Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce Düşünceler Düşünce

Ocak ayının ilk haftasında adet olduğu üzere daha hafif konulara değinilir. Gazetelerde genelde güne yarı sersem girenlerin zihin durumları dikkate alınarak dileklerle kehanetlerin birbirine karıştığı cümleler rastlamak pekala mümkün. Büyük bir kargaşa eylemlere de yansımaya başlar.Önce telaş sonra dinginlik yaşanır her yerde?

Ben de hep yazmak isteyip fakat süreklice zamanı değil diye ertelediğim bir konuya ortasından giriyorum. Ama gelin görün ki ülkece yaşadığımız olaylar yazıya toplumsal bir anlam kazandırınca başını yakalasa sonunu bulmakta zorluk çekiyor insan.

Uygarlıklar çatışması veya dinler arası diyalog tartışmalarına oldum olası katılmam. Böyle bir tartışmanın gereksiz olduğuna inanırım ama öyle hamasi zihniyetle de olaylara bakmam.Hayatı siyah beyaz görmesem de grilere sığınmamaya dikkat ederim.Haksızlık ediyorum belki öncelikle kendime sonra da bu görüşe yüreğini veren insanlara…

“Dialoğun ön şartı insanlara inanmaktır,sevmeyi becerebilmektir” çünkü.

Genel anlamıyla sözüne etmek istediğim konu semavi dinlerinin bayramlarının aynı zamanlarda kutlanması sonucu kültürel zenginliklerimizin farkına varılmasına dair olacak.Yeni yıl derken senenin ilk haftasının son bayramını ermeni vatandaşlar kutlayınca bu yazıyı gecikmeli de olsa yazma fikri kışkırtıcı bir şekilde düşüncemde yer aldı.

Ancak Hrant Dink cinayeti ve Ermeni sorunu gibi algılanmasın durmak istediğim mesele. Elbette doğası gereği konunun kapsamında bunlar yer alsa da genel anlamıyla konu farklı dinlerde farklı dillerde insanların birbirlerini zenginleştirmesi üzere de denilebilir bir bakıma.Yazının yazılma nedenlerinden biri de isminin anlamının Ermenice Erzurum demek olduğunu öğrendiğim Garine adlı bir Ermeni dost.

Fakülteye girdiğim seneye kadar doğduğum ve büyüdüğüm memleket olan Siirt’te Ermeni vatandaşların yaşadıklarından bihaberdim. Bir ders arasında sorduğu bir soru karşısında hocanın nereli olduğunu sorup Siirt demesiyle tesadüfen tanıştım Garine’yle.

Mücadele Gazetesi sahibi ve yazarı Cumhur amcadan (Kılıççıoğlu) Hrant Dink’in de Siirt kökenli bir Ermeni olduğunu öğrendiğimde ne kadar şaşkınlığa uğradığımı anlatabilmenin imkanı yok. .

Daha sonraki konuşmalarımızda Sasonlu olduğunu bir takım olumsuz koşullar sonucu İstanbul a taşındıklarını üzülerek öğrendim Garine?den. Sonra çok iyi dost olduk okulda çok çetrefilli olaylara da karıştık çok güzel konulara da. Özellikle yarı Arapça yarı Ermenice ?işme kitte baş kinte?? ( nasılsın iyi misin ?) deyişleri beni öldürürdü.

Onunla tanıdım dünyanın en büyük duduk sanatçısı olan Civan Gasparyan?ı. Onunla öğrendim Aylin Ateş?i Karin Karakaş?ı Mıgırdiç Margosyan’ı. Onunla tattım meşhur yemekleri Topiki, mahlepli kutsal paskalya çöreklerlerini. Ondan öğrendiğim yine beni kızdırdığında gavur manasına gelen dacik demesini.

Birlikte bir sürü kültürel etkinliğe katıldık.O beni Ethem Mahçupyan?nın ?Posmodernizm? adlı konferansına götürdü ben onu Hilmi Yavuz’un ?70.yaş günü toplantısına.?

Hrant Dink menfur saldırıyla öldürülmeseydi o hafta içinde görüşmeye götürecekti beni Agos’a.

