerinden alınan, aydınlanmaya, eğitilmeye, okumaya ve ayakları üzerinde durmaya mecbur olan binlerce genç kızı düşünün? Sizin onları anladığınızı biliyorum? Ama savunduğunuz, Azize (Rahibe) Teresa gibi kutsadığınız faniyenin ve benzerlerinin bunu ısrarla anlamak istemediğini bilmenizi istiyorum.

    İslam diniyle kafayı bozan ve düşmanlık eden SAYLAN?dı? Başkası değil? ?Namaz kılan değil, BALE yapan öğrenciler istiyoruz?.? Diyerek Müslüman mahallesinde salyangoz satan, cami duvarına her fırsatta ?.. O?ydu ve unun gibilerdi?

    Bütün çabalar BOŞUNA? Sonunda NEHİR saptırılan mecrasından DOĞRU mecrasına yol bularak akacaktır. Göstergeler ve yol işaretleri bunu doğruluyor?

    (Okuyan veya okutulan genç kızlarımızı zorla birilerine meze yapmak, modernlik adına onunla bununla oynat(!)mak projesi hiçbir zaman hedefine varmayacaktır.)

    Selam ve Saygılar

  9. Burcu Polat diyor ki:

    Arkadaşlarımdan birisi Türkan Hanım’ın cenazesine gitmeyi teklif ettiğinde, hem üşengeçliğimden, hem başka işlerim olduğundan, hem de cenazede biçimsel olarak bulunmanın bir faydası olmadığını düşündüğümden gitmedim.
    Bence Türkan Saylan vizyon sahibi bir insandır. Büyük hizmetler yapmış ve gönlü de sevgiyle doludur.
    Ama şurada bir yanlışlık görüyorum ben. Eğitilmesi gerekenler sadece kız çocukları değildir. Erkek çocuklarıdır da. Sadece başı açık olanlara burs verilmemelidir. Türbanlılara da verilmelidir. O kızlar da evlerinden çıkıp dünyayı tanımalıdır. Kendilerine özgürlük sağlayacak yollarda karşılaştıkları engellerin kaldırılmasına yardım edilmelidir. Gerçek feministlik de bunu gerektirir.
    Ayrıca siz erkekleri eğitmediğiniz sürece liseye kadar okusa da bir kız okumuş olduğu ile kalacaktır. En fazla lise bittikten sonra gene baba ocağına, koca ocağına dönecektir. Belki o kendi kızının daha özgür olmasına imkan sağlayabilir. Çok dolaylı bir fayda sağlanacaktır. Ama erkekleri de eğitirseniz sorunu çok daha kolay yoldan çözersiniz.
    Türbanlı öğrencilere burs vermemekle, belki türbanı sayesinde evinden dışarı adım atabilecek kızlar evlerine geri yollandı bilemiyoruz. Oluşacak kutuplaşmalara da bir başka bakış sağlayabilirdi diye düşünüyorum.
    Aklın ve aydınlığın tek bir yolu olduğuna inanıyorum. Türbanlı ya da açık, insanlığa açılır beynimizdeki pencere…

Yorumun ne olacak?