Elif Şafak?ın 301.maddeden yargılanıp başını belaya soktuğuBaba ve Piç” kitabını aynı zamanda okuduk birlikte eleştirdik.

Fakültede Kürt kökenli vatandaşların anadillerinde eğitim yapma haklarını savunmak adına imzayı birlikte attık ki neredeyse okuldan atılma derecesine vardı iş.

Derse yetişebilmek için merdivenleri ağır ağır çıkmama eşlik edip geç kalmayı göze alan Garine’yle birlikte merdivenlerde o dersin hocasıyla karşılaştığımızda kültür dayanışmasıyla ve dostluk anlayışıyla ilgili sözleri hala aklımda …

Bir tarih sınavında bize sorulan ermeni meselesini nasıl cevapladığımı sorduğunda “ne olacak sizi kötüleyip durdum” dediğimi hatırlıyorum olayın ne kadar trajikomik olduğuna vurgu yapıp yanlış anlaşılmayacağımdan emin.

Ne Fransa?da alınan karar ne de Diaspora?daki tutumlar dostluğumuza gölge düşürmedi. Öğretmenlik yaptığı okullarda sadece ermeni olduğu için uğradığı haksızlıkları dinlerken ona uygulanan çifte standartı anlattığı zaman gözlerim dolardı

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin birinci maddesinin bu hassas konuya değindiği gibi “her insan;özgür,onur ve haklar bakımında eşit doğar.Akıl ve vicdanla donatılmış olup birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranır.”

İşte insan olana da yaraşan budur.

Ermeniler Noeli yani doğuş yortusunda diğer Hıristiyan mezheplerinden farklı olarak Vaftiz yortusuyla birlikte kutlarlar. Gagant dedikleri yılbaşını 6 Ocakta kutluyorlar ve ne kadar geç yatılırsa yatılsın bir kaç saatliğine bile olsa işyerlerini açıyorlar. Evin erkeği yılın ilk günü evden getirdiği narı kırarak bereket getirsin diye tanelerini yerlere serperlermiş.

Her bir tanenin narı narı yapan özelliği olduğu gibi bizi biz yapan farklı kültürlerin tek çatıda buluşması “ğağahutyun? yani barış dolu günlere hep birlikte girmek dileğiyle…

Şnorhavor surp znunt? (bayramınız kutlu olsun).

www.hulyayalim.com

11 yorum yazıldı

  1. nadya diyor ki:

    önemli olan kimsenin dokunmadıgı dokunamadıgı konulara deginmek sen de bunu yapmişsın ve cok da güzel özetlemişsin.keşke herkez sen gibi olsa ve senin gibi düşünebilse ama insanlara ilk aktarılanlar o beyinciklerinde kalıyor ve ilerleme göstermiyorlar bi parca olsun degiştirmiyorlarokumak gercekleri ögrenmek acaba biz insanlara zor mu geliyor yoksa işimize mi gelmiyor sen ve senin gibi insanlar keşke bu konuları bizlere naksetse kişke bizde onları dogru alabilsek

  2. frank ribery diyor ki:

    Farklı düşünceler, inançlar, farklı dinler, mezhepler, farklı diller ve kimlikler yüzünden başka insanlara düşmanlık etmemeliyiz. İnsan bir kimlikte, bir dinle, bir dille gelir dünyaya ve onunla yaşar. İNSANIN NE SUÇU GÜNAHI VAR BUNDA????????????????

  3. afo diyor ki:

    Secih bey okadar güzel yazmış ki başka söze ne hacet.
    Bencede sevgi hayal kimse birbirini sevmek zorundada değil ama saygı olabilir.Neden olmasın ki.Ama bizim yaşadığımız memleket nedeniyle buda çok zormuş gibi geliyor bana.Kimse birbirine hoşgörüde bulunmuyor.Küçüklükten itiberen bu bize işlenmiş.Kürt olan Türk olana saygısız,Türk olan Ermeni olana saygısız çünkü böyle görmüş veya böyle öğretilmiş.
    Biz kendimiz zorluk çıkarıyoruz,huzur içinde yaşamamak için uğraşıyoruz.

  4. secih diyor ki:

    hülya hn. yine yapmış yapacağını ortalığı katmış birbirine, her modelden yorum mevcut. mutfakta pişen çorbanın yanından geçen tuzu atılmamış diye düşünüp tuz eklemiş şimdi bu çorbayı içecek adam bul bulabilirsen, herkes suçlu ama çorbayı içen yok. hiç şansı yok bu çorbanın, çöpe gidecek anlaşılan, lafa gelince kardeşlik sevgi edebiyatı yapmakta üstümüze yok. bütün yorumcuların yorumlarına farklı pencerelerden bakınca hepsine katılıyorum çünkü hepsine saygı duyuyorum işte asıl mesele bu, bizler birbirimizi sevmek zorunda değiliz ama birbirimize saygı duymak zorundayız, eğer toplum bunu başarıyorsa toplumsal barışı sağlıyor olursunuz ama saygı yoksa ve kendi fikir ve düşüncelerini başkalarına kabul ettirme savaşına girilirse garine türü arkadaşlıklar masal olur. diyaloğun ön şartı insanlara inanmak ve sevmek hayal gibi ama ilk şart saygı olursa ancak o zaman çatışmalar son bulur. sevgi ve inasanlara inanmanın sonu hep hüsran olmuştur, 12 şehit verdiğimiz son saldırıyı hatırlayalım ve bu saldırı olmamış gibi düşündüğümüzde şehit olan askerler şuan yaşıyor olsalardı sağ kalan askerler için ne düşünüyorlardı dersiniz; kardeş gibi olduklarını, aynı nefesi, aynı karavanayı kaşıkladıklarını, birbirleri için canlarını vereceklerini, birbirlerine destek olduklarını anlatıyor olacaklardı, teskereden sonra belkide birbirlerini arıyor görüşüyor olacaklardı, ama gerçekte ne oldu 12 şehit ve geride kalanların hainliği, şuan 1 tanesinin örgütle ilişkileri ispatlanmış ömür boyu hapis cezası verilmiş, belki beş sene sonra terör elebaşısı serbest kalacak ama bu er ömür boyu zindanda çürüyecek hadi çıkın işin içinden, arkadaşını satan bir ere sevgi sözcüklerinden bir harf bile yakıştırılabilirmi. bu işin tek çözümü insanların birbirine saygı göstermesi olacaktır saygı herşeyi halletmeye yetecektir, sevgi biraz hayal de !

  5. tuana diyor ki:

    YARATILANI SEVERİM YARADANDAN ÖTÜRÜ MANTIĞINI OTURTAMAMIŞ İNSANLARIN SANKİ KENDİLERİ SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIKMIŞ GİBİ BU KADAR UZUN VE GEREKSİZ YORUM YAPMALARINI ÇOK ÇİRKİN VE ÇOK GEREKSİZ BULDUM HEPİMİZ KARDEŞİZ HERKES İNANDIĞI ŞEYİ ÖZGÜRCE YAŞAMALI KİMSE BUNA ENGEL OLAMAZ ALLAHIN İNSANLARA REHBER OLARAK GÖNDERDİĞİ ELÇİLERİNİN DIŞINDA HİÇ KİMSENİN DİĞERİNE ÜSTÜN BİR TARAFI YOKTUR DİN DİL IRK AYIRIMI YAPANLAR KENDİNE TOPLUMDA YER BULAMAMIŞ BU ŞEKİLDE AYIRIMCILIK YAPARAK YER EDİNME ÇABASINDA OLANLARDIR TEŞEKKÜRLER HÜLYA YALIM İNSANCIL DÜŞÜNCENİZDEN ÖTÜRÜ SİZİ AYAKTA ALKIŞLIYORUM

  6. witch diyor ki:

    insanlar çok duvar az köprü yapıyorlar çünkü bugünkü dünya toprağı kötü. insanların ektiği acıların alçaklığın gelişmesine elverişli bir dünyaya ne kadar barış veözgürlüğü ekerseniz ekin verim alamazsınız.Bu da yetmez canınızdan olursunuz.ölmek de yetmez sadece düşündüklerinizi söylediniz diye mezarlıkta yargılanısınız…
    Nasırlaşır acının acısı can kafesinde yürekler bağnazlığın döküm kalıplarında taşlaşır,
    köpekler ise ortalıkta dolaşır ama kaz adımlarıyla…

  7. mehmet zeki diyor ki:

    ben çok şaşırıyorum, birini gördüğü zaman “aaa bak bu ermeniymiş” yada bak bu falan ırkmış diye. halen böyle sözlerin edinildiğine inanamıyorum. karşılaştığımda ise bir tokat gibi yüzüme çarpıyor bu laf? ne oluyor bize diyorum. sevgiden bahseden biz değilmiyiz ya? bu dünyada barış istiyen, mutluluk huzur istiyen? isteklerimizdeki bu tezatlık kafamı karıştırıyor açıkçası? ne istiyoruz ki biz? ne istediğimizi biliyor muyuz yada? İnsanın insan olarak değil, ırk olarak gözükmesi insanlıkğın geleceği önündeki en büyük tehlikelerden biri. unutmayalım ki ” biz bizi sevmezsek kim bizi niye sevsin?”

  8. Mamoste diyor ki:

    Bütün dil ve kültürler güzeldir. Ve hepsine sonsuz saygım vardır. Fakat dil ve kültürler özgür bir şekilde işlendiği sürece insanlara mutluluk verir. Hrant Dink bunu gerçekleştirmeye çalışıyordu. Apê Musa( musa anter) gibi. Sabahattin Ali gibi, Abdi İpekçi gibi, Ahmet Taner Kışlalı gibi daha nice yazarlar ve düşünürler güvercin özgürlüğünde yaşam dedikleri için kimsenin üstüne gidemediği gerçekleri söyledikleri için katledildiler.

    Toplumdan farklı düşünen insanların bu kadar kolay harcandığı başka bir ülke var mıdır acaba? İnsanları fikirleriyle aydınlatan, düşüncelerini korkmadan söyleyen insanlar faili meçhul bir şekilde öldürülüyor.

    Hrant Dink?in eşi Rakel şöyle demişti ?bebeklerden katil yaratan karanlıklar sorgulanmadan nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?. İşte sorun buradadır. Karanlığı sorgulamıyoruz. Korkuyoruz kendimizden, verilen eğitim sisteminden de başka bir şey beklenmez zaten. Daha ilk derste vatan millet Sakarya kültürünü aşılatan ve buna vatan sevgisi kutsallığı adını veren bir sistem nasıl farklı dillere kültürlere tahammül edebilirki. Türkün türkten başka dostu yoktur. En kötü türk en iyi türk olmayandan daha iyidir diyen bir sistem nasıl karanlıkları aydınlığa taşıyabilir ki.

    Kısaltırsak insanı insan olduğu için sevmek. Senin kültüründen, senin gibi düşündüğünden, seninle aynı dili konuştuğundan değil. Hümanist bir eğitim felsefesini benimsediğimiz zaman belki karanlıkları sorgularız?. Ama bunun için daha kaç tane insanımızın ölmesi gerekiyor işte orasını bilimiyorum.

    Yazı Hrant Dink?e değindiği için biraz duygusal oldu. Yeterince net bi şekilde bazı şeyleri açıklayamadım belki ama. İnsanın kalbinden gelen ilk cümleler her zaman değerlidir.
    HRANT?IM ERMENİYİM

  9. Tırtılım diyor ki:

    (Dünyayı güzellik kurtaracak
    Bir insanı sevmekle başlayacak her şey ?.Z.Livaneli)

    Bir tane insanı sevmekten yola çıkarak BİR TANE DÜNYA?YI
    Sevmeye dönüşen yazınız yine birçok yazınızda olduğu gibi başkalaşımlar içeriyor; sevgiden barıştan ve de hoşgörüden yana.

    Vermiş olduğunuz nar benzetmesinde olduğu gibi;
    ?? YÜREĞİNİZDEN VE EN İÇTENLİĞİNİZLE ÇIKAN BİR TANE BARIŞ İSTEĞİNİZİN DÜNYA YA DAĞILAN BİN TANELERE DÖNÜŞMESİ?? dileklerimle de?

  10. Yunis diyor ki:

    Ben yazdığın yazıdan çok seni, üzerinde taşıdığın hümanizm gömleğine ne kadar önem verdiğinle ilgili birşeyler söylemek istiyorum.
    Elbette İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde “her insan;özgür,onur ve haklar bakımında eşit doğar.Akıl ve vicdanla donatılmış olup birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranır.” ifadesine olan inancın, bir bölgenin insanına (örn. Ermenilerle) duyduğun hassasiyeti, haksızlığa uğramış, yanlış ve haksız saldırılara ve yöntemlere mağdur kalmış her kim olursa olsun tepki göstereceğini iyi biliyorum. Senin karakterinde bu öylesine yer etmiş ki, belki de seni seven, önemseyen ve sana değer veren dostların (buna ben de dahilim) işte seni bunun için seviyorlar, önemsiyorlar ve işte bu yüzden sana değer veriyorlar. Yansız olduğun için, düşüncelerini hiç tereddüt etmeden insanlarla paylaştığın, doğrularında israrcı, yanlaşlarında hemen geri adım atabildiğin için bu insanlar seni seviyorlar, önemsiyorlar. Sen insanı dili, dini, ırkı, rengi ne olursa olsun -sadece insan oldukları için- seviyorsun. Sen asla ve asla düşüncelerinden dolayı insanların yadırganmasını, hor görülmesini, suçlanmasını tehdit edilmesini asla kabul etmeyen ve edemeyen bir kişisin. Senin adında da yer aldığı gibi işte sen böylesi güzelliklerin hülyasısıs (düşüsün). İşte sen bu yazında da geçtiğimizyıla damgasını vuran olayların en önemlilerinden biri olan Hırant Dink olayını da içeren Ermeni konulu yazıyı yazmış olmakla yine bir haksızlığı, bağnazlığı ve barbarlığı dile getirmişsin. Sen hiç bir zaman şiddetten yana olmadın, zaten olmak istesen de bunu başaramazsın. Senin yüreğinde bu yok.
    Sevgili Hülya Kardeşim,
    Yazını okumakta biraz zorlandım desem yalan konuşmamış olurum. Okuduğum satırı bir kere daha okumaya çalışıyorum, çünkü anlamakta güçlük çekiyorum. Belki de benim cahilliğimden kaynaklanıyor. Yazdığın yazılarda felsefenin biraz dışına çıkar ve cümlelerini daha basit ama akıcı hale getirirsen yazılarının tadına doyulmayacağını bilmeni istiyorum. Ha! bir de yazım kurallarını ihmal etme ltf.
    Beynine, yüreğine ve kalemine sağlık.

  11. gilman diyor ki:

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin birinci maddesinin bu hassas konuya değindiği gibi “her insan;özgür,onur ve haklar bakımında eşit doğar.Akıl ve vicdanla donatılmış olup birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranır.”
    YAZINIZDAKİ BU PARAGRAFTAN YOLA ÇIKARAK, DOĞRU BİR ÇIKIŞLA DOĞRU NETİCELERE GİTMEK GEREKİYOR.

    GARİME ERMENİ BİR TÜRK VATANDAŞIDIR. ŞİMDİ HERKESİN BİLDİĞİ BAZI GERÇEKLERİ TEKRAR ETMENİN FAYDALI OLACAĞINI VURGULAMAK İSTİYORUM.

    OSMANLI İMPARATORLUĞU?NUN YIKILMASINI HIZLANDIRAN VE ÖZELLİKLE AMERİKA VE AVRUPA DEVLETLERİNİN DE ÇOK İYİ KULLANDIĞI AZINLIKLAR MESELESİNE BAKALIM.

    ARAPLAR, KÜRTLER, ERMENİLER ÖNCELİKLE KULLANILAN UNSUNLARDI.
    OSMANLI İMPARATORLUĞU ALEYHİNE KIŞKIRTILAN VE İHANET ETMELERİ SAĞLANAN BU VE BENZERİ UNSURLAR, YIKICILIK VE BÖLÜCÜLÜK ANLAMINDA İFA ETTİKLERİ BAŞARILI GÖREV, 22 MİLYON METREKALİK İMPARATORLUK DEVLETİNİN SONUNU GETİRMİŞTİR.

    KURTULUŞ SAVAŞINDA AYNI ŞEKİLDE KIŞKIRTILAN VE KANDIRILAN ARAPLAR, KÜRTLER VE ERMENİLER AYNI ŞEKİLDE MİLLİ MÜCADELEYE İHANET ETMİŞ, BÜYÜK ZARAR VERMİŞLERDİR.

    ABD VE AVRUPA DEVLETLERİ, YÜZYILLARDIR KARDEŞLİK DUYGULARI İÇERİSİNDE YAŞAYAN BU UNSURLARI, ONLARCA YIL SÜREN ÇALIŞMALAR NETİCESİNDE FEVKALADE BAŞARILI BİR ŞEKİLDE BİRBİRİNE CAN DÜŞMANI ETMİŞTİR.

    TEBA-İ SADİKA VEYA MİLLET-İ SADIKA DİYE NİTELENDİRİLEN ERMENİLER, (Kİ GÜNÜMÜZDE DE HALEN ERMENİ DİASPORASININ YAPTIĞI BU) HER TÜRLÜ İHANETİN İÇİNE SOKULMUŞLARDIR.

    DOĞAN NESİLLER ŞİMDİ ARTIK BİRBİRİNE ŞÜPHEYLE BAKMAKTADIR. ARAP, KÜRT, TÜRK, ERMENİ, RUM?. YILLARCA BİRLİKTE YAŞAMIŞ BU UNSURLAR ARTIK BİRBİRLERİNE KESKİN BİR ŞÜPHEYLE BAKMAKTADIR.

    ŞİMDİ GEÇMİŞTEKİ ERMENİ PAPAZLARIN KIŞKIRTMALARINI, KATLİAMLARINI BELGELERİYLE ORTAYA KOYMA İMKANIM VARDIR. AMA, GEREK GÖRMÜYORUM?

    YAPILACAK ŞEY BENCE ŞU; TÜRK?Ü, ARABI, KÜRDÜ, ERMENİSİ, RUMU VE DİĞERLERİ?NETİCEDE BU ÜLKEDE YAŞAYAN HEPİMİZ; HER TÜRLÜ AYRIMCILIĞI, IRKÇILIĞI, DİN DÜŞMANLIĞINI, AÇIK VE ALENİ BİR ŞEKİLDE TELİN EDECEK?
    BU ÜLKENİN GÜÇLENMESİ, ÇAĞDAŞ BİR İDARE SİSTEMİNİN KURULMASI SAĞLANDIKTAN SONRA, ELBETTE HER TÜRLÜ DİYALOĞUN SAĞLANMASI, KÜLTÜREL ETKİNLİK VE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SAĞLANMASI MÜMKÜN OLACAKTIR.

    DİNLER ARASI VEYA KÜLTÜRLER ARASI DİYALOG TEK TARAFLI YAPILIRSA SONUÇ HER ZAMAN ŞÜPHELİ OLACAKTIR.

    IRAK PARÇALANMASINI VE 2.5 MİLYONDAN FAZLA İNSANIN ÖLDÜRÜLMESİNİ ABD, BU ÜLKEDE YAŞAYAN KÜRTLERİ DE KULLANARAK GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR.

    ŞİMDİ AYNI KATLİAMI İRAN?DA YAPMAK İSTEYEN ABD VE İSRAİL, YİNE PKK?YI DA İRAN?A KAYDIRARAK VE PKK BENZERİ PJAK?I GÜÇLENDİREREK (TEMELDE YİNE KÜRTLERİ KULLANARAK) İŞİNİ KOLAYLAŞTIRMAYA ÇALIŞMAKTADIR.

    OSMANLIYI DA YIKMAK İÇİN HAREKETE GEÇEN ABD VE AVRUPA, ERMENİLERİ KULLANMAYA KALKMIŞ VE BUNLARDAN YÜZBİNLERCESİNİN ÖLMESİNE SEBEP OLMUŞTUR.

    HİÇ BİR İNSAN DOĞARKEN, NASIL OLACAĞINI VE HANGİ MİLLETTEN DOĞACAĞINI, DİNİNİ, KÜLTÜRÜNÜ SEÇME İMKANINA SAHİP DEĞİLDİR. AMA, AKIL SAHİBİ OLAN İNSAN, YETİŞKİN OLDUKTAN SONRA AKL-I SELİM İLE NASIL DAVRANACAĞINA KARAR VEREBİLEN TEK VARLIKTIR.

    YETER Kİ DÜNYEVİ ÇIKARLARA ALET OLUP, EN YAKIN KOMŞUSUNUN MALINA, CANINA VE NAMUSUNA GÖZ KOYMA ALÇAKLIĞINDA BULUNMASIN?

    GEÇMİŞTE HEPİMİZ, BİRİLERİNİN VEYA BAZI ALÇAK SALDIRGANLARIN OYUNUNA GELDİK. ŞİMDİ HER TÜRLÜ DÜŞMANLIĞI VE PEŞİNFİKİRLİLİĞİ BİR KENARA BIRAKIP, GÜÇLÜ TOPLUM, GÜÇLÜ ÜLKE OLMA YOLUNDA AMA, KENDİ BENLİĞİMİZİ, İNANÇLARIMIZI VE KÜLTÜRLERİMİZİ DE BAŞKALARINA ZARAR VERMEYECEK ŞEKİLDE MUHAFAZA EDEREK, BİRLİKTE YAŞAMA VE PAYLAŞMA BİLİNCİNİ OLUŞTURARAK YENİ BİR BAŞLANGICA KARAR VERMELİYİZ.

    ZAMANI GELDİĞİNDE BU GÜÇLÜ YAPI İÇERİSİNDE ELBETTE ERMENİ OKULLARI, ARAP OKULLARI, KÜRT OKULLARI VE DİLLERİNDE EĞİTİM VERME ALMA HAKLARI OLSUN.

    TÜRKİYE VATANDAŞI MÜSLÜMANLARIN KENDİ DİNİ İNANÇLARINI SERBESTÇE YAŞAMA HAKLARI OLDUĞU GİBİ, YAHUDİ VE HRİSTİYAN TÜRKİYE VATANDAŞLARININ DA AYNI ŞEKİLDE İNANÇLARINI SERBESTÇE YAŞAMALARI HAKKI VARDIR.

    İSLAM İLE BESLENEN OSMANLI İMPARATORLUĞU BU ÖZGÜR TOPLUM ÖRNEĞİNİ 600 YIL YAŞATMIŞTIR.

    İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ?NDEN ÖNCE, GERÇEK MÜSLÜMANLAR İNANDIKLARI KİTAP OLAN KURAN?DAN ZATEN BU TÜR İNSANİ OLAN YAŞAMIN TEMİNİNİ, KURANİ BİR EMİR OLARAK KABUL ETMİŞLERDİR. DİNİ, DİLİ, İNANCI, RENGİ NE OLURSA OLSUN, BİR İNSANI HAKSIZ ÖLDÜRMENİN, TÜM İNSANLIĞI ÖLDÜRMÜŞ OLACAĞINI BİLEN VE KABUL EDEN MÜSLÜMANLAR, BU EMİRLERİN DIŞINA ÇIKTIKLARINDA ALLAH?IN LANETİYLE KARŞILAŞACAKLARINI BİLMEKTEDİRLER.

    YENİ BAZI AÇILIMLARA GELİNCE;

    AMA ŞİMDİ DEĞİL!… ÇÜNKÜ HİÇ ZAMANI DEĞİL!.. ABD VE İSRAİL YIKILMADIKÇA DEĞİL? AVRUPA ÜLKELERİNİN ETKİSİNDEN ÇIKMADIKÇA DEĞİL? EKONOMİK VE ASKERİ GÜÇLE DÜŞMANLARLA EŞDEĞER GÜCE KAVUŞMADIKÇA DEĞİL?

    Selam ve Saygılar

Yorumun ne olacak